Kanser ilacının pasaportu olur mu?

Televizyonu açıyorsunuz: Amerika ile Çin karşı karşıya. Ticaret savaşları, teknoloji yarışı, karşılıklı güvensizlik...


Haberlerimizi Google’da Takip Edin
Gelişmelerden anında haberdar olun.
Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin
Haberin Devamı
Sonra bir kanser ilacının hikâyesini okuyorsunuz:
Molekül Çin’de geliştirilmiş, bazı ülkelerdeki haklarını Amerikalı bir şirket almış. İki taraf aynı buluş için çalışıyor.
Peki, hangisi gerçek?
İkisi de!
12-15 Eylül’de Seul’de düzenlenen Dünya Akciğer Kanseri Kongresi’ni anlamak için yeni ilaçların isimleri kadar bu çelişkiye de bakmak gerekiyor.
Çünkü değişen yalnızca kanseri tedavi etme biçimimiz değil. Tedaviyi kimin geliştirdiği de değişiyor.
‘Çin malı’ndan Çin buluşuna
Uzun süre Çin’i dünya ekonomisinin üretim atölyesi olarak düşünmeye alıştık. İlaç sektöründeki anlaşmalar ise bu bakışın yetersiz kaldığını gösteriyor.
Çinli bir firmanın geliştirdiği ivonescimab bir örnek.
Amerikalı Summit, 2022’de ilacın ABD ve Avrupa dahil belirli pazarlardaki geliştirme ve satış hakları için 500 milyon dolarlık başlangıç ödemesini içeren bir anlaşma yaptı.
Başarı koşullarına bağlı ödemelerle toplam tutar 5 milyar dolara ulaşabiliyordu.
Amerikalı bir şirket de 2025 yılında Çinli biyoteknoloji şirketiyle bir kanser ilacı adayı için Çin dışındaki hakları kapsayan anlaşmayı tamamladı.
Açıklanan başlangıç bedeli 1.25 milyar dolardı.
Burada önemli bir ayrım var: Her anlaşma, Çinli şirketin satın alınması demek değil.
Çoğu zaman alınan, belirli bir molekülün belirli ülkelerdeki hakları. Manşetlerdeki milyarlar da her zaman peşin ödenmiş para değil bir bölümü gelecekteki başarıya bağlı.
Yani yalnızca ilaç değil, risk ve gelecekteki gelir de paylaşılıyor. Bu tablo, siyasi gerilimin göstermelik olduğunu kanıtlamaz.
Bir ülkeyle yarışırken o ülkede geliştirilen bir buluşa yatırım yapabilirsiniz.
Bunu romantik bir ortaklık gibi de okumayalım. Ticari beklenti güçlü.
Ama bilimsel ilerlemeyle ticari çıkarın buluşması, hastalar için değerli sonuçlar doğurabilir.
Haberin Devamı
Milyar dolarlık anlaşmadan hastanın hayatına
Asıl soru şu:
Bu moleküller gerçekten fark yaratıyor mu?
Seul’de sunulan HARMONi-2 analizi, ivonescimab için dikkat çekici bir yanıt verdi. Çin’de yürütülen 398 hastalık araştırmada, belirli özellikleri taşıyan ileri evre küçük hücreli dışı akciğer kanserinde ortanca yaşam süresi ivonescimabla 30.8 ay, karşılaştırıldığı pembrolizumab ile 22.6 ay bulundu.
Ivonescimab, bağışıklık sisteminin tümöre karşı yanıtını ve tümörün damar oluşumuyla ilişkili bir yolu aynı molekülle hedefliyor. Önümüzdeki yıllarda daha sık duyacağımız “çift hedefli antikor” yaklaşımının örneklerinden biri.
Sonuçları doğru okumalıyız. Çalışma Çin’de, seçilmiş bir hasta grubunda yapıldı, karşılaştırma kemoterapiyle verilen immünoterapiye değil, tek başına pembrolizumaba karşıydı. Buradan “Bütün akciğer kanserlerinde en iyi tedavi bulundu” sonucu çıkmaz.
Ortanca yaşam süresi
ise grupları karşılaştıran istatistiksel bir ölçüdür, kişisel bir süre vaadi değil.
Haberin Devamı
En zor cephede yeni bir kapı
Kongrenin önemli haberlerinden biri küçük hücreli akciğer kanserindeydi.
Hızlı ilerleyebilen, başlangıçta tedaviye yanıt verse bile sık tekrarlayan bu hastalıkta seçenekler uzun süre sınırlı kaldı.
TAISHAN-302 adlı 451 hastalık araştırmada, hastalığı ilk tedaviden sonra tekrarlayan kişilerde “tam-peli” olarak kısaltılan yeni ilaç adayı, topotekan kemoterapisiyle karşılaştırıldı. Ara analizde ortanca yaşam süresi 13.3 aya karşı 9.4 aydı.
Adı tambotatug pelitecan. Ezberlemek zorunda değilsiniz.Önemli olan çalışma biçimi:
Kanser hücresindeki B7-H3 adlı işareti hedefleyen bir antikora hücre öldürücü ilaç yükü bağlanıyor.
Amaç, bu yükü tümöre taşımak. Bunlara “antikor-ilaç konjugatları” deniliyor.
Bunlar yan etkisiz tedaviler değil. Bu çalışmada da ciddi yan etkiler görüldü. Üstelik yeni aday, mevcut seçeneklerin hepsiyle karşılaştırılmış değil.
Bir başka yaklaşımda ise bağışıklık hücresiyle kanser hücresi birbirine yaklaştırılıyor.
DLL3 hedefli tarlatamab, platinli kemoterapi sonrası ilerleyen yaygın evre küçük hücreli akciğer kanserinde geçen yıl ABD’de tam onay aldı. Bu hareketlilik yalnızca geleceğe ait bir vaat değil.
Çift hedefli antikorlar, ilaç taşıyan antikorlar, bağışıklık hücrelerini tümöre yönlendiren tedaviler...
Önümüzdeki yılların sözlüğünde bu kavramları daha çok göreceğiz. Ancak kongre başarısı, her ülkede onay ve her hastaya erişim anlamına gelmiyor.
Haberin Devamı
Asıl sınır nerede?
Ben Seul’den çıkan hikâyeyi bir ülkenin diğerini yenmesi olarak okumuyorum.
Bilimsel keşfin tek bir coğrafyanın tekelinde olmadığını gösteren bir değişim olarak görüyorum.
Fakat burada yeni bir soru başlıyor:
Şirketler sınırları aşabilirken hastalar fiyat ve geri ödeme duvarlarının önünde mi kalacak?
Bir molekülün Çin’de bulunması, Amerika’da geliştirilmesi ya da başka bir ülkede üretilmesi, hastanın asıl sorusunu değiştirmiyor:
“Bana yarayacak mı ve ona ulaşabilecek miyim?”
Kanser ilacının pasaportundan daha önemli olan, hastanın hayatına girip giremediğidir.
KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.