ESPN DeportesGilberto Mora ilumina el debut de Rafael Márquez con MéxicoInquirerRiding Pulangi’s wild rapids in Bukidnonוואלהאיראן: "רק פתרון במשא ומתן יכול להביא לסיום המשבר"ESPNProjecting the CFP top 12 after Week 4: Gators claw into contentionPunchAgbara Nla premieres in AbujaComplete SportsAFCON 2027Q: Super Eagles To Hold Closed-Door Training, Depart For Bissau SundayCollider8 ‘Far Side’ Comics That Prove Gary Larson Is a Genius, RankedGMA NewsChina conducts naval, air exercise around Scarborough ShoalStraits Times SportRevitalised Russell says he can fight for victory week-in, week-outABC News (Australia)Firefighters 'shook up' after planned burn destroys fire tankerThe Jerusalem PostUS, EU reject UN declaration promising international collaboration in face of another pandemicBBC NewsControversial Orange Order march to go ahead for first time in nearly 30 years after late night drama
The Daily Newsstand · Free, Always
Sunday, September 27, 2026

Karaca Tiyatro yeniden

Translate

Önümde 15 Ekim 1979 tarihli Sanat Dergisi. Kapakta Toto Karaca, Mürvet Sim, Yıldız Kenter, Müşfik Kenter, Şükran Güngör, Genco Erkal, Metin Deniz, Gülriz Sururi, Engin Cezzar, Zafer Önen, Ulvi Alacakaplan, gepegenç bir Zeynep Irgat... Hepsinde hüzünlü bir ifade.

Fotoğrafta görünmüyorlar ama biliyorum: Savaş Dinçel, Müjdat Gezen, Rutkay Aziz, Beklan ve Ayla Algan, Meral ve Ali Taygun, Candan ve Başar Sabuncu da oradalar. O gün ben de oradaydım. Onları bir araya getirenlerden biriydim ve “Karaca Tiyatro’yu yıktırmayacağız!” kampanyasının elebaşlarındandım. İstanbul Sular İdaresi tiyatroyu yıkıp orayı genel merkez yapmak istiyordu.

Tiyatrocular mücadele verdi. Başardık. Yıktırmadık.

Karaca Tiyatro 1954- 55’te Muammer Karaca tarafından kendi imkânlarıyla kurulmuştu. İlk oyun “Ednan Bey Duymasın”. Adnan Menderes dönemi. Ama o sıralar eleştiri yapan oyuncular, komedyenler kuyu tipi hapishanelere atılmıyordu. Rivayet o ki “Cibali Karakolu”nu 4 bin kere oynamışlar. Muammer Bey, 1958’de Ankara Devlet Tiyatrosu’ndan “kovulan” Muhsin Ertuğrul’u davet etti. Kenter’ler “Salıncakta İki Kişi”yle tiyatrolarının tohumunu orada attılar. Sonra Ulvi Uraz’dan Haldun Dormen’e, Münir Özkul’dan Ali Poyrazoğlu’na nice özel tiyatro, yukarıda adlarını saydıklarım ve sayamadıklarım, oradan geldi geçti. Dostlar Tiyatrosu 20 yıl boyunca oradaydı. “Lüküs Hayat”, “Keşanlı Ali” gibi tiyatromuzun mihenk taşlarının ilk gösterimleri de bu tiyatrodaydı. Karaca Tiyatro, biz tiyatro tutkunları için adeta kutsal bir mekândı. Türk tiyatro tarihinin hafızasıydı.

2012’de deprem riski gerekçesiyle kapatıldı.

BAĞIMSIZ TİYATROLARIN MEKÂNI 

Aradan tam 14 yıl geçti. İki gün önce, resmi açılıştan da önce restorasyon ve revizyondan geçen Karaca Tiyatro’nun yeni halini görme, gezme şansım oldu. Bayıldım. Hayran kaldım. Adeta tarih içinde arkeolojik bir kazı yapılmış, sonradan eklenmiş betonarme duvarlar kaldırılınca ardından 19. yüzyıldan kalma kâgir duvarlar ortaya çıkmış. (19. yüzyılda Fransız mahkemesiymiş.) Ve tümü çelik sütunlarla sağlamlaştırılmış. Yeniyle eskinin bu kucaklaşması bence dört dörtlük. Bunu gerçekleştiren İBB Kültür ve İBB Miras’ı kutluyorum, alkışlıyorum.

Tiyatro salonu 300 kişilik, modern görünümlü ve işlevsel. Sahnesi ve kulis odaları elverişli. Atölye olarak kullanılabilecek çeşitli salonları, oda konserleri verilebilecek bölmeleri var.

Gezim sırasında İBB’de Kültür Mirası kurucusu olarak kente sayısız değer kazandıran Mahir Polat’a rastladım. Birçok insanı endişeye sürükleyen akıllarda ve dillerde dolaşan soruyu ona sordum:

Kentte bunca mekânsız tiyatro topluluğu varken, izbe yerlerde oynarlarken yoksa Karaca Tiyatro İBB Şehir Tiyatroları’na mı verilecek?

“Kesinlikle böyle bir şey olmayacak. Buradan tüm bağımsız tiyatrolar, topluluklar yararlanabilecek” dedi. Ona güveniyorum, içim rahatladı.

“Adı Karaca Tiyatro olarak devam edecek ancak bundan böyle burası bir kültür merkezi işlevi görecek. Yalnız akşamları değil gündüz de çalışacak” dedi. Nitekim kapısına asılı kocaman dev afişi incelediğimde her akşam farklı bir etkinliğe kapılarını açacağını gördüm.

MENGÜ ERTEL’İN TİYATRO EVRENİ 

Karaca Tiyatro’nun bağımsız ayrı bir girişi olan bir sergi salonu var. Galerinin açılış sergisi Mengü Ertel’in tiyatro evreni. Sergiyi gezerken usta sanatçı dostumun afişleri, dekorları, desenleri, kostüm ve dekor tasarımları, kitap kapakları, logoları arasında dolaşırken 60’ların, 70’lerin, 80’lerin, 90’ların sanat atmosferini, tiyatro dünyasını içime çektim. Bu eserlerin birçoğunun yaradılışına tanıklık etmiştim. Tiyatro dünyamızın görsel dışavurumunu çok katmanlı olarak yeniden yaşadım. Serginin küratörleri Esma ve Murat Ertel.

Sergiyi dolaşırken her afişin gerisinde sadece oyun yazarı ve oyun değil, o oyunlarda rol alan tüm oyuncular da bana eşlik ediyor gibiydi.

Mengü Ertel’e salt bir grafik sanatçısı olarak bakamayız. O, tüm sanat alanları arasında kurduğu köprüler, ördüğü ağlarla var oldu. Mimari ve arkeolojiden sinema, tiyatroya; fotoğraf ve resimden edebiyata, müziğe ama mutlak şiirden geçen üretiminde farklı sanat alanlarının tüm olanaklarını zorladı. Farklı disiplinler arasındaki ilişkileri güçlendiren bir öncü oldu. Çizgilerinde, renklerde, şekillerde anlamı çoğaltırken hepsinde şiiri yüceltti.

İşte bu sergide bunu çok iyi görüyoruz. Serginin bir de muhteşem bir kataloğu var; sakın onu almadan bu güzel mekândan ayrılmayın.

Karaca Tiyatro, mekân olarak, tiyatro ve kültür hafızamız olarak, belleğimiz ve bilincimiz olarak hoş geldi, sefalar getirir diye umuyorum.

View the original on Cumhuriyet →

KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.