Michael Jackson beni yeniden 16 yaşıma götürdü

Michael Jackson’ı canlandıran yeğeni Jaafar’la tanışınca, yıllardır unutamadığım Michael Jackson anımı anlattım...
16 yaşındayım. İstanbul’dan Gebze’ye yeni taşınmışız.
Çocukluğumdan beri Michael Jackson hayranıyım; danslarını taklit ediyorum. Şarkılarını ezberlemeye çalışıyorum.
Ahmet San, Michael Jackson’u Türkiye’ye getiriyor.

İnönü Stadyumu’nda konseri var. Gitmeyi deli gibi istiyorum ama biletim yok.
Bir gün mahallemizdeki bakkalın önündeyim. Boş boş oturuyorum. Bir Pepsi kamyonu geldi, bakkala kolaları bıraktı. Adam bana “Ne yapıyorsun?” diye sordu, “Hiç” dedim. “Al” dedi, iki bilet uzattı. “Akşama konser var, gidersin.” Bir baktım, Michael Jackson’ın konseri!
Mucize...
O anki sevincimi düşünün.
Haberin Devamı
Konserin bileti hiç beklemediğim bir anda elime geçiyor.
Biletler tamam ama param yok. Dedeme gidiyorum, yalvar yakar para alıyorum.
Sonra evden kaçıp konsere gidiyorum. Annemin hiçbir şeyden haberi yok.
Gece eve döndüğümde tabii çok kızgın. Bana ulaşabileceği bir cep telefonu da yok o yıllarda.
Hiçbir şey umurumda mı, Michael Jackson’ı canlı izlemişim!
Jaafar hikâyemi dinleyince “İnanılmaz” dedi; “16 yaşında tek başına stadyum konserine nasıl gidebilirsin?” Şaşırdı.
Michael Jackson sevgisinin işte böyle bir tutku olduğunu söyledim.
“Dangerous turnesi miydi?” diye sordu, “Evet” dedim.
Yıllar önce Gebze’de bir bakkalın önünde başlayan hikâyeyi, Los Angeles’ta Michael Jackson’ın yeğenine anlattım.
Michael hayranlığının nasıl yaş, ülke, mesafe tanımadığını konuştuk.

Jaafar Jackson
Jaafar, amcasını canlandırmaktan duyduğu mutluluğu ve filmle ne kadar gurur duyduğunu anlattı.
Sohbetimiz dönüp dolaşıp Michael’ın zamansız sanatına, şarkılarına, insanlarda bıraktığı etkiye geldi.
Benim anlattığım o küçük hikâye de aslında bunun bir parçası. Dünyanın başka bir köşesinde büyüyen bir çocuğun hayallerine girip orada kalmak...
Haberin Devamı
Ardından Colman Domingo ile sohbet ettik. Oyunculuğunun yanında stili, nezaketi ve cana yakınlığıyla çok özel bir isim.
Yeteneği, şıklığı ve insan ilişkileriyle Hollywood’da kendine çok güzel bir yer edindi.
Rekor kırdı
Michael dünya çapında 1 milyar dolar gişeyi aşan ilk biyografi filmi oldu. Aynı zamanda Lionsgate’in de milyar dolar sınırını aşan ilk yapımı.
Bu başarı bana hiç şaşırtıcı gelmiyor. Zaten açılışında biyografi filmleri arasında gişe rekoru kırmıştı.
Bizim çocukluğumuzda ve gençliğimizde yaşadığımız Michael Jackson çılgınlığı, filmle birlikte yeni kuşağın hayatına da girdi.
Filmin gösterime girdiği ilk iki günde şarkıların dinlenme oranı önceki haftanın aynı günlerine göre yüzde 95 arttı.
Haberin Devamı
Film, bildiğimizi sandığımız bazı ayrıntılara da değiniyor.

Colman Domingo
Örneğin, Michael “Thriller” ile dünyayı kasıp kavururken bile ailesiyle aynı evde yaşamaya devam ediyordu. Aile evinden 1988’de Neverland’i satın aldığında ayrıldı.
Babasının menajerlik görevine son verme kararını avukatı John Branca’nın hazırladığı evraklarla iletti.
Hayvanlara düşkünlüğü de yalnızca meşhur şempanzesi Bubbles’tan ibaret değildi. Muscles adını verdiği bir boa yılanını bile besliyordu.
1984’te Pepsi reklamı çekilirken saçlarının tutuşması hayatında ağır izler bıraktı. Kendi açıklamasına göre, yanıklarının tedavisi için kullandığı ağrı kesiciler zamanla bağımlılığa dönüştü.
Haberin Devamı
Pepsi’den aldığı 1.5 milyon dolarlık tazminatı tedavi gördüğü hastanedeki yanık merkezine bağışladı.
Bir ilginç ayrıntı da “Beat It” klibinden: Kameranın karşısındakilerin tamamı dansçı ya da oyuncu değildi. Michael’ın isteğiyle Los Angeles’taki iki rakip çete Crips ve Bloods’un gerçek üyeleriyle klip çekilmişti.
Yani birbirine düşman insanları buluşturma çabası, insan sevgisi ve yardımseverlik hayatının her alanındaydı.

Colman Domingo filmde Michael Jackson’ın babası Joe Jackson’ı canlandırdı.
KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.