Yağmurun Altında, Kitapların Arasında

Hafta sonu 2. Balıkesir Kitap Günleri için Balıkesir’deydim. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi ile Eylül Fuarcılık güzel bir organizasyona imza atmış. Ancak fuarın havası biraz farklıydı: Kapalı alanda kitapların arasında dolaşan kalabalık, dışarıda ise yağmur ve soğuk…
Cumhuriyet Kitapları standımız açık alandaydı. Ziyaretçiler kitaplara bakıp sohbet ederken biz de yağmurun ve soğuğun altında duruyorduk. Hava zaman zaman insanı yıldırsa da standa uğrayan okurlarla konuşmak, kitaplardan söz etmek bütün yorgunluğa değiyordu. Bir okurun kitabı eline alıp yazarla birkaç kelime etmesi, aklındaki soruyu sorması… Kitap fuarlarının en güzel yanı bu. Okurla yüz yüze gelmenin yerini hiçbir şey tutmuyor.
Bu buluşmaların özellikle öğrenciler ve çocuklar açısından önemli olduğunu düşünüyorum. Ne var ki fuarların odağında gerçekten kitapların bulunması gerekiyor. Belki bencilce bir düşünce gibi görünebilir; ama çocukların dikkatini dağıtacak oyuncaklar ve kitap dışındaki ürünler yerine, ilgilerini kitaplara, yazarlara ve okuma kültürüne yöneltmek daha doğru. Bir çocuğun fuardan elinde oyuncakla değil, merak ettiği bir kitapla ayrılması bana daha anlamlı geliyor.
Bu noktada Wattpad yazarlarının önündeki kuyruklar da dikkatimi çekti. Gençler, sevdikleri kitapları yazanların çevresinde kendi dünyalarını kurmuş gibiydi. Bu ilgiyi küçümsemek elbette doğru değil; ancak onun fuarın genel kitap çeşitliliğine ve edebiyat sohbetlerine ne ölçüde yansıdığı ayrıca tartışılmalı. Çünkü çok okunmak, tek başına edebî nitelik anlamına gelmiyor.
Wattpad çevresinde karşılaştığımız kimi metinlerde özensiz bir dil, birbirini tekrarlayan olay örgüleri, tek boyutlu karakterler ve kolay yoldan kurulmuş duygular göze çarpıyor. Bunları söylemek genç okurları küçümsemek değil; okuru da yazanı da ciddiye almak demek. Gençlerin ilgisini yalnızca kuyruklarda bırakmadan onları farklı kitaplarla, başka anlatım biçimleriyle ve daha nitelikli metinlerle buluşturmak gerekiyor.
Balıkesir’de hava da yüzümüze gülünce fırsattan yararlanıp kendimi şehrin akışına bıraktım. Kuva-yı Milliye Müzesi’nde kentin tarihine, Devrim Erbil Çağdaş Sanatlar Müzesi’nde sanatına uğradım; sonra Çamlık Mevkii’nden şehre baktım. Müzeleri ve tarihî yapıları başka bir yazıda daha geniş anlatacağım. Bu kısa gezinti bile fuarın yalnızca kitaplarla sınırlı kalmadığını, şehrin kültürel dokusuna açılan bir kapı olduğunu hatırlattı.
Fuar boyunca kitaplardan, yazarlardan ve okuma alışkanlıklarından söz ettik. Fakat sohbetler, ne kadar istesek de, dönüp dolaşıp memlekete geldi. Sonunda aynı soru farklı cümlelerle yeniden karşımıza çıktı: “Ne olacak bu ülkenin hâli?”
KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.