וואלה"הדברים הללו שקריים לחלוטין" | תגובת דובר צה"ל באנגלית לסרט "נז"א"CNN Türkİngiltere’de Hull City rüzgarı: Premier Lig'de kalıcı olacağını gösterdiInquirerPCG searches for fisherman after boat found burning off BatangasThe Jerusalem PostIsrael attacks only when attacked - and the Jordanian border is proof - opinionESPNFantasy buzz: Two Panthers? Ashton Jeanty?! The scoring leaders after SNFPunchSouth Korea interim coach denies using ChatGPT to prepare for matchesBollywood HungamaEXCLUSIVE: Anya Singh bags Vikram Bhatt’s 1920: Cold Winter; reunites with Ahan Shetty after Border 2한겨레AI 개발 경고음…영국 국왕, AI기업 경영진과 이번주 회담SözcüPetrol fiyatları çileden çıkardı: Komşuda halk, sokakları yaktıUOLInteligência de Seul investiga se ditador da Coreia do Norte tem um 3º filhoSouth China Morning PostHimalayan ‘glacier bankruptcy’ threatens water security for 2 billion in AsiaSky TG24Amazon sospende voli società che gestiva cargo precipitato a Miami
The Daily Newsstand · Free, Always
Monday, September 14, 2026

Şiddet unvan dinlemiyor… Peki utanması gereken kim

Translate

Seda Bacımın bu cümlesinin arkasında hiç de magazinlik olmayan bir gerçek var. Onlarca kez yazdım. Bir kez daha yazayım:

Şiddetin karşısında eğitimin, kariyerin, ekonomik özgürlüğün ve statünün koruyucu bir zırh olduğunu düşünüyorsanız fena halde yanılıyorsunuz.

Türkiye’nin 7 bölgesindeki üniversitelerde çalışan akademisyenlerle yapılan ve 2023’te Heliyon dergisinde yayımlanan araştırmaya göre kadın akademisyenlerin yüzde 25,4’ü aile içi şiddet yaşadığını söylüyor.

Şiddet unvan dinlemiyor… Peki utanması gereken kim

Yani her 4 kadın akademisyenden biri.

Doktora yapmış.

Belki doçent, profesör olmuş.

Ekonomik özgürlüğü var.

Haberin Devamı

Bir amfide yüzlerce öğrenciye ders anlatıyor.

Ama bunların hiçbiri, eve döndüğünde onu şiddetten koruyan görünmez bir zırha dönüşmüyor.

Dahası, yüksek statülü bu kadınlar yaşadıkları şiddetin yanında bir de “Benim başıma nasıl gelir?” utancıyla da mücadele ediyor.

Anlatamıyor.

Yardım isteyemiyor.

Üstelik mesele sadece evde yaşanan fiziksel ya da psikolojik şiddet de değil.

Kadın akademisyenler özelinde yapılan araştırmalar işyerindeki mobing ve cinsiyet temelli şiddetin de ciddi bir sorun olduğunu gösteriyor.

Seda Sayan, aynı konuşmasının sonunda şöyle diyor:

“Onlar utanmamalı. Bunu yapan utanmalı.”

Müthiş doğru.

Profesör de olsa, ev kadını da...

Zengin de olsa, yoksul da...

Utancı mağdurun omuzlarından alıp, ait olduğu yere koyduğumuz gün...

“Zihniyet değişimi” işte burada başlayacak.

Şiddet unvan dinlemiyor… Peki utanması gereken kim

VELİLERE İLK ÖDEV: ÇOCUKLARINIZA ÖLÇÜLÜ OLMAYI ÖĞRETİN

Milyonlarca çocuk için bugün ilk zil çaldı; okullar açıldı. Hele yeni okula başlayanlar ve aileleri için heyecan dorukta. Fakat “o” heyecan bazıları için çoktan sosyal medya akımına dönüşmüş bile.

Minicik kız çocukları, boylarından büyük rengârenk çantalarını, son model markalı mataralarını, sulu boya takımlarından kalemlere, silgilere, defterlere, hatta okulda takacakları tokalara kadar ne var ne yoksa - ki yok yok - bir masa ya da koltuğun üzerine sermiş, sergiliyorlar.

Haberin Devamı

Eskiden “yeni gelin çeyizi” serilirdi ya... İşte onun gibi... Bir tek komşular çağrılmamış.

Ama komşuya ne hacet! İzleyiciler sosyal medyada.

Güle güle kullansınlar. İyi bir eğitim öğretim yılı olsun.

Fakat anlamadığım bir şey var: Niye her şeyi sergilemek zorundayız?

Yanlış anlaşılmasın. İmkânın varsa çocuğuna istediğini alırsın.

Şiddet unvan dinlemiyor… Peki utanması gereken kim

En güzel çantayı, kalemi, ayakkabıyı...

Buna kim ne diyebilir?

Benim takıldığım aldıktan sonrası.

Neden bunu binlerce, yüz binlerce insanın önüne sermek gerekiyor?

Üstelik çocuğunu da kameranın önüne koyarak. Zira bugün sevimli bulduğumuz o görüntü yıllar sonra da internette olacak.

Bugün aynı okul kapısından herkes aynı şartlarda girmiyor.

Haberin Devamı

Bir çocuk yeni çantasıyla giriyor. Bir başkası geçen senekini temizleyip ya da komşusundan ödünç aldığını sırtına takarak...

Birinin önünde 24 renk kalem var. Ötekinin annesi “Bunu şimdi almasak olur mu?” diye düşünüyor.

Hayat pahalılığının aileleri böylesine zorladığı, okula başlamanın bile ciddi bir masrafa dönüştüğü bir dönemde çocuğun kırtasiye alışverişini “yeni gelin çeyizi” gibi sergilemek bir bana mı tuhaf geliyor?

Şiddet unvan dinlemiyor… Peki utanması gereken kim

Biraz görgü. Biraz ölçü. Biraz da karşındakini düşünmek olmalı mesele.

Dolayısıyla çocuklarımıza okulun ilk günü verebileceğimiz ilk ders şu olmalı: Sahip olduğumuz her şeyi göstermek zorunda değiliz.

Çünkü bazen çocuğa alınan en pahalı kalemden daha kıymetli bir şey vardır: Ölçüyü öğretmek.

Haberin Devamı

Şiddet unvan dinlemiyor… Peki utanması gereken kim

ANNELİK NE YARIŞ NE DE SINAV... HEPİMİZ AYNI TARAFTAYIZ

Sosyetenin popüler isimlerinden Nazlı Sabancı, ikinci kez anne oldu. Oğlu Ömer’i kucağına aldıktan 10 gün sonra aynanın karşısına geçti. Siyah elbise, topuklu ayakkabılar ve dümdüz bir karın...

Fotoğrafın üzerine de: “Doğum sonrası, lohusalığın 10. günü” yazdı.

Eh, sonrası tahmin edilebilir. Fotoğraf sosyal medyada yayıldı, haber sitelerine taşındı:

“10 günde eski formuna döndü.”

“Fit hali dikkat çekti.”

“Doğum kilolarından eser yok.”

Haliyle tartışma başladı.

“Gebelik demek illa kilo almak demek değildir. İyi bir örnek oldu” diyenler...

Bir de bu tür paylaşımların yeni annelere “Sen de böyle görünmelisin” baskısı yarattığını savunanlar...

Haberin Devamı

İki tarafın da haklı ve haksız olduğu noktalar var.

Bense yeri gelmişken çiçeği burnunda annelere şunu hatırlatmak derdindeyim:

Instagram sadece sonucu gösteriyor.

Ne Nazlı Sabancı’nın o 10 günde ne yaşadığını
ne hissettiğini biliyoruz...

Ne de bebeğine tek başına bakan, evle uğraşan, başka çocuğuna da yetişen ya da kısa süre sonra işe dönmek zorunda kalan bir annenin 10 gününü.

Fakat bir şekilde sonucu görüyor ve kendimizi kıyaslarken buluyoruz:

“O 10 günde böyle. Ben neden yapamıyorum?”

Oysa annelik ne yarış ne de bir sınav.

Birimizin 10. günü, diğerimizin 10. ayı olabilir.

Birimiz hemen toparlanırız, birimiz bir yılda.

Çünkü bedenimiz başka, şartlarımız başka, aldığımız destek başka.

Ama aynı taraftayız.

Birbirimize hatta yeni annelere yapabilecek en büyük iyilik bu: Kıyaslamak değil, dayanışmak.

View the original on Hürriyet

KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.