CNN TÜRK sormuştu: Trump'ın "CAATSA" yanıtı ne anlama geliyor?
CNN TÜRK ABD Temsilcisi Yunus Paksoy, ABD Başkanı Donald Trump'a CAATSA yaptırımlarının kaldırılmasının neden geciktiğini sordu. Trump, "Türkiye’yi seviyorum, Erdoğan benim dostum, konuşuyoruz." yanıtını verdi. Paksoy, yanıtın perde arkasını ve CAATSA sürecinin geleceğine ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerini yazdı.
Yunus Paksoy'un Hürriyet Gazetesi'ndeki köşe yazısı şöyle:
Geçen gün Başkan Trump, Alabama eyaletine seçim mitingine gidecekti.
Washington’dan ayrılmadan önce artık klasikleşen helikopterinin önünde soru cevap faslına geçti.
Birkaç soru aldı. Soru soranlardan biri de bendim.
Son günlerde Trump’ı tekrar yakalarsam ne sormam gerektiği hakkında düşünüyordum.
Malum... NATO zirvesinden hemen önce yine Trump ile Oval Ofis’te birlikteydik. O gün sorduğum sorudan sonra KAAN’ın jetlerini onaylayan Trump, birkaç gün sonra Ankara’da doğrudan daha büyük bir müjde vermişti.
“Dostlarınıza yaptırım uygulamazsınız. Yaptırımları kaldırmanın vakti geldi” demişti CAATSA yaptırımlarına atıfta bulunarak.
Takvimler temmuz ayının başını gösteriyordu. Ekim ayına geldik. Henüz bir hareketlenme olmadı. Ben de sordum...
- Sayın Başkan... Temmuz ayında NATO zirvesinde “Dostlarınıza yaptırım uygulamazsınız. CAATSA’yı kaldırma zamanı geldi” dediniz. Gecikmenin sebebi ne?
Türk olup olmadığımı yeniden soran Trump, “Türkiye’yi çok seviyorum” diye söze girdi. “Herhangi bir gecikme yok, engel yok” diyen Başkan, “dostu” Erdoğan’ı da es geçmedi.
“Erdoğan’la her zaman konuşuyorum. O benim dostum bildiğin gibi. Ben her zaman onu mutlu edeceğim” diyerek de cevabını bitirdi.
Şimdi... Gelelim aklınızdaki “bu cevap ne anlama geliyor” sorusuna.
Ama bu soruya cevap vermem için işin bir de Ankara kısmını anlatmam lazım. Biliyorsunuz CAATSA bir yasa ismi aslında. Rusya’dan savunma sanayii alışverişi yaptığımız için maruz bırakıldığımız bir yaptırım yasası.
Trump’ın bu yaptırımları kökten kaldırmak için mutlak yetkisi yok. Geçici olarak erteleyebilir ancak yaptırımlar peşimizi bırakmaz.
İşin kökten çözümü için geçtiğimiz yıl Erdoğan ve Trump güçlü bir siyasi irade ortaya koydu. O günden bu yana Dışişleri Bakanı Fidan ve mevkidaşı Rubio ciddi bir mesai harcıyor.
Yalnız mesai sadece bu iki ülke arasında değil.
S-400’leri elimizden çıkarabilmek için Rusya’nın izni lazım. Alıcı bulduk... Ancak Rusya’dan nihai onay hâlâ gelmedi.
Ankara’da konuştuklarım da bu işin çözülmesini bekliyordu ancak sürecin hızlı gitmediği de herkesin malumu.
Yani olay aslında biraz da şu... S-400’lerin elden çıkarılmasıyla CAATSA ve F-35 kapısı sonuna kadar aralanacak. Bir başka deyişle... Putin’in vereceği onay Türkiye’yi ABD ile daha da yakınlaştıracak.
Peki... İş hâlâ Rusya ile çözüm aşamasındaysa ben bu soruyu Trump’a niye sordum?
ABD Başkanı’na meseleyi hatırlatmak. Kendi açıklaması üzerinden fikri takip yapmak.
Vereceği cevap üzerinden bir çıkarım yapmak.
Bana göre verilen cevapta anladığım şey şu... “Her zaman Erdoğan’ı mutlu edeceğim” demek S-400 meselesi hallolduğu takdirde CAATSA’nın kalkacağı ve F-35 meselesi için Kongre’ye onay mektubu götürüleceği yönünde.
İyimser miyim? Belki. Fakat benim her gün bizzat takip ettiğim Trump’ın ikinci döneminde henüz Türkiye meselelerinde yan çizdiğini görmedim.
Peki gördüğün bir tehlike var mı? Var. Hem de beni endişelendiriyor. Onu da alttaki yazıda açıklayayım.
BU GİDİŞLE KONGRE HEPTEN GİDECEK
Seçimlere bugün itibarıyla bir aydan az kaldı.
Gidişat Trump ve Cumhuriyetçiler için hiç ama hiç parlak değil. Zaten bu köşenin müdavimleri olarak siz son zamanlarda bunu açık açık söylemeye başladığımı da biliyorsunuz.
Temsilciler Meclisi kesin gitti gibiydi zaten. Fakat gördüğüm son anketler, Senato’nun da iyice tehlikede olduğunu gösteriyor.
Teksas koltuğu dahi gidecek gibi. Öyle düşünün... Ondan dolayı Trump bir ay içinde üçüncü kez Texas‘a gidecek.
Trump birkaç gün önce “Lütfen ben adaymışım gibi oy verin. Yoksa Demokratlar geldiği gibi beni azledecek” dedi.
Yani... Size üç hafta önce söyledigim gibi. Trump olan biten her şeyin farkında. Başına neler geleceğinin de...
İşin geldiği noktayı şöyle açıklayayım: Sallantıdaki Teksas seçimlerinde Senatör adayı Ken Paxton’ın bir ses kaydı sızdı bu hafta. Kayıtta Trump ile düzenlenen Cumhuriyetçi kongresinden sonra oylarının düştüğünü söylüyor. “İşler iyi gitmiyor” diyor.
Şimdi... Önümüzdeki birkaç hafta boyunca ben size daha çok bilgi veririm seçimin gidişatı ile ilgili. Fakat ilk yazıda ne demiştik?
CAATSA’nın kalkması ve F-35’lere dönülmesi için bir tehlike görüyorum. Demokratların çoğunlukta olduğu bir Kongre, Trump‘ın kontrol ettiği partinin çoğunlukta olmasından çok daha kötü.
Anlatmaya çalıştığım şey şu... Fırsat penceresi daralıyor. Peki o zaman Putin, elimizden S-400’leri çıkarmamızı “uygun” görür mü?
Dedim ya... İyimserim ancak giderek azalan zaman çok da lehimize işlemiyor bana göre.
DESTEK ALAMIYOR
MALUM... Trump ile Netanyahu’nun arası bir süredir açık. BM sırasında da Trump’tan randevu alamayan Netanyahu, günübirlik gelip apar topar gitmişti.
Trump’ın uzak tavrını, İsrail seçimlerinde Netanyahu’ya destek açıklamayarak zaten anlamıştık.
Geçtiğimiz gün verdiği röportajda da Netanyahu’ya açıktan destek vermemeyi tercih etti. Defalarca soruldu. Yok. “Bir dönem daha yapmalı mı” sorusunu bile pas geçti.
KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.