‘Bu kadarını da yapmazlar’ dedirten yöntem: Romantik dolandırıcılıkta yeni tuzak! Evini ve arabasını kaybedenler var

Size mesaj atan, sizinle aynı şeylerden hoşlanan ve kısa sürede hayatınızda önemli bir yer edinen kişi gerçekten sizi tesadüfen mi buldu? ‘Romantik dolandırıcılıkta’ artık çok daha farklı yöntemler kullanılıyor. Asıl tehlike ise ilişkinin hiç beklenmeyen bir noktasında ortaya çıkıyor. Avukat Ceren Küpeli, son dönemde önlerine gelen dosyalarda karşılaştıkları yöntemlerin kendilerini dahi şaşırttığını belirterek, romantik dolandırıcılığın geldiği noktaya ilişkin çok kritik detayları paylaştı.


Haberlerimizi Google’da Takip Edin
Gelişmelerden anında haberdar olun.
Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin
Haberin Devamı
Sosyal medya ve arkadaşlık uygulamaları üzerinden başlayan ilişkiler, dolandırıcıların da yeni yöntemlerini beraberinde getiriyor. Sahte kimliklerle kurulan iletişim, kısa sürede yoğunlaştırılan duygusal bağlar, yatırım vaatleri ve acil para talepleri romantik dolandırıcılık vakalarında öne çıkan yöntemler arasında yer alıyor.
Suç Bilimcisi Avukat Dr. Ceren Küpeli, romantik dolandırıcılıkta kullanılan yöntemlerin giderek daha planlı hale geldiğine dikkat çekerek, “Artık basit bir kandırma yönteminden bahsetmiyoruz. Evlerini satanlar olduğu gibi, evini arabasını sattıktan sonra en son cep telefonunu dahi satarak karşı tarafa para gönderen mağdurlar var” dedi.
Küpeli, mağdurların nasıl seçildiğini, dolandırıcıların güveni nasıl kazandığını ve hangi davranışların kırmızı bayrak olarak görülmesi gerektiğini anlattı.
BU DOLANDIRICILIKTA YÖNTEMLER DEĞİŞTİ
Pandemi döneminde insanların sosyal hayatlarının büyük ölçüde dijital ortama taşınması, çevrimiçi tanışma ve flörtü yaygınlaştırdı. Bu süreçte romantik dolandırıcılık vakaları da daha fazla gündeme geldi. Ancak Ceren Küpeli’ye göre bugün asıl dikkat edilmesi gereken nokta yalnızca vaka sayısındaki değişim değil, dolandırıcılık yöntemlerinin giderek daha profesyonel hale gelmesi.Küpeli, sahadaki gözlemlerini şöyle anlattı:
“Pandemi, romantik dolandırıcılık açısından bir sapma değil, bir eşik oldu. İzolasyon, belirsizlik ve ekran bağımlılığının bir arada olduğu o dönem, sosyal ilişkilerin önemli ölçüde dijitalleşmesine neden oldu. Failler de bu zemini kullanmaya devam etti. Bugün romantik dolandırıcılıkta gördüğümüz en önemli değişim, vakaların yalnızca artması değil, karakter değiştirmesi.”
Küpeli’ye göre dolandırıcılar artık karşılarındaki kişiye rastgele mesaj göndermek yerine, hedeflerini tanımaya ve onların ilgilerini, ihtiyaçlarını ve hassasiyetlerini analiz etmeye çalışıyor: “Bugünün dolandırıcısındaki asıl fark, güveni ‘tesadüfen’ değil, planlı bir biçimde kazanması. Dolandırıcıların, insanları nasıl ve hangi yöntemlerle kandırabilecekleri üzerine çalıştıklarını bilmemiz lazım. Dolayısıyla basit bir plandan bahsetmiyoruz.”

Romantik dolandırıcılığın ilk aşamasında dikkat çeken yöntemlerden biri, mağdurun sosyal medya üzerinden incelenmesi. Dolandırıcıların yalnızca kişinin ilgi alanlarını değil, duygusal durumuna ilişkin ipuçlarını da takip edebildiğini belirten Küpeli, bazı durumlarda mağdur seçiminin sistematik bir sürecin sonucu olabildiğini söyledi.
“Mağdurun seçilme sürecine gelince, bunun tesadüfi olabildiği gibi, sistematik bir istihbarat sonucu da gerçekleşmiş olabildiğini görüyoruz. Failler, kamuya açık sosyal medya paylaşımlarını âdeta bir veri madenciliği mantığıyla tarayarak ‘duygusal sinyal’ veren profilleri ayıklıyor. Yakın dönemde ayrılmış, yas paylaşımı yapan, yalnızlıktan söz eden ya da ‘hayatımda bir eksiklik var’ temalı içerik üreten kullanıcılar önceliklendiriliyor. Kişi ne kadar çok duygusal iz bırakırsa, o kadar hedeflenebilir hâle geliyor.”
Haberin Devamı
‘TESADÜFEN’ KARŞINIZA ÇIKIYOR
Dolandırıcıların mağdurun sosyal medya izlerinden yararlanarak iletişim için uygun bir zemin hazırlayabildiğini belirten Ceren Küpeli, bu aşamada kişinin ilgi alanlarına göre sahte bir profil oluşturulabildiğini söyledi. Küpeli, bu yöntemi “ortak zevk illüzyonu” olarak tanımladı:
“Dolandırıcı size yaklaşmadan önce sizi inceliyor. Tuttuğunuz takımı, beğendiğiniz sayfaları, takip ettiğiniz kişileri, paylaştığınız şarkıları, gittiğiniz mekânları tarıyor. Sonra karşınıza tam da ‘sizin gibi’ biri çıkıyor; aynı takımı tutan, aynı müziği dinleyen, aynı şeylerden hoşlanan ve sizi de tesadüfen bulan biri gibi davranıyor.”
Bu şekilde başlayan iletişimin kısa süreli olmayabildiğini belirten Küpeli, bazı vakalarda sahte ilişkinin uzun süre devam ettiğini söyledi: “Kişi karşısındaki insanın kendisine benzediğini gördüğünde doğal olarak bir aşinalık hissedebiliyor. Dolandırıcı da tam olarak bu güven duygusunu kullanıyor. İlk aşamada para istemiyor, herhangi bir talepte bulunmuyor. Önce hayatınızda bir yer edinmeye çalışıyor. Sonrasında haftalara, aylara hatta bazı dosyalarda yıllara yayılan bir bağ kurma süreciyle karşılaşabiliyoruz.”

Dolandırıcıların yalnızca ortak ilgi alanlarını değil, kişinin hayatındaki duygusal boşlukları da kullanabildiğini belirten Ceren Küpeli, romantik dolandırıcılığın en dikkat çekici taraflarından birinin bu olduğunu söyledi:
“İnsanların taşıdığı bir kırılganlık, bir acı ya da bir ihtiyaç bulunuyor ve tam oraya yerleşiliyor. Hasta annesine tek başına bakan biri, ‘ben de hastane koridorlarında büyüdüm, seni çok iyi anlıyorum’ diyen biriyle karşılaşıyor. Yeni boşanmış, çocuğuyla yalnız kalmış biri, ‘sana ve çocuğuna sahip çıkacak birine ihtiyacın var’ diyen bir kurtarıcıyla tanışıyor. Ekonomik olarak sıkışmış biri ise tam o sırada ‘geleceğimizi birlikte güvenceye alalım’ diyen biriyle karşılaşabiliyor.”
Küpeli, dolandırıcıların çoğu zaman mağdurun duymak istediği cümleleri kurduğuna dikkat çekti:
“Dolandırıcı, mağdurun en çok duymaya ihtiyaç duyduğu şeyi söylüyor. Bu nedenle mağdur açısından kurulan iletişim gerçek bir ilişkiye, gerçek bir bağa dönüşebiliyor. Oysa karşı taraftaki kişi açısından bu iletişim, başından itibaren belirli bir amaca yönelik yürütülen bir senaryonun parçası olabiliyor.”
Haberin Devamı
EVLİ VE DÜZENLİ YAŞAMI OLANLAR DA HEDEFTE! ŞANTAJ YAPIYORLAR
Romantik dolandırıcılık denildiğinde yalnız veya yaşlı kişilerin hedeflendiği yönündeki algının gerçeği tam olarak yansıtmadığını belirten Ceren Küpeli, evli ve düzenli bir yaşamı olan kişilerin de mağdur olabildiğini söyledi. Bu vakalarda ise romantik dolandırıcılığa zaman zaman şantajın da eşlik edebildiğine dikkat çekti:
“Evli ve düzenli bir yaşamı olan kişilerin mağdur olduğu romantik dolandırıcılık suçlarına ise, genellikle şantaj suçunun da eşlik ettiğini görüyoruz. Bu kişilere yönelik iletişim çoğu zaman romantik bir yaklaşımla dahi başlamıyor, masum görünen bir bahaneyle; yanlışlıkla iletildiği izlenimi verilen bir mesaj, bir iş bağlantısı ya da sıradan bir tanışma vesilesiyle kuruluyor ve kademeli olarak iletişim derinleştiriliyor. Akabinde bu iletişimin eşe bildirilmesi yönüyle ya şantaj gerçekleştiriliyor ya da kişiler dolandırıcılığa çekiliyor.”

Küpeli, bu nedenle romantik dolandırıcılıkta belirleyici olanın kişinin yaşı veya medeni durumundan ziyade, belirli bir dönemde taşıdığı durumsal kırılganlık olduğunu vurguladı:
“İnsanların aklına romantik dolandırıcılık deyince saf, yaşlı ve yalnız bir mağdur profili geliyor. Oysa evli ve hayatlarından gayet memnun insanların da romantik dolandırıcılık mağduru olabildiklerini gözlemledik. Mağduriyetlerde belirleyici olan yaş ya da zekâ değil, kişinin o an içinde bulunduğu durumsal kırılganlık penceresidir. Asıl mesele ‘kimin kandırılabileceği’ değil. Her an herkes kandırılabilir. Önemli olan kişinin belirli bir dönemde duygusal olarak istismar edilebilir bir açığının bulunması ve failin bu açığı fark ederek kullanması.”

‘AŞK’ SÖYLEMİ HIZLANIYORSA DİKKAT
Romantik dolandırıcılıkta bir başka önemli işaretin ilişkinin olağandışı bir hızla ilerletilmesi olduğunu belirten Ceren Küpeli, kısa sürede “aşk”, “kader” ve “evlilik” gibi güçlü ifadelerin kullanılmasının dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Küpeli’ye göre burada amaç yalnızca romantik bir ilişki görüntüsü oluşturmak değil, kişinin karar verme mekanizmasını duygusal bağ üzerinden etkilemek:
“Gerçek bir ilişki zaman içerisinde derinleşirken, dolandırıcılık senaryosunda çok daha hızlı bir yoğunlaşma görülebiliyor. Kişi daha birbirini yeterince tanımadan geleceğe yönelik planlardan, birlikte yaşamaktan, evlilikten veya ortak bir gelecek kurmaktan söz etmeye başlayabiliyor.”
Haberin Devamı
PARA İSTEMEK HER ZAMAN ‘BANA PARA GÖNDER’ DEMEK DEĞİL
Romantik dolandırıcılığın en kritik aşamasında ise duygusal bağ maddi talebe dönüşüyor. Ancak Ceren Küpeli, bu talebin çoğu zaman doğrudan para istemek şeklinde ortaya çıkmadığını belirtti ve şu bilgilerin altını çizdi:
“Para talebi her zaman doğrudan ‘bana para gönder’ şeklinde gerçekleşmiyor. Bazen acil bir sağlık problemi, gümrükte bekleyen bir gönderi, geçici bir nakit sıkıntısı veya kişinin mağdurun yanına gelebilmesi için gerekli olduğu söylenen bir masraf üzerinden para isteniyor. Dosyalarda bunu sıklıkla görüyoruz.”

Son dönemde yatırım ve romantik ilişkinin bir arada kullanıldığı senaryoların da dikkat çektiğini belirten Küpeli, özellikle kripto para ve yatırım vaatlerinin ilişki üzerinden sunulabildiğini ifade etti:
“Sahte ilişki başlangıcında sevgili rolündeki kişi para istemiyor. ‘Birlikte geleceğimizi kuralım’ diyerek sahte bir yatırım ya da kripto platformu öneriyor. Böylece karşıdaki kişi bir para talebiyle değil, ortak bir gelecek ve ortak bir kazanç fikriyle karşılaştığını düşünüyor. Bağ güçlendikten sonra da ‘yanına gelebilmem için paraya ihtiyacım var’, ‘şu masrafı karşılamam gerekiyor’ gibi gerekçeler devreye girebiliyor.”

HANGİ DAVRANIŞLAR ‘KIRMIZI BAYRAK?’
Romantik bir ilişkinin dolandırıcılık amacı taşıyıp taşımadığını anlamak her zaman kolay değil. Ancak Ceren Küpeli’ye göre bazı davranışların bir arada görülmesi ciddi bir uyarı işareti olabilir:
Yüz yüze görüşmekten sürekli kaçınmak
İlişkiyi çok kısa sürede aşırı yoğunlaştırmak
Geçmişi, mesleği veya yaşadığı yer konusunda çelişkili bilgiler vermek
Sürekli yeni ve doğrulanması güç mazeretler üretmek
Para, kripto para veya yatırım talebinde bulunmak
Kişisel, finansal veya banka bilgilerini istemek
Küpeli özellikle maddi talebin ortaya çıktığı noktaya dikkat çekti: “İletişim er ya da geç mutlaka maddi bir boyuta evriliyorsa, burada çok dikkatli olmak gerekiyor. Talep sağlık, gümrük, seyahat veya yatırım gibi farklı bir kılıfla sunulabilir. Kritik ölçütlerden biri, fiziksel olarak hiç görmediğiniz bir kişinin sizi kısa sürede güçlü bir duygusal bağın içine çekmesi ve ardından para, kripto varlık ya da finansal bilgi talep etmesi.”
Haberin Devamı
UTANÇ VEYA ÖFKEYLE YAZIŞMALARIN SİLİNMESİ BÜYÜK HATA
Romantik dolandırıcılığın fark edilmesinden sonra atılan ilk adımların da büyük önem taşıdığını söyleyen Ceren Küpeli, özellikle yaşanan utanç veya öfkeyle yazışmaların silinmemesi gerektiğini vurguladı:
“‘Keşke yapmasaydı’ dediğim en kritik hata delilleri silmek oluyor. Utanç, öfke ya da bir an önce unutmak isteğiyle yazışmaların, profilin ve ödeme kayıtlarının silindiğini görüyoruz. Oysa bu kayıtlar, yaşanan olayın ortaya konulabilmesi açısından çok önemli.”

DİKKAT: FARKINDA OLMADAN SUÇ ZİNCİRİNİN PARÇASI OLABİLİRSİNİZ
Romantik dolandırıcılıkta, mağdur, karşısındaki kişinin sahte olduğunu uzun süre anlayamıyorsa ve bu süreçte para gönderiyorsa, hukuken mağdurun sorumluluğu var mı?
Ceren Küpeli, romantik dolandırıcılık vakalarında mağdurun uzun süre karşısındaki kişinin sahte olduğunu anlayamaması ve bu süreçte para göndermesinin, tek başına hukuki sorumluluk doğurmadığını belirtti. Küpeli, dolandırıcılık suçunda “hile” unsurunun mağdurun iradesini sakatladığını vurgulayarak, “Mağdur parayı kendi rızasıyla göndermiş olsa bile bu rıza hileyle elde edildiği için hukuken sakattır” dedi.Haberin Devamı
Ancak mağdurun bazı durumlarda farkında olmadan suç zincirinin bir parçası hâline gelebileceğine dikkat çeken Küpeli, özellikle banka hesabının “aracı hesap” olarak kullandırılmasının ciddi hukuki risk taşıdığını ifade etti. Dolandırıcıların, romantik ilişki kurdukları kişiyi çeşitli bahanelerle başkalarından gelen paraları farklı hesaplara aktarmaya yönlendirebildiğini belirten uzman isim, bu durumda mağdurun suç gelirlerinin aktarımında araç hâline getirilebileceğini söyledi.
KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.