Yapay zekâ savaşını anlamak

Dünyanın en büyük yapay zekâ şirketlerinden Anthropic’in araştırmacısı Jacob Coxon’ın istifasıyla bu tartışma yeniden alevlendi.
Kulağa biraz karanlık bir fantezi gibi geliyor.
Açıkçası işin teknolojik boyutu kolay kavranamayacak derecede karmaşık.
Fakat insanlığın yakın tarihindeki tecrübeler bu yaşananların aslında çok da yeni bir şey olmadığını anlatıyor.
İkinci Dünya Savaşı’nın en çatışmalı döneminde ABD’de bilim insanlarının, askerlerin ve dev şirketlerin dahil olduğu büyük bir çalışma başlatıldı.

“Manhattan Projesi” denen bu çalışma Batı dünyasının Nazi’lerden önce nükleer silah yapmasını amaçlıyordu.
Haberin Devamı
Bol Oscar ödüllü Oppenheimer filmini izleyenler hatırlayacaktır. Manhattan Projesi’yle ABD bu teknolojiye ulaşıp Japonya’ya atom bombası attı ve İkinci Dünya Savaşı’nı bitirdi. Ancak binlerce sivilin hayatını kaybetmesinin yanı sıra nükleer tehdidin başrolde olduğu Soğuk Savaş’ı da başlattı.
Bugünlerde, yapay zekâyla ilgilenenlerin dışında adı pek duyulmayan benzer bir proje, yine ABD’de yürütülüyor.
Anthropic’in öncülüğündeki girişimin adı “Glasswing Projesi”. Girişim, adını doğada fark edilmeden gezinen şeffaf cam kanatlı kelebeklerden alıyor.
Projenin amacı tıpkı İkinci Dünya Savaşı sırasında olduğu gibi “Kötü niyetli aktörler saldırmadan önce yapay zekâyı olası en yüksek teknolojiye getirip Batı’nın elinde yenilmeyecek bir silah oluşturmak.”
Proje, teknoloji ve finans devlerini bir araya getiriyor. Amazon, Google, Microsoft, Apple, NVIDIA, JP Morgan bu girişimin içinde yer alan şirketlerden birkaçı.
Tıpkı atom bombası üretme yarışında olduğu gibi yapay zekâyı bir silah haline getirme yarışının içinde de büyük bir konsorsiyum var.
Projenin odağında Anthropic araştırmacısı Jacob Coxon’ı istifaya götüren yeni yapay zekâ modeli Mythos bulunuyor.
Yarattığı tehdidi anlamak için Mythos’u şöyle özetleyebiliriz: İnsanlık tarihinin bütün bilgilerine sahip bir bilgisayar, serbest bir şekilde korsanlık yapıyor. Hava yolları şirketlerinin, hastanelerin, bankaların, orduların güvenlik açıklarını tespit etmek için şifrelerini kırıyor, sistemlerine giriyor ve bunu yaparken kendi başına karar veriyor.
Haberin Devamı
Mayıs ayındaki Trump, Şi görüşmesinin hemen öncesinde tanıtılan Mythos’un yeni modelinin büyük bir tehdit olacağını belirtmiş ve iki liderin bu konuyu da masaya taşıyabileceğini yazmıştım.
Haziran ayında ABD, ulusal güvenlik riskleri gerekçesiyle bu sistemin ihracatına kısıtlama getirdi. Sonrasında sistem bireysel kullanıcılara yasaklandı.
Ancak Glasswing Projesi ortakları bu yapay zekâ modelini kullanıyor. ABD’nin sınırlı sayıda savunma ortağı ve Avrupa Birliği’nin siber güvenlik ajansı ENISA’yla da sistemi paylaştığı söyleniyor.
Birçok insan bu teknolojinin sadece “Batı’nın elinde kalmayacak” yeni bir nükleer savaş benzeri bir tehdit olduğunu düşünüyor.
Haberin Devamı
ABD’li milyarder finansçı Paul Tudor Jones, iki gün önce Wall Street Journal’da bir yazı yazıp Trump ve Şi’yi bu tehdide karşı ortak hareket etmeye çağırdı.
Jones, yapay zekânın dünyada üçüncü süper güç haline geldiğini, kontrol edilmezse diğer iki büyük gücü yiyebileceğini iddia ediyor.
Özetle Soğuk Savaş döneminde benzerini gördüğümüz ama sonuçlarını kestiremediğimiz yepyeni bir rekabet ve tehditle karşı karşıyayız.

İTİRAF GİBİ BİR RAPOR
Yapay zekâ tartışmalarının odağındaki Anthropic, önceki gün güncel tehdit istihbaratı raporunu yayımladı. Kendini aklama çabası gibi görünen bu rapor aslında bir nevi tehdidin büyüklüğünü ortaya koyan bir itiraf. Neden mi? Çünkü şirket, kendine ait üç modelin kötü niyetli kullanımını tespit ettiğini ve biyolojik silah yapma girişimini engellediğini açıkladı. Bütün yaşananlara karşı “Bakın sistemimiz ne kadar güvenli” dedi. Fakat bunu derken aslında kendi yarattığı tehdidin büyüklüğünü de kabul etmiş oldu.
Haberin Devamı
6. NESİL UÇAKLAR DA OYUNUN PARÇASI
Yapay zekâ savaşının somut dünyadaki en önemli rekabet alanlarından biri 6. nesil uçak teknolojileri.
Bu uçaklar birçok otonom uçuş teknolojisini bir araya getirirken pilotların yanında görev yapan yardımcı insansız hava araçlarıyla birlikte çalışıyor.
ABD’nin F-47 projesi bu konuda en öndeki girişim olarak anılıyor. Boeing ile işbirliğinde 2028’de ilk uçuş hedefleniyor.
Çin de J-36 kuyruksuz jet projesiyle bu rekabetin içinde.
İngiltere, İtalya ve Japonya’nın ortak projesi Tempest’in 2035’te hizmete girmesi hedefleniyor.
Türkiye de KAAN projesini Anka-3 ve Bayraktar Kızılelma entegrasyonuyla 6. nesil savaş uçağına dönüştürme stratejisini uyguluyor.
Haberin Devamı
Almanya ve Fransa’nın da İspanya ile bu konuda bir girişimi vardı. Fakat iki ülkenin siyasi ve ekonomik belirsizliği yüzünden haziran ayında proje rafa kalktı.
Şimdilerde Fransa’nın 6. nesil jet üretmek için tek başına hareket edeceği, Almanya’nın ise Tempest’e ortak olabileceği konuşuluyor.
KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.