Türkiye’de iklim değişikliğine eklenen yetersiz altyapı, sorunları büyütüyor: Riskler artık bağlantılı

Türkiye, bir taraftan gelecek ay Antalya’da yapılacak COP31’e ev sahipliği yapmaya hazırlanırken diğer taraftan başta İstanbul olmak üzere birçok ilde yaşanan sel felaketinin nedenlerini ve sonuçları tartışıyor.
İklim değişikliğinin etkileri her geçen gün artarken yetersiz altyapı ve çarpık kentleşme ise hem insani hem ekonomik krizi büyütüyor. Bu noktada geleceğe bütüncül bakmak büyük önemde. Bu kapsamda AXA Climate ve AXA Türkiye’nin hazırladığı “AXA Türkiye İklim Raporu 2026” ayrıntıları da hem politika yapıcılar hem toplum için uyarılar içeriyor.
SİGORTA DÖNÜŞÜYOR
Raporda su kıtlığı, aşırı sıcaklar, orman yangınları, sel ve heyelan önümüzdeki dönemin öne çıkan iklim riskleri arasında yer alıyor. Bu risklerin birbiriyle bağlantılı şekilde ilerlemesi ise şehirlerin, tarımsal üretimin, enerji ve ulaşım altyapısının, tedarik zincirlerinin ve yerel ekonomilerin dayanıklılığını daha önemli hâle getiriyor. Rapora göre 2050’ye kadar 10 milyon kişinin yüksek düzeyde orman yangını riski, 14 milyon kişinin ise yüksek veya çok yüksek düzeyde heyelan riskiyle karşılaşabileceği öngörülüyor.
Yaklaşık 4.5 milyon kişinin sele yatkın bölgelerde yaşaması olanaklıyken, Türkiye nüfusunun yaklaşık yarısının daha sık şiddetli yağışlarla karşılaşabileceği değerlendiriliyor.
Raporun, daha dayanıklı bir gelecek inşa edilebilmesi için bilim temelli verilerle harekete geçmenin önemini ortaya koyduğunu belirten AXA Türkiye Üst Yöneticisi Yavuz Ölken, “İklim değişikliği artık geleceğin bir senaryosu değil, bugün ekonomik, sosyal ve sigortacılık açısından doğrudan etkileri hissedilen bir risk alanı. İklim değişikliği, sigortacılığın çalışma biçimini de dönüştürüyor” dedi.
KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.