ESPN DeportesDream y Valkyries pelean al tú por tú título en último cuartoESPNWWE Money in the Bank takeaways: Everyone wants a shot at Roman ReignsLa NaciónSe casaron Lali Espósito y Pedro Rosemblat: del primer mensaje en Instagram a dar el sí, así es su historia de amor한겨레북, 전술탄도미사일 집속탄두 시험…“13㏊ 초토화”PunchDEZNY’s journey from school performances to AMVCAInquirerCIDG seizes P1.7-M ‘smuggled’ cigarettes in Zamboanga SibugayInquirer EntertainmentCup of Joe to take temporary break after December concertsUOLManeva e Mato Seco fazem shows grátis na Praça da Luz, no centro de SPThe Jerusalem PostTrump says US ready to hit Iran's nuclear program 'in ten minutes' after speaking with NetanyahuZDF heuteEntdecken Sie das ZDF-NachrichtenstudioMalay MailNew Chinese ambassador Yao Wen outlines four key priorities to deepen Malaysia-China ties경향신문경주엑스포대공원, ‘APEC 기념공원’으로···정상회의 기념관 개관
The Daily Newsstand · Free, Always
Sunday, November 1, 2026

Biraz bilimkurgu biraz biz

Translate

Bir sonraki günün ne getireceğini bilmediğimiz bir zaman parçasındayız. Artık ne ölümler bizi şaşırtıyor ne de birbiri ardına yapılan haksız tutuklanmalar, işten atılmalar, MESEM cehenneminde ölen çocuklar, kendini vuran polisler, tutuklanan gençler... Ama unuttum, bir şey beni hâlâ şaşırtıyor. Amerikan dizilerinin birinde önemli bir adam kaçırılıyor ve fidye olarak 100 bin dolar isteniyor. Amerika için büyük para, güzel ülkemizdeyse milyon doları olanlar acayip çoğalmış, 100 bin dolar bazıları için çerez parası olmuş. Pek çok şirket batıyor, binlerce işçi işsiz kalıyor ancak milyon dolarları olanların bir iş yaptıkları da yok. Bütün bunlar gözümüzün önünde olurken bizde bir sabır seli... Sanki bir kara bulut, üstümüze uyuşturucu bir ilaç serpmiş gibi. Gerçekten bir bilimkurgu filminde yaşar gibiyiz. Ve ben bu günlerde en çok yabancı dizileri ve belgeselleri izliyorum. Çünkü bu dizilerde, belgesellerde öyle olaylardan söz ediliyor ki kanım donuyor. Çünkü bunların bir çoğu gerçek! Tıpkı ülkemizdeki gibi.

Örneğin, bir dizi izliyorum, bir hastanede Suriye göçmeni bir hasta ölüyor ve ardından korkunç bir salgın hastalık bir kenti kuşatıyor. Kent birinci derece karantinaya alınıyor ve dizi başlıyor. Ölümler, intiharlar, kuşatılan kentin dışına çıkmaya çalışanlar, fırsattan istifade soygun yapanlar... Bir aktivist gazeteci grubu, yetkililerin Suriye kaynaklı bir terör saldırısı dedikleri olayı araştırıyor. Aslında Suriyeli masum. Ölümcül virüs kimyasal silah üreten Amerikan gizli servisine bağlı bir laboratuvardan yayılmış. Ve hükümet yetkilileri bu olayı gizlemek için büyük bir çaba harcıyor ve binlerce yurttaşının ölümüne göz yumuyor.

Ben bu diziyi izlerken aklıma Elbistan ve Erzurum’da meydana gelen, yüzlerce kişinin hastaneye başvurduğu bir sağlık sorunu geldi: Ne olduğunu bilemeyip su dediler, suya karışmış bir virüs dediler; vallahi ben içme suyuna karışan herhangi bir lağım suyunun bu hastalıkları yapacağına inanmıyorum. Çünkü ne yazık ki ülkemizin içme sularına her daim lağım suyu karışmakta, biz bu konuda tıpkı Hintliler gibi dayanıklıyız, ben nedense başka bir şeylerden şüphelendim. Malum kimyasal silahlar en korkunç silah türüdür. Kullanılması yasaktır ama ucundan gösterilebilir. Neredeyse iki kentte sıkıyönetim ilan edilecekti. Her ülkede binlerce kişiyi öldüren AIDS hastalığına neden olan HIV virüsünün de laboratuvarda üretildiğini artık bütün dünya biliyor. Koronaya karşı BioNTech aşısını ürettikleri için minnetle anılan üreticiler, şimdilerde aşıyı erken dolaşıma soktukları ve halk için tehlike yarattıklarından dolayı Almanya’da yargılanmaya başlamış.

Amerikan dizilerinden söz ediyorum ya, favori bir dizim var: Mr. Robot! Harika bir dizi, bir aktivist grubu dünyanın kanını emen, çokuluslu şirketleri ortadan kaldırmak için çalışmalara başlıyor. Onlar için güvenlik sistemlerine girip bir anda her şeyi, her türlü veriyi yok etmek ya da değiştirmek mümkün. Bulut da kâr etmiyor. Çağımız artık siber saldırı çağı. Tabii bunu sen ben yapamayız, bunun için bilgisayar teknolojisini çökertebilen insanlar gerek. Onlar biraz sıradışı insanlar ama birer dâhiler! Güvenlik sistemlerinin mutlaka bir açığı var ve onlar bu açıkları kullanarak bir anda tüm dünyada para dolaşımını yok ediyorlar. Yani artık kredi kartları yok, borçlar yok. Ve hayat hiç olmadığı kadar güzelleşiyor. Bu olabilir! Zaten oluyor da! Bu dâhi bilgisayarcılar şirketlerin güvenliklerini kırıp paraları Afrika’daki, Asya’daki sivil toplum kuruluşlarına geçiriyorlar! Günümüzün Robin Hoodları onlar!

Birkaç yıl önce ülkemizde televizyonlardan siber saldırıdan söz edildiğini duyduğumu anımsıyorum. Vallahi ben bekliyordum, o günlerde iki günlük elektrik kesintisinin ülkedeki hayatı nasıl etkilediğini anımsayın, şimdi üç gün elektrikler kesilse ne olur? Elektirik kesintisine de gerek yok; iki gün yağmur yağıyor, ülkenin ve her şeyin merkezi İstanbul’da hayat duruyor. Uzmanlar diyor ki siber saldırılara ve doğa olaylarına karşı hemen hemen her gün bilgileri güncellemek gerek. Nerede, ne zaman? Metro inşaatı sırasında hiç durmadan su boruları patlayan, elektrik kabloları kesilen, eczanelerde insanların bilgileri güncellenmediği için saatlerce beklediği ülkemizde mi? Vallahi bize merhametli davranıyorlar. Savaş nidalarından geçilmeyen ülkemiz hiç de savaşmaya hazır değil! Yeni savaşlar ileri bir teknoloji bilgisi gerektiriyor. Bilimin bizzat fetvacı Diyanet tarafından “tu kaka” sayıldığı bir ülke, yeni dünyada nasıl savaşacak ki? Ölsün yoksul halk çocukları kimin umurunda?

Ha bir de deprem meselesi var. Televizyonda utanmadan İstanbul depreme hazır diyebilenler var, kulaklarımla duydum. Hakikaten biz tuhaf bir ülkeyiz, arkadaş deprem olduğunda hayatta kalanların çadır kuracağı herhangi bir toplanma yeri bile yok! Her yer AVM.

Hamiş: Bu arada ülkemizin en çok ziyaret edilen yeri Kapadokya’da peri bacaları çöktü. Her yere denetimsiz yeraltı otelleri, kebapçı dükkânları açarsanız, yazlık evler yaparsanız, çok yüksek sesli müzikle mağaraların derinliklerini inletirseniz eh perilerin bir sabrı var. 

View the original on Cumhuriyet →

KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.