Fon krizi değil devlet krizi

Dünyanın büyük sorunları kendisini başka biçimlerde tekrar tekrar gösterir.
Fon krizi diyorlar. Hayır, doğru değil. Bu bir devlet krizi. Zira el altından para toplamak yok. Sahte evrak üretmek yok. Rol yapan dolandırıcı yok. Devletin denetim mekanizmalarının önünde, bizzat görevlilerle birlikte yapılmış bir vurgun var. Haliyle önce devlete ait yetkinin kötüye kullanılmasını konuşmamız lazım.
Örnek vereyim.
Malum, krizinin ortasında Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen var. Tezmen gözaltına alınıp tutuklandı. Tezmen’in ifadesindeki detay hakkında çıkan haberleri doğruluyor: “Devlet kurumu MKK’nin (Merkezi Kayıt Kuruluşu) yönetim kurulu üyesiyim, bu pozisyonum sebebiyle hisse alımı bir kenara içerisinde hisse bulunan fon dahi alımım tamamen yasaktır. Zaten kamu kurumlarında buna ilişkin olarak tüm bilgi ve belge talep edildiğinde bu ortaya çıkacaktır.”
O KOLTUĞA KİM OTURTTU
Gerçekten de Emre Tezmen 3 Ağustos 2026’dan beri MKK’nin yönetim kurulunda görev yapıyordu. Fon krizi patlayınca apar topar adı MKK sitesinden kaldırıldı.
Merkezi Kayıt Kuruluşu piyasa adına kritik bir kurum. Anonim şirket statüsündeki kuruluş, Takasbank, Borsa İstanbul, Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği ortaklığına dayanıyor. Adından da anlaşıldığı gibi MKK; hisse senedi, fon, tahvil, bono gibi piyasa araçlarının alım satımını kayıt altına alıyor. Bu göreviyle merkezi saklama ve izleme yetkisine sahip tek kurum. Haliyle kuruluş bugün yaşadığımız fon trafiği için kritik bir öneme sahip.
Geçmişte bu kayıtlar basılıyor, sertifikalaştırılıyor, saklanıyordu. 27 Haziran 2005’ten başlayarak bu süreç kayıt altına alındı. Nasıl nüfus idaresi nüfus kayıtlarını tutuyorsa, nasıl tapu idaresi tapu kayıtlarını saklıyorsa MKK de bütün mali varlığı kayıt altında tutan bir anlamda kozmik oda.
İşte bu yüzden kurum herkesi yönetim kuruluna getirmiyor. Resmi sitesinde yöneticilerinin sahip olması gereken değerleri “dürüstlük, liyakat, sorumluluk” sıralıyor. Zira kurum sağlaması gereken en büyük değeri “güvenilirlik” olarak anlatıyor. Bu nedenle de yönetim kurulu üyeleri fon ya da borsa alım satım işleri yapamıyor. Buna rağmen Tera’nın patronu Emre Tezmen, böyle bir kuruluşun yönetim kurulu koltuğuna oturtuluyor. 3 yıl boyunca fon vurgunu için kritik bir kamu kuruluşunda görev yapıyor. Sahi bunu kim sağlıyor?
PARTİDE BİRLİKTE ÇALIŞIYOR
Dün gündemin en önemli konusu Fatma Betül Sayan Kaya’nın fon vurgununun kritik isimlerinden biri olmasıydı. Yakın zamana kadar Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı olan Kaya, dün istifa edene kadar AKP’de sosyal politikalar başkanı idi. Zor durumdaki kimselere sosyal politika üretsin diye bu koltuklara oturtulmuştu. O ise açıklananlara göre 8 Nisan’da yatırdığı 63 milyonu 4 ay sonra eylülde 1 milyar 344 milyon yapıp çekmişti. Aradaki 1 milyar 281 milyon liralık vurgun yoksul halkın üstüne çökmüştü.
Aynı gün ilk kez kelepçeli bir fotoğraf geldi. Daha önce serbest bırakılan Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel gözaltına alındı. Özel’in Tera dışında bir özelliği daha var. Hayır, farklı yönde haberler çıksa da Özel’in AKP Genel Merkezi’nde resmi bir görevi yok. Ancak partiden konuştuğum isimler Fatma Betül Sayan Kaya ile birlikte çalıştığını teyit etti.
Spekülasyon yapıp bırakılan hisse ise Özata Denizcilik hissesi. Mütevazı bir tersane iken 4 ayda değeri 20 katına çıkmış. Şirketin değeri 300 milyara ulaşarak ekonominin devlerini geçmiş. Peki o şirketin sahibi kim? O da AKP’de görev yapan Özdemir Ataseven. Dün Barış Pehlivan’ın paylaşımıyla ortaya çıktı ki şirketin yönetim kurulundan krizin patlamasından hemen önce Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik’in damadı İskender Balcı 28 Ağustos’ta apar topar istifa etmişti.
SAVUNMA İHALELERİ AYNI ŞİRKETE
Skandalın bir boyutunu da emekli Amiral Yankı Bağcıoğlu paylaştı. Özata Denizcilik, Türk Deniz Kuvvetleri için üretilen Hisar Sınıfı Açık Deniz Karakol Gemisi Projesi’nde ve 4 Akaryakıt Gemisi Projesi’nde yer alıyor. Projeler halen devam ediyor. Muhtemelen bu yaşananlar nedeniyle aksayacak.
Konuştuğumuz bir basit haberin öğeleri bile bize sorunun ne olduğunu açıkça gösteriyor. Tablo öyle bir durumda ki... Cumhurbaşkanlığı’nda görev yapan Tera yöneticilerini, Fecir Alptekin’i, Alkin kardeşleri konuştuk. Ama Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in, Kasım 2025’te spekülasyonlardan haberdar olduğunu söylediği meşhur konuşmasının ardından Tera’nın yönetiminden ayrılan Bülent Aksu’nun eski Hazine ve maliye bakan yardımcısı olduğunu unuttuk.
DEVLETTE YÖNETME KRİZİ
Kısacası...
Türkiye’de bir süredir gördüğümüz “yerli ve millilik” örtüsü altında parti ile devletin bir araya gelerek adeta her şeyin raydan çıkması son olarak bize kendisini fon krizi olarak gösterdi. Vatandaşın vurgunla el değiştiren parasının göz kamaştırıcılığından, vurguncuların iktidarın en tepesinde olmasından kafamızı kaldırınca devlette apaçık bir yönetme krizi görülüyor. Savunma sanayi ihaleleri “bizden” diye bir şirkete veriliyor, o şirket üzerinden siyasetçiler spekülasyon yaparak vatandaşı soyuyor, bu işleri organize eden Tera ile iktidar yönetim kurullarıyla içiçe geçiyor, tüm alım satım işlerinin kozmik odası ise Tera’nın sahibine emanet ediliyor. Bu soygun döngüsünün değişmesi için önce bu yönetme anlayışının değişmesi gerekiyor.
Önümüze düşen krizler bize büyük sorunlarla yüzleşmek için verilmiş fırsatlardır aynı zamanda.
KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.