Bu kriz iz bırakır!

16 Eylül’de gizlenemez hale gelen fon soygununun patlamasının üzerinden iki hafta geçti, olay faili meçhul bir cinayeti araştırır gibi gelişiyor.
Sanki hiçbir şey kayıt altında değildi.
Sanki sorumlularının hiçbirinin haberi yoktu.
Sanki dış güçler gelip beklenmeyen bir manipülasyon yapıp gitti.
Şimdi bütün bu bilinemezler ortaya çıkarılmaya, iğne ile kuyu kazar gibi gerçeklere ulaşılmaya çalışılıyor!
Oysa gerçek şu:
Borsada her şey kayıt altında.
Sermaye Piyasası Kurumu uzmanları işleyişi kontrol altında tutuyor.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu piyasada olmasına izin verdiği kurumların aynı zamanda fiili patronu.
Maliye Bakanlığı, boğazda lüks lokantada ayda iki defa yemek yiyeni sorguya çekiyor; vergini ödedin mi diye!
MASAK, her türlü parasal hareketi takip ediyor, rapor haline getiriyor.
Bütün bunların üzerine soru şu:
Böylesine büyük bir soygun olağanüstü güvenlik önlemleri arasında mı yapıldı?
Bazen düğüm çözülüyor gibi görünür ama aslında tersidir. İki haftanın ardından hâlâ vurgun sisteminin aylarca nasıl tıkır tıkır işlediğini ortaya koyan resmi bir açıklama yok.
Elde var; AKP Sosyal Politikalardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya’nın 160 milyonu dört ayda 2.3 milyara çıkarması.
Elde var; Sayan’ın bütün görevlerinden istifa etmesi!
Sadece bu durum bile başlıkta vurguladığımız; bu kriz iz bırakır saptamasını doğrulamaya yeter!
Sayan’ın üstlendiği görev bile fon zengini olmasıyla taban tabana zıt! Sayan daha önce de bu konunun bakanlığını yapmıştı. 5 milyon ailenin devletten yardım aldığı ülkede, bu yardımları koordine eden bakanın 455 bin kişinin yatırımından pay almasını nereye oturtabilir?
Sayan’ı kamuoyuna bütün boyutlarıyla YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre açıkladı. Başka Sayan var mı?
Ankara’daki hava şu:
Saymakla bitmez!
Fonzedelerin önemli bir dilimi ayın başında maaşını ay ortasına kadar fona yatıran, gelen artıyı fatura ödemesinde kullanan kamu personeli. Onların çoğu işinden olmamak için sesini çıkaramıyor.
Fon soygununun yoğun tartışıldığı 22 Eylül Salı günü Ekrem İmamoğlu’nun makam aracı davası vardı. Dava öncesi İmamoğlu’nun avukatı Kemal Polat’ı aradık. Mahkemeye de sunacağı savunmasının ana hatlarını bizimle paylaştı. Rakamların küsuratını yuvarlayarak aktaralım:
- İmamoğlu 2014 yılında Beylikdüzü Belediye başkanı seçildikten sonra belediyeden bir aracı almak yerine kendi aracını kullanıyor.
- Bu aracın akaryakıt ve bakım giderini belediye sağlıyor. Bu konuda belediye bürokrasisinin de resmi oluru alınıyor.
- Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde araca toplam 220 bin liralık harcama yapılıyor. Bu durum resmi kayıtlarda da olduğu için denetimde görünüyor. İmamoğlu hakkında kamuyu zarara uğratmaktan dava açılıyor.
- Zararın aradan geçen zamanla birlikte 300 bin lira olduğu kayda geçiyor. İmamoğlu bunu ödüyor.
- Buna karşın 2 yıl hapis istemli dava devam ediyor. İmamoğlu belediyenin kendisine makam aracı temin etmesini isteseydi, bunun aynı zaman dilimindeki maliyeti hesaplanıyor. Bu hesaba göre İmamoğlu belediyenin kasasından 150 bin lira daha az çıkmasını sağlıyor!
Bir yanda kamuyu kâra geçirdiği halde zarara sokmaktan siyasi yasak istemli dava...
Bir yanda kamuyu ve milleti zarara sokan, miktarı kıyaslanamaz fon skandalından istifa ile sıyrılma!
KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.