ESPN DeportesGilberto Mora ilumina el debut de Rafael Márquez con MéxicoInquirerRiding Pulangi’s wild rapids in Bukidnonוואלהאיראן: "רק פתרון במשא ומתן יכול להביא לסיום המשבר"ESPNProjecting the CFP top 12 after Week 4: Gators claw into contentionPunchAgbara Nla premieres in AbujaComplete SportsAFCON 2027Q: Super Eagles To Hold Closed-Door Training, Depart For Bissau SundayCollider8 ‘Far Side’ Comics That Prove Gary Larson Is a Genius, RankedGMA NewsChina conducts naval, air exercise around Scarborough ShoalStraits Times SportRevitalised Russell says he can fight for victory week-in, week-outABC News (Australia)Firefighters 'shook up' after planned burn destroys fire tankerThe Jerusalem PostUS, EU reject UN declaration promising international collaboration in face of another pandemicBBC NewsControversial Orange Order march to go ahead for first time in nearly 30 years after late night drama
The Daily Newsstand · Free, Always
Sunday, September 27, 2026

Elif Eralp’a ilk çelme

Translate

Taa Almanya’lardan buralara “yetmez ama evet” tayfasına destek vermekten imtina etmemişti.

Özdemir, kurulu düzenin çok tipik bir elemanı. Elif Eralp’a ilk çelmeyi atmasına hiç şaşırmadım.

Baden-Württemberg eyaletinin Türk kökenli ilk eyalet başbakanı olan Cem Özdemir, Berlin seçimlerinde Die Linke/Sol Parti’nin, kendisi gibi “başbakanlığa” aday ve kendisi gibi Türk asıllı politikacı Elif Eralp’a, keza gene sözde solda yer alan “Yeşiller” adına şu uyarıyı yapmış:

“Antisemitizm konusunda net tavır almayanlar başkent Berlin de iktidarın yanına bile gelmemeli!”

Müesses nizamın şeytanlıkları say say bitmez.

Eralp’ın önünü kesmek amaçlı ilk çelme safkan bir Almandan değil, Eralp’a tıpatıp benzer profilde birinden geliyor. Özdemir bununla kalmamış, devam etmiş:

“Sol Parti’ye, (aşırı sağ) AfD ile aynı muamele yapılmalı...”

Sol Parti’nin “antisemitizme karşı olduğu” açıklamasını yeterli görmeyen Cem Özdemir’e göre ölçüt, Almanya’daki Yahudi cemaatinin bundan kelli Eralp’ın partisinin tutumunu inandırıcı bulması imiş.

Eralp özetle, Yeşiller ve Sosyal Demokrat Parti (SPD) ile Berlin’de koalisyon kurabilmek için -Özdemir aracılığıyla- Yahudi cemaatinden icazet almaya zorlanıyor.

Berlin’de Die Linke’yi 1. parti yaparak tarihi bir zafer kazanan Eralp’a bu kerte bir antisemitizm suçlaması yapılmasının nedeni, İsrail Başbakanı Netanyahu’ya yönelttiği eleştiriler.

Eralp, New York Belediye Başkanı Mamdani gibi, Netanyahu’nun sadece uluslararası hukuk önünde hesap vermesi gerektiğini savunuyor. Ayrıca Müslümanlar ve de Filistinlilere Berlin’de önyargıyla yaklaşıldığını ve bunu kabul edilebilir bulmadığını söylüyor.

EVRENSEL DERSLER ÇIKARILMADI

Leonard Cohen’in ünlü şarkısının sözleri gibi aslında; “Herkes biliyor, kaptanın yalan söylediğini/ Herkes biliyor,zarların hileli olduğunu...”

Elif Eralp eleştirilerinde hedefi 12’den vurmasa ve sonuna dek haklı olmasa Netanyahu BM Genel Kurulu’unda boş sıralara konuşur muydu?

70 küsur ülkenin temsilcisi, göstere göstere elinde salladığı bir çağrı cihazıyla dünya aleme gözdağı vermekten çekinmeyen İsrail başbakanını, salonu terk ederek protesto eder miydi?

Cümle alem görüyor, biliyor. Herkes Gazze’de bir soykırım yapıldığının farkında. Ama Cem Özdemir ve temsilciliğine soyunduğu Alman kamuoyunun büyük kesimi üç maymunu oynuyor.

Guardian’dan Owen Jones ile İsrail’de uzun yıllar muhabirlik yapan Alman gazeteci Hanno Hauenstein’ın konuya ilişkin çarpıcı tespitlerini dinledim.

Jones’ın YouTube kanalına konuşan Hauenstein, Almanya’da “Yahudi düşmanlığı/ antisemitizmin” içinin tamamen boşaltıldığını söyledi.

Bu kavramın giderek yalnız Filistin sorunu bağlamında kullanıldığına, aşırı sağ AfD’de “Yahudi düşmanlığının” gerçekte çok güçlü, köklü ve yaygın olmasına karşın Eralp bağlamında sola “antisemitizm” üzerinden pres yapmanın tümden araçsal olduğunu belirtti.

Gerek Owen ve gerekse de Hauenstein kavramın düpedüz istismar edildiğine, “Holokost” anısının Almanya’da bundan böyle salt “Müslümanları püskürtmek” amacıyla kullanıldığına değindiler.

Hauenstein’ın hep farkına vardığımız ama tam adını şimdiye dek koyamadığımız saptaması şöyle: “Bir daha asla!” vaadinin ve yüzleşmesinin Almanya’da yalnız Yahudileri kapsıyor olması.

Alman gazeteci diğer deyişle, “Bir daha asla” sözünün “Müslümanları ya da başka azınlıkları kapsamadığına” dikkat çekiyor ve de en önemlisi “Almanya’nın bu bakımdan geçmişinden evrensel dersler çıkarmadığına” değiniyor.

Bu çarpık perspektif nedeniyle yabancı düşmanlığının bir numaralı adresi olan AfD’ye odaklanmak yerine, “solda hayali Yahudi düşmanlığına odaklanıldığını” belirtiyor.

Düzen partilerinin AfD ile bir olup De Linke solunu “antisemitizm” sopası üzerinden gayrimeşrulaştırma peşine düştüğüne vurgu yapıyor.

KİMLER KİMLERLE BERABER 

Almanya’da bu ay yapılan üç (SaksonyaAnhalt; Meckklenburg-Vorpommern ve Berlin) yerel seçimin ortaya koyduğu tablo bu: Eski Doğu Almanya (DDR) eyaletlerinde AfD başı çekiyor, Berlin’de Sol Parti.

Merkez boşaldı. Almanya’nın kitle partileri (Hıristiyan Demokratlarla Sosyal Demokratlar) ağır hezimet aldı.

AfD’nin yükselişine set çekilebilmek için Alman siyasetine on yıllardır yön veren geleneksel partilerin köklü değişim geçirmeleri lazım. Ufukta ise böyle bir işaret yok.

AfD, nispeten az gelişmiş Doğu’dan başlattığı yürüyüşünü, bu durumda Batı’da da sürdürecek.

AfD kodamanları bu amaçla gözlerini, bir tür “kingmaker/kralyapıcı” konumunda bulunan -bir numaralı azınlık- Türk kökenli seçmenlere dikmiş durumda.

Bu amaç doğrultusunda “Atatürk de AfD’ye oy verirdi” sloganına dahi sarılmışlar.

Post-gerçek, post-etik “araçsallaştırma” ve “sloganlaştırma” furyası, tarih yazan en büyük kutsallara dahi saldırıyor.

Buna karşın Türkiye’den “Vatan Partisi”nin Ethem Sancak gibi önde gelen isimleri de AfD gibi bir parti doğrultusunda lobi yapmaktan çekinmiyor.

View the original on Cumhuriyet →

KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.