Doğal olan ve olmayan

Zavallılığımızı. Korkunçluğumuzu. Çaresizliğimizi. Yoksulluğumuzu. Film seyreder gibi seyrettik o korkunç yağmurlarla birlikte su baskınını, selleri, toprak kaymalarını, can kayıplarını...
Doğal afet diyorlar ama doğal değil. Şiddetli yağmur dışında hiçbir şey doğal değil! Çünkü “afet”i yaratanlar insanlar!
Doğal olmayan, insana ve doğaya düşman politikalar!
Doğal olmayan tüm dere yataklarını betonla, gökdelenlerle kaplamış olmak. (Bkz: Kurbağalıdere, Ihlamur Deresi, Cendere vb.)
Doğal olmayan, bugüne dek yaşadığımız hiçbir sel ya da depremden ders almamak!
Doğal olmayan, İstanbul’a ihanet ettik diyenlerin ihaneti sürdürme çabaları. Doğal olmayan, yöneticilerin dinmek bilmeyen rant hırsı.
Doğal olmayan bugüne dek hiçbir yıkımdan, talandan sonra sorumlulardan hesap sormamış olmamız!
YALANLARLA BÜYÜTTÜK SUÇLARI
Fay diyorlar. Deprem, zelzele diyorlar. Sel, su baskınları diyorlar, dinmeyen yağışlar diyorlar. Yalan!
Ağız değiştirip devam ediyorlar: Taksirat diyorlar. Kader diyorlar. Allah istedi diyorlar. Yalan! Yalan! Yalan!
“Hırsızlık” diyemedikleri için, “yolsuzluk” diyemedikleri için, “gözleri bürüyen para hırsı, çıkar hırsı, rant hırsı” diyemedikleri için, “yanlış politikalar, insana ve doğaya düşman politikalar” diyemedikleri için bunları diyorlar! Sonunda suçu doğaya yüklüyorlar. En büyük yalan bu!
İnanın doğa bu kadar acımasız değil. “Bu kadar”, yani insanoğlu kadar acımasız değil! Doğa insan kadar yozlaşmış ve yalancı, insan kadar hırslı ve hırsız, insan kadar tehlikeli değil. İnanın, insanın insana yaptığını, doğa insana yapmıyor!
İmar rantına sevdalı politikaların insana yaptığı kötülüğü, doğa yapmıyor.
KÖTÜLÜĞÜ YAPAN
Hayır, bu kötülüğü yapan, bu ölümcül yolu seçen politikacılar.
Doğanın yasakladığı yerleri imara açanlar... Habire imar affı çıkaranlar...
Toprağa saygısı sevgisi olmayanlar. Daha çok kazanmak için toprağını, ormanını, madenlerini, kıyılarını satanlar.
Malzemeden çalan, hırsızlığa ve rüşvete doymayanlar. İştahını ve işkembesini bir türlü doyuramayanlar. İnsana değer vermeyip insanı sadece seçmen olarak görenler; kendi tebaası, kulu sananlar yapıyor bu kötülükleri.
İnsanları kandırmak kolay. Hele hele belleksiz toplumları, bilime değil imana tapan toplumları kandırmak daha da kolay.
Bir değil on Kanal İstanbul sözü verirsiniz, kaçak yapılara tapu, imar affı verirsiniz, millet bayılır.
İnsanı kandırmak kolay ama doğayı kandıramazsınız. Doğa yasasıdır: Akarsular, dereler doğar ve denize akar. Siz istediğiniz kadar bu akışı tersine çevirmeye çalışın, yapamazsınız.
Bir akarsuya “Sen denizden dağın tepesine akacaksın deseniz” de yapmaz. Padişah bile olsanız buyruğunuzu yerine getiremez. Onu tehdit, ceza, baskıyla korkutamazsınız! Söz dinlemez!
Buna benzer yazıları belki bin kez yazdım ama duyan olmadı.
İşte bu kadar.
NOT: Sevgili okurlar, 2 gün önce İzmir’de “Romantika” Nâzım Hikmet sergisinde muhteşem bir akşam yaşadık. (Ayrıntılar internette.) Şimdi Denizli Kitap Fuarı’na doğru yollardayım. Bir açıklama yapmalıyım: Sevgili Ömer Dormen’den son yazım Afife Balesi ile ilgili bir ileti aldım. Bu baleyi 90’larda ısmarlayanın babası Haldun Dormen olduğunu söylüyordu. Hiç bilmez olur muyum! Bu baleyi ısmarlamakla kalmadığını, Türk sahnelerine müthiş katkılarını da bilerek hemen yazımdaki eksiği tamamlıyorum. Yazım bu eserin tarihçesiyle ilgili olmasa da bir çocuğun babasına sevgi ve saygısını hayranlıkla karşılıyorum. Teşekkürler Ömer Dormen.
KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.