Haramzade fon şeytanları!

Uzun süredir dile getirdiğimiz bir gerçeği son günlerde bütün çıplaklığıyla yaşıyoruz. 31 Mart 2024 yerel seçimlerinden zaferle çıkan Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu, Mansur Yavaş öncülüğündeki kadroların üzerine buldozerle gidiliyor. İktidarın izni, teşviki, yardımı, ortaklıyla yaşanan fon vurgununa bir cerrah titizliğiyle yaklaşılıyor.
30 Ekim 2024 Esenyurt şafak baskınından beri söylediğimiz de buydu. 16 Eylül’de fon vurgunun gizlenemez bir noktaya gelmesinden sonra yaşananlar, soygun belgeselinden acıklı güldürüye kadar her şeye bedel!
Yargının geçmişte de ciddi sorunları oldu ama hiç bugünkü kadar sorunların yumağı olmamıştı.
AKP’nin CHP davalarına yönelik sıkça kullandığı tez şuydu:
Şikâyet eden siz, şikâyet edilen siz, mağdur olan siz, mağdur eden siz, sonra da tutmuş bizi suçluyorsunuz. Biz bu işin hiçbir yerinde yokuz.
Buna karşı değerlendirmemiz şuydu:
Söyledikleriniz ilk bakışta doğru görünüyor. Ancak işin püf noktası, yargı işin neresinde?
Zira CHP’nin başta İstanbul il kongresi olmak üzere kurultaylarına yönelik davalar mahkemelerden döndü. Davayı kabul edecek bir mahkeme bulana dek inat edildi. Sonunda bulundu. Bu mahkemelerin büyük çoğunluğu devam ediyor. Dün CHP kurultayını sakatlamaya yönelik davada savcı mütalaasını verdi. Ekrem İmamoğlu, Özgür Özel, Özgür Çelik’in cezalandırılmasını isterken aynı davanın sanığı Cemil Tugay’ın beraatını istedi. Bir yılı aşkı süredir Tugay için de ceza istem söz konusuydu. Dün beraata döndü!
Bunun yorumunu okura bırakıp devam edelim.
Belediye başkanlarına yönelik şafak operasyonlarında suçlamalar sıralanıyor:
İhaleye fesat karıştırma, rüşvet, irtikap, haksız mal edinme, kara parayı aklama, imar yolsuzluğu, suç işlemek için örgüt kurma ve yönetme...
Ucunun nereye varacağı henüz belli olmayan, yüz binlerce insanın mağdur olduğu, Türkiye’nin uluslararası itibarının sarsıldığı, dünya çapındaki şirketlerimizin değer kaybettiği, Sermaye Piyasası Kurulu’nu, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nı sarsan, görünür zararın 90 milyar doları aştığı fon vurgunuyla ilgili iktidar sözcülerinin ürettiği “suçlar” ise şunlar:
Şeytana uyanlar, gözünü hırs bürümüşler, fesatlar, haksız kazanç sağlayanlar, haddini aşanlar, harama el uzatanlar...
Bu kişiler kim?
Liste ellerinde... Muhalefete çıkışıyorlar:
- Bildiğiniz ne varsa açıklayın!
Zarar ne kadar?
Bilanço ellerinde... Büyük bir çözümmüş gibi bağırıyorlar:
- Eyyy haksız kazanç sağlayanlar, paraları getirin. Affedeceğiz. Getirmezseniz, yargı işleyecek ona göre!
Böyle bir hukuk sistemi mi var?
Fondaki tablo da şu:
Vurgun yapan siz, vurgun yiyen büyük ölçüde siz, vurguna yol açan siz!
Yargı nerede?
Şu aşamada yargı, sargı olmuş görünüyor!
Türkiye’nin bugünleri yazılırken pek çok yeni kavramlar üretmek de gerekecek. Bunlardan biri şu olabilir:
Bürokratörler!
İktidar bürokratlarının en tepeden aldıkları, sınırsız olduğunu sandıkları yetkilerle her şeyi yaptıklarını görüyoruz. Zaten bir ülkede otokratik anlayış arttı mı, küçük otokratçıklar türer!
Fon vurgununda bunun izlerini görüyoruz. Kamuoyuna anlatılması olanaksız bir durum ortaya çıktığında bunları kenara çekmek de kolay olmuyor. Somut örnek SPK başkanı. Tam altı kez fon krizini çözmek için oluşturulan kurulun üyesi olarak toplantılara katılıyor. Krizin birinci ayında uluslararası denetim kuruluşları, “Bu krizi çözemiyorsunuz, yönetemiyorsunuz” anlamına gelen şu açıklamayı yapıyor: “Türkiye’yi haziran ayında bir alt lige, sınırdaki ülkeler katına indirebiliriz.”
KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.