‘Başka Trump yok’

Başlıktaki bu ifade, Rus basınından. ABD Başkanı Donald Trump’ın çeşitli konularda kâh Rusya’yla yakınlaşıp kâh Rusya’yla çatışma stratejisine dönmesi, Rusya’da da Trump’ın bir anı bir anına uymayan bir lider olarak görülmesine neden oldu (Trump’ın Ukrayna’yı öven açıklamalarına da Ukraynalı uzmanlar, “Fazla sevinmeyelim, Trump yarın başka türlü konuşabilir” diyordu). Ama her şeye karşın Ruslar, Trump’ın varlığından memnun. Zira ABD’de Rusya karşıtı kesimler hâlâ çok güçlü ve onların olduğu ortamda, Batı dünyasında çatlak yaratan ve Rusya’yla zıtlaşmaya son verme konusunda çaba gösteren bir liderin varlığı Moskova için son derece önemli.
Önceden de yazdığımız üzere, RusyaUkrayna savaşının kaderi ne sadece Ukrayna’ya ne de sadece Rusya’ya bağlı. Bu, dünyadaki önemli aktörlerin katıldığı bir savaş ve bu savaşın bir tarafın zaferiyle mi biteceği yoksa kazananı olmayan bir şeklide mi sona ereceği ayrıca ne kadar süreceği, bu güçler arasındaki ilişkilere ve bu güçlerin kendi ülkelerindeki iç siyasi şartlara bağlı (Mesela gelecek yılki seçimlerden sonra Almanya ve Fransa’da şimdiki hükümetler kalacak mı yoksa yerlerine Rusya’yla anlaşma yanlısı güçler mi gelecek? Hem Ukrayna savaşı hem de diğer pek çok konunun kaderi bu tür iç siyasi gelişmelere de bağlı).
Bu açıdan baktığımızda önümüzdeki birkaç hafta da bütün bölge dengelerini ilgilendiren seçimlerle dolu: 25 Ekim’de, Doğu Avrupa’da kilit öneme sahip Sırbistan’da seçimler yapılacak. 27 Ekim’de, İsrail’de seçimler var ve bu seçimlerin hem İran savaşı ve İsrail-Rusya ilişkileri hem de dolaylı olarak Rusya-Ukrayna savaşı üzerinde etkileri olacak. 3 Kasım’daysa ABD’deki ara seçimler hiç şüphesiz Trump’ın dış politikada şimdiki çizgisini sürdürüp sürdüremeyeceğini gösterecek.
Trump’ın Rusya’ya yönelik bazı kritik yaptırımları askıya alması ve Rus petrol sektörünün yeniden ayağa kalkmasına yardımcı olması, Rusya karşıtı kesimlerce (ve Ukrayna yönetimince) eleştirilse de Trump bunun, İran savaşıyla bağlantısını açıkladı. Bir taraftan İran savaşıyla birlikte akaryakıt fiyatlarındaki artışın önüne geçme çabası söz konusu, diğer taraftansa Rusya’nın İran’a desteğini sınırlı tutma kaygısı. Trump, Rusya’nın İran’a normalde edebileceği yardımdan çok daha azını ettiğini söylüyor ve kendisinin Rusya’ya bazı yaptırımları kaldırmasının da bu durumu devam ettirme niyetiyle olduğunu ifade ediyor.
ÜÇLÜ MÜZAKERE
İşte bu ortamda Rusya yönetimi, Ukrayna konusunu, ABD, Rusya ve Çin liderleri arasında üçlü bir müzakereyle ele alınmasını istiyor. Basına yansıdığına göre Putin, Trump’la 9 Ekim’de yaptığı telefon görüşmesinde ona, 18-19 Kasım’da Çin’de yapılacak Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği Örgütü Zirvesi’nde üç liderin buluşup Ukrayna konusunu görüşmesini teklif etti. Çin’in de böyle bir görüşmeye olumlu yaklaştığı biliniyor. ABD’den henüz yanıt gelmedi.
Ukrayna yönetimiyse böyle bir zirvenin tamamen Ukrayna’nın çıkarlarına ters olduğunu söylüyor. Hatırlayacağımız üzere, Ukrayna’da Batı yanlısı yönetimlerin en istemediği durum, Ukrayna’yla ilgili konuların Ukrayna’ya danışılmadan Batılı ülkelerle Rusya arasında kararlaştırılmasıydı. Hatta bazıları böyle bir görüşmeyi, II. Dünya Savaşı’nda Doğu Avrupa’nın SSCB ile ABD arasında bölüşüldüğü Yalta Konferansı’na benzetiyor.
Bakalım önümüzdeki haftalar, Trump’la Putin arasındaki yakınlaşmaya mı yoksa İngiltere’nin istediği türden yeni bir zıtlaşmaya mı yol açacak? Bu süreçte hem bu bahsettiğimiz seçimler hem de Rusya’yla Baltık ülkeleri arasında tırmanan gerilim etkili olacak.
KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.