ESPN DeportesPumas deja escapar dos goles de ventaja y Cruz Azul rescata el empatePunchWhy I embraced legal practice after 34 years in police — Ex-DIG MbaESPNFalcons QB Penix (rib) exits loss late, doesn't expect injury to be long termThe Jerusalem PostNetanyahu's election strategy may hinge on 55 seats, rather than a 61-seat majority - analysisRTP DesportoI Liga. Águias somam e seguem na LuzInquirerP817M unexplained wealth report did not include Sara Duterte’s recordsZDF heuteEntdecken Sie das ZDF-NachrichtenstudioRTL BoulevardApps en sites van Albert Heijn, Etos en Gall & Gall uit de lucht na 'IT-incident'The Sydney Morning HeraldLike every millennial, Powderfinger’s comeback is my kinda scene경향신문하이트진로·기린, 20년 동행 결실 “아시아 최초 라이선스 국내 생산”CNN بالعربيةأول تعليق و"اعتذار" من ساويرس بشأن هجوم الحوثيين على مطار الرياضVanguardDollar to Naira exchange rate today, October 12, 2026
The Daily Newsstand · Free, Always
Monday, October 12, 2026

Böyle ‘ceza’ya can kurban

Translate

Milyonlar seni dinliyor, yazdığın sözler çocukların, gençlerin diline dolanıyor.

Ve sen o mikrofondan “bıçaklayın” diyorsun.

Hem de çocukların çocuklara ve yetişkinlere yönelik şiddetini konuştuğumuz bir dönemde.

Lvbel C5’ten bahsediyorum; Alizade ile seslendirdiği “Kahpe” şarkısı sözleri nedeniyle hakkında soruşturma başlatılmıştı. Hâkimlik, tutuklama talebini reddetti. Yurtdışına çıkış yasağı ve imza yükümlülüğüne, bir de yerinde bir şart ekledi: Türk edebiyatı eğitimine devam etmesi şartı.

Hukuken kesinleşmiş bir “ceza” değil, adli kontrol kararı bu.

Kaldı ki edebiyatı insanın başına gelmiş bir “ceza” gibi de görmüyorum.

Fakat söz yazarak milyonlara ulaşıyorsan, kelimelerle neler yapabileceğini öğrenmenin tam zamanı!

Öfken mi var?

Anlat.

İsyanın mı var?

Et.

Haberin Devamı

Sana her şeye razı ol, uslu uslu şarkı söyle diyen yok.

Ama her öfkenin sonuna küfür, her kavganın ortasına bıçak koyunca bir süre sonra hep aynı şeyi söylüyorsun.

Oysa bir dizeyle insanın boğazını düğümlemek de mümkün.

Bir cümleyle uykusunu kaçırmak...

İçinde yıllardır susturduğu bir duyguyu ayağa kaldırmak...

Edebiyatta da öfke var, isyan var, argo var.

Nâzım Hikmet’in “Kerem Gibi” şiirini düşünün:

“Ben yanmasam,

sen yanmasan,

biz yanmasak,

nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa?”

İsyan mı?

Hem de nasıl!

Aradan onca yıl geçmiş, hâlâ insanın içine ateş düşürüyor.

Dolayısıyla “Çek bakalım cezanı!” diye sevinmiş değilim. Ancak kitap okumak, insanın başına gelebilecek güzel şeylerden biri.

Belki de Lvbel C5 bir şiirde kendi öfkesini bulacak.

Bugüne kadar tek bir hakaretle geçiştirdiği duygunun aslında ne kadar çok kelimesi olduğunu görecek.

Bir sonraki şarkısında kullanabileceği daha çok kelimesi, anlatabileceği daha çok duygusu olacak.

Benim bu karardan beklediğim bu.

Sonunda sınava girip yüksek not alması değil.

Mikrofonu eline aldığında söyleyecek daha güçlü bir söz bulabilmesi.

Böyle ‘ceza’ya can kurban

BÜYÜK LAFIN HAFIZASI VAR

Haberin Devamı

“Bir daha evlenirsem Dilber beni mezarda yanına kabul etmez.”

İbrahim Karakaş, eşi Dilber Ay’ı kaybettikten sonra böyle demişti.

Öyle “Şu an düşünmüyorum” falan değil.

Mezara kadar uzanan bir sadakat sözü bu...

Haliyle insanın aklında kalıyor.

Şimdi Müge Zopun’la birlikteymiş. Kendi açıklamasına göre imam nikâhı kıymışlar.

Hayat bu.

İnsan yeniden sevebilir.

Yalnızlıktan yorulabilir.

Birinin elini tutmak isteyebilir.

Bunların hiçbirinde ayıp yok.

Ama o kadar büyük konuşunca, eski cümleniz de sizinle yeni hayatınıza geliyor.

Memleketçe bayılıyoruz büyük laflar etmeye.

“Sensiz yaşayamam.”

“Senden sonra kimseyi sevemem.”

“Ölsem de senden vazgeçmem.”

Cümle büyüdükçe aşk da büyüyor sanıyoruz.

Haberin Devamı

Söyleyene “büyük âşık”, o aşka da “gerçek aşk!” payesi veriyoruz hemen.

Ama insanın sevgisini anlatma becerisiyle sevme becerisi her zaman aynı olmuyor.

Bazen iki güzel cümleye öyle kapılıyoruz ki gündelik hayata bakmayı unutuyoruz.

Yanında mı?

Yükünü paylaşıyor mu?

Verdiği küçücük sözleri tutuyor mu?

Bunlar pek manşet olmuyor tabii.

“Mezarda bile birlikteyiz” daha etkileyici geliyor.

Oysa ömürlük yemin etmek bir cümle, her gün birbirine iyi gelmek ise emek istiyor.

Bunu genel anlamda söyledim. Karakaş ile Ay’ın birbirlerine nasıl bir eş olduklarını bilemeyiz.

Ama bu haber, böylesi büyük sözlere nasıl da kolay kapıldığımızı hatırlattı bana.

Keşke aşkı tanımlarken geleceğe bu kadar büyük yeminler etmesek...

Haberin Devamı

Zira “onu çok sevdim” demek de az bir şey değil.

Böyle ‘ceza’ya can kurban

DÜNYA ALKIŞLIYOR, O SESSİZLİĞİ DİNLEYECEK

Ben olsam ne yapardım, bilmiyorum.

Nobel kazanmışım!

Muhtemelen çayımı püskürtür, heyecandan kimi arayacağımı şaşırır, sonra da muhtemelen on kişiye falan bıkmadan aynı şeyleri anlatırdım.

Anne Carson ise ormana gitmek istiyormuş.

Eşiyle yürüyüşe...

Sessizliği dinlemeye...

Her güzel haberin hemen bir sosyal medya paylaşımına, her başarının bir gösteriye dönüştüğü şu zamanda, Anne Carson’ın Nobel’i kutlama planı bana çok iyi geldi.

2026 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi, 76 yaşındaki Kanadalı şair ve çevirmen Carson, haberi Reykjavík’teki evinde almış.

Mutfakta çay içiyor, kraker yiyor ve dergi okuyormuş. Sonra yerin süpürülmesi gerektiğini
fark edip kalkmış.
O sırada telefonlar çalmaya başlamış. Sıklıkla yaptığı gibi telefonu meşgule atmış.

Haberin Devamı

Fakat eşi, bu haberi alacaklarını tahmin ettiği için, arayan numarayı geri aramasını sağlamış.

Mutlu haberi aldığına şaşırmış Carson. İlk tepkisi biraz mizahi: “Bence hepiniz delisiniz.”

Telefondaki ses soruyor: Peki nasıl kutlayacaksınız?

Telefonlara cevap vermemek için eşiyle ormanda yürüyüşe çıkacaklarını söylüyor.

Sessizliği dinleyeceklermiş.

Beni en çok bu
etkiledi işte.

Çünkü artık güzel bir şey yaşadığımızda, daha tadına varmadan nasıl anlatacağımızı düşünmeye başlıyoruz.

Fotoğrafını, videosunu çekiyor, paylaşıyoruz.

Sonra tebrikler geliyor, onlara cevap veriyoruz.

Ama tüm bunların arasında bazen o ilk sevincin yanından
geçip gidiyoruz.

Carson ise böylesine büyük bir günü kendisine ve eşini ayırmak istiyor.

Bu da bana şunu hatırlatıyor:

Hayatımızın en güzel anlarını herkesle paylaşabiliriz elbette.

View the original on Hürriyet →

KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.