Kaybedip kazandık


27.09.2026 04:00
Güncellenme:
A Milli Futbol Takımımız, UEFA Uluslar A Ligi’nde mücadele ediyor. Bu durum başlı başına bir başarıdır. Çünkü; Avrupa futboluna yön veren ülkelerle aynı ligde mücadele ediyoruz. Önemli olan buralarda kalmak, onlara rakip olmak ve kendimizi daha da geliştirmek. Ay-Yıldızlılar, 2026 Dünya Kupası’na büyük umutlarla gitti ama sahadaki sonuçlar ülkemizi koskoca bir hayal kırıklığına uğrattı. Sebepler çok tartışıldı, futbolcular yerden yere vuruldu, teknik direktör Montella acımasızca eleştirildi. Tepkilerin büyük bölümü haklıydı. Çünkü bizi başarı beklentisine sokan da hem futbolcularımız hem Montella’ydı. Fakat futbolu ilginç kılan temel özellik, öngörülemez olması. Kağıt üzerinde “Kolay yeneriz, bu guruptan rahat çıkarız” dediğimiz rakipler bize hayat dersi verdi. Tüm futbolcularımız, Dünya Kupası’nda başarı hayallerini 4 yıl daha ertelemek zorunda kaldı. En acısı bu...
KORA KOR OYUN KOLAY DEĞİLDİ
Bu psikolojinin ardından dünya futbolunun son 10 yılına damga vuran, takımın başına Zidane’ı getiren, Avrupa’nın en iyi hücum hatlarından birine sahip olan Fransa karşısında gerek fiziksel gerekse de taktiksel açıdan boyun eğmeden kora kor oynamak kolay iş değildi. Bir kere Montella’yı ve oyuncuları tebrik etmek lazım. Çünkü böylesine güçlü rakipler karşısında maçın her anında taktiksel sadakat her şeyden önce gelir. Ta ki golü yediğimiz dakikaya kadar futbolcularımız, hocalarının her dediğini neredeyse harfiyen yerine getirdi. Bir anlık topu rakip sahaya taşıyamama durumumuz meşin yuvarlağı ağlarımızdan çıkarmamıza neden oldu. Yine de pes etmeyen, golü arayan, mücadele eden Ay-Yıldızlı ekip, bundan sonrası için olumlu sinyaller verdi. İtalya ve Belçika maçlarında bu anlayışı sürdürürsek puan ve puanlar alacağımızdan eminim. Bir anlamda Fransa maçında kaybederken başka şeyler kazandık. Bu futbolda çok önemlidir. Bir yenilgi bazen takımın mentalini inanılmaz derecede üst seviyelere taşır.
ORKESTRA ŞEFİ ARDA
Bir parantez Arda Güler’e... Real Madrid’de geçirdiği sezonlar onu daha da tecrübelendirmiş. Hakan Çalhanoğlu, Kenan Yıldız ve Orkun Kökçü’nün yokluğunda daha fazla sorumluluk alıp takımını bir orkestra şefi gibi yönetti. Bir kere top ayağına çok yakışıyor. Bunun yanına saha görüşünü üst seviyeye çıkarması onu ayrı bir seviyeye taşıyor. Arda’yı tüm dünya takip ediyor. Real Madrid büyük bir vitrin. Ve Arda genç yaşında bu vitrinin en değerli köşesinde hem öğreniyor hem de kalitesini sergiliyor. Onun gibi bir pırlantaya sahip olduğumuz için çok şanslıyız.
KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.