Meme kanserinde kemoterapi tarihe mi karışıyor

Ekim, “Meme Kanseri Farkındalık Ayı”. Yakalarda kurdeleler, boyunlarda pembe kravat ya da fularlar... Bütün bu pembenin bir de hatırlatması var:
Fark et. Erteleme. Zamanında doktora git. Çünkü erken tanı hayat kurtarır.
KETEM’LER ÜCRETSİZ
Türkiye genelinde 493 adet Kanser Erken Teşhis Tarama ve Eğitim Merkezi (KETEM) var; meme kanseri için mamografi, rahim ağzı kanseri için HPV-DNA testi ve kolorektal kanser için gaitada gizli kan testi ile tarama hizmetleri sunulmakta. Yanı sıra kanserden korunma, kendi kendine meme muayenesi, sağlıklı yaşam ve risk faktörleri konusunda eğitim-danışmanlık hizmetleri de ücretsiz olarak verilmekte.
Peki, hekimlerin elinde hangi imkânlar var? Tedavide neredeyiz?

Haberin Devamı
Acıbadem Üniversitesi Senoloji Araştırma Enstitüsü Müdürü Genel Cerrah Prof. Dr. Cihan Uras, ‘ilerlemiş evre’ hastaların dahi ümitsizliğe kapılmaması gerektiği bir dönemde olduğumuzu söylüyor ve diyor ki:
“Tedavinin iki önemli ayağı var. Bir; tümörün biyolojisine göre ve iki, hastalığın evresine göre hangi tedavinin uygulanacağına karar vermek. Eskiden her hastaya tek tip, aynı tedaviler uygulanıyordu. Şimdi ise her hasta için farklı protokoller var, kişinin parmak izi nasıl sadece ona aitse, tedavisi de öyle. Yine günümüzde her hasta memesini kaybedecek diye de bir şey yok. Koruyucu meme cerrahisi ilk hedefimiz. Memeyi koruyamadığımız zamanlardaysa onko-plastik ameliyatlar yapıyoruz. Günün sonunda hastalarımız, yenisi için ‘eski mememden bile daha güzel oldu’ diyebiliyor artık.”
KÜÇÜK KESİ, BÜYÜK DEĞİŞİM
Robotik ve endoskopik teknolojilerle meme cerrahisinde de çığır açılmış durumda:
“Meme ameliyatlarında artık 10 cm yerine robotik ve endoskopik yöntemlerle 3 cm’lik bir kesi yapılıyor. Hem memenin tümünü çıkarabiliyoruz hem de bu kesiden koltuk altındaki nöbetçi lenf bezini alabiliyoruz. Böylece ikinci bir kesiye gerek kalmıyor.”
Böylelikle sadece ameliyat izi küçülmekle kalmıyor, yöntemin bir artısı da daha az kanama ve ağrı.
TARAMA PROGRAMLARINI ATLAMAYIN
Haberin Devamı
Prof. Dr. Uras’ın genç kadınlara da bir uyarısı var:
“Gençlerde de vakalar artıyor. Çünkü genetik kadar çevresel faktörler de etkili. Ailede olmaması bir koruyuculuk sağlamıyor. Dolayısıyla tarama programları atlanmamalı.”
ARTIK DAHA AZ HASTAYA KEMOTERAPİ UYGULANIYOR
Gelelim benim kulaklarımı diken eden soruya:
Her hastaya kemoterapi gerekiyor mu?
Amerikan Klinik Onkoloji Derneği’nin bu yıl Chicago’daki -ben de yerinde takip ettim- toplantısında açıklanan OPTIMA çalışması İstanbul’da da gündemdeydi.
Çalışmaya, ameliyat edilmiş, hormona duyarlı ve HER2 negatif meme kanseri bulunan, 40 yaş ve üzerindeki 4 bin 429 hasta katıldı. Bu hastalara “prosigna” isimli gen testi uygulandı. Amaç, tedavi kararını hastanın ve tümörün özelliklerine göre verebilmekti.
Haberin Devamı
Testin sonucuna göre, “düşük riskli” hastalara kemoterapi uygulanmadı, yalnız hormon tedavisi verildi. 5 yıl sonunda grubun kansersiz yaşam oranı yüzde 93.7 oldu. Hormon tedavisi ile kemoterapiyi birlikte alan hastalarda ise bu oran yüzde 94.9’du.
Yani neredeyse arada hiç fark yoktu! Bu bulgular, seçilmiş hastalarda kemoterapiden kaçınmanın mümkün olabileceğini gösterdi. Peki Türkiye’de bu testi yaptırmak mümkün mü?
Prof. Dr. Yeşim Eralp, “Evet” diyor, şöyle devam ediyor:
“Bu tür testler sayesinde artık daha az hasta kemoterapi alıyor. Kişiselleştirilmiş tedavilerin bir parçası bu. Tabii burada iki kelimenin altını çizelim: ‘Seçilmiş hastalar.’ Yani bu sonuç, herkesin kemoterapiyi bırakabileceği anlamına gelmez. Yeni çalışmalar bunlar, takip süresi biraz daha olgunlaşmalı. Türk hekimler olarak her bilimsel çalışmanın peşinde ve hatta içindeyiz. Kanser tedavisinde umut hep var.”
KORKU YÜZÜNDEN GEÇ KALMAYIN
“Mamografinin yaydığı radyasyon daha çok hasta eder.”
Haberin Devamı
“Tümöre bıçak değmez.”
Bazen bir tetkiki, bazen bir muayeneyi erteletecek kadar etkili bu sözler. Doğruluk payı var mı peki? Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Sönmez’e sordum. Yanıtı net:
“Bilimsel olarak bu korkuların hiçbir karşılığı yok. Bu korkuyu besleyen açıklamaları bazen ‘popüler’ olma gayreti içindeki bazı hekimlerden de duyuyoruz. Oysa mamografide radyasyon çok düşüktür. Bir uçak yolculuğunda aldığınız radyasyona eş değer düzeydedir. Günümüzde gelişen teknoloji ile tümörün vücuttaki yerleşimi, kritik yapılarla olan ilişkisi, lenf bezleri ve vücudun diğer alanlarına yayılımı ile ilgili çok daha ayrıntılı bilgiye sahibiz. Hangi hastanın cerrahi tedaviden yarar göreceğini artık daha iyi biliyoruz. ‘Kansere bıçak değerse yayılır’ gibi söylemler doğru değil.”
Bir hatırlatması da erkeklere:
Haberin Devamı
“Her 100 meme kanseri vakasından biri erkeklerde görülüyor. Dolayısıyla herkesin bu konuda bilgi sahibi olması şart.”
BİLGİ SALONDA KALMADI HALKLA BULUŞTU
Bence toplantının en önemli kısmı Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği tarafından yürütülen halk günüydü.
Hastalar, tedavideki yenilikleri, umut veren gelişmeleri- dünyanın dört bir yanından gelen bilim insanlarının ağzından doğrudan duydu. Dernek Başkanı Seral Çelik, “Bu yönüyle, dünyadaki diğer bilimsel konferanslara da öncülük ettik” diyor.
KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.