ESPN DeportesNFL: Jahmyr Gibbs se convirtió en la figura de la Semana 3InquirerPiston prefers tax-free oil products to P1 fare hikeESPNNo. 8 Liberty keep foot on gas to eliminate top-seeded LynxDaily MaverickMexico’s National Guard debuts tiny Chihuahua recruitThe Jerusalem PostCanadian Jews considering immigration to US under Trump amid increasing fear of antisemitismUOLVínculos com Lula, Flávio Bolsonaro e Cláudio Castro marcam debate entre candidatos no RJХабрGreenplum как расширение PostgreSQL 19SCMP ChinaSlow is beautiful: China launches war against AI drama, goes beyond algorithmsBusiness AMBusiness AM Sudoku’s 30-09-2026La Tercera“El Estado se habría quedado con un solo proveedor”: FNE explica por qué no pidió excluir de contratos públicos a empresas acusadas de colusión por vales de alimentaciónColliderThe 10 Best Stephen King Audiobooks, RankedLenta.ruВ России указали на препятствия Евросоюза на пути к мирным переговорам
The Daily Newsstand · Free, Always
Wednesday, September 30, 2026

CHP Programı'nın ve Anayasanın Türkçeleştirilmesi

Translate

1945 yılında anayasa dilinin Türkçeleştirilmesi bir devrimdi, 1952 yılında anayasa dilinin eski dile döndürülmesi ise karşı devrim...

Atatürk, Kurtuluş Savaşı ve Türk Devrimi ile sadece Türk ulusunu değil, Türk ulusunun dili Türkçeyi de kurtardı.

Genç Cumhuriyet, Türkiye’de eğitimin dilini, sanatın dilini, bilimin dilini, dinin dilini, siyasetin dilini, hukukun dilini; kısacası Türk ulusunun ortak iletişim dilini, Anayasadaki ifadeyle “devletin resmi dilini” Türkçe yaptı. (1876 Anayasası’nda devlet memurlarının ve milletvekillerinin Türkçe bilmesi zorunlu kılınmıştı. Cumhuriyet ise açıkça Türkçeyi devletin resmi dili yaptı.)

1928 yazı devrimi ile Türkçenin yapısına uygun yeni Türk harfleri kabul edilmişti. Ancak Arapça, Farsça terimlerle kuşatılmış Osmanlıcayı yeni harflerle yazmak yeterli değildi. Aynı zamanda Türkçeyi, Arapça ve Farsça başta olmak üzere yabancı dillerin baskısından kurtarmak gerekliydi. Bu nedenle yazı devrimini tamamlayacak bir dil devrimine ihtiyaç vardı.

Atatürk’ün isteği ile 12 Temmuz 1932’de “Türk Dili Tetkik Cemiyeti” (1936’dan sonraki adıyla Türk Dil Kurumu) kuruldu. Türk Dil Kurumu, tarama, derleme ve türetme çalışmalarına başladı. Anadolu’da halk ağızlarından derlemeler yapıldı. 600 bin civarında fiş hazırlandı. Bunlar “Söz Derleme Dergisi” (6 cilt) ve “Derleme Sözlüğü” (12 cilt) gibi yayınlarda toplandı. Yüzlerce Osmanlıca sözcüğe Türkçe karşılık bulundu ve bunlar gazetelerde “Osmanlıcadan Türkçeye Karşılıklar Kılavuzu” adıyla yayımlandı. (Bkz. 1935 yılı Ulus gazetesinin çeşitli sayıları) Ayrıca “Osmanlıcadan Türkçeye Cep Kılavuzu” ve “Türkçeden Osmanlıcaya Cep Kılavuzu” hazırlandı. Bu derleme, tarama çalışmaları sonunda unutulmaya yüz tutmuş çok sayıda Türkçe sözcük dile kazandırıldı. Örneğin Anadolu ağızlarından o zaman derlenen “abartmak”, “yoz”, “yozlaşmak”, albeni”, “ivedi”, “kuzey”, “güney” vb. çok sayıda sözcük bugün kullanılmaktadır. Bu arada türetme çalışmalarıyla da çok sayıda yeni Türkçe sözcük türetildi. Cumhurbaşkanı Atatürk ve Başbakan İnönü de konuşmalarında öz Türkçe sözcükleri kullanarak dil devrimine katkıda bulundular. Ayrıca Atatürk de Türkçe sözcükler türetti.

 ATATÜRK’ÜN 3 MAYIS 1935 SÖYLEVİ

Bu bağlamda Atatürk’ün 3 Mayıs 1935 tarihli “Türk Kuşunu Açılış Söylevi” dikkat çekicidir. Atatürk, “Türk çocuğu! Her işte olduğu gibi havacılıkta da en yüksek düzeyde, gökte, seni bekleyen yerini az zamanda dolduracaksın” dediği konuşmasının tamamında Türkçe sözcükler kullanmıştı. Atatürk’ün bu konuşmasını manşetten veren 4 Mayıs 1935 tarihli Ulus gazetesi, “Atatürk’ün dünkü söylevinde hiçbir yabancı kelime yoktur; söylevde kullanmış olduğu bazı kelimelerin anlamları şunlardır,” diyerek bir sözcük listesi yayımlamıştı. Söz konusu listedeki bazı sözcükler ve anlamları şöyleydi:

UNMAK: Yapmak, imal etmek; UNSURİLGİNLİK: Alakadardık; EGEMENLİK: Hakimiyet; YARATIK: Mahluk; CUDA: Asla; KAPASİTE: Yetenek; DÖLEN: Azim; ÜRÜN: Mahsul; OKAN: Büyük; YALIN-PARLAK: Çıplak, açık; YÖNEY: Cephe; ARAÇ: Vasıta; DÜZENLEMEK: Tanzim etmek; UÇMAN: Tayyareci; ÖNEM: Ehemmiyet; GÜVEN: İtimat; ÖDEV: Vazife; KIVANÇ: Memnuniyet; DÜZEY: Seviye; ÜZEL: Ezeli; ULUS: Millet… (Ulus, 4 Mayıs 1935, s. 1)

4 Mayıs 1935 tarihli Ulus gazetesi, hem Atatürk’ün öz Türkçe sözcükler kullandığı bu söylevine ve bu söylevde kullandığı bazı öz Türkçe sözcüklere hem de “Osmanlıcadan Türkçeye Karşılıklar Kılavuzu No.41” başlığı altında Osmanlıca sözcüklere bulunan Türkçe karşılıklara yer vermişti. 41.bölüm, söz konusu kılavuzun son bölümüydü.

Bu sözcüklerden bazıları (Türkçe ve Osmanlıca) da şunlardı: GELİR: Varidat; ORTALAMA: Vasati; VARMAK: Vasıl olmak; GENİŞ: Vasi; YURT: Vatan; KOYMAK: Vaz’etmek; ELKOMAK: Vaz’ı yedetmek; AÇIK: Vazıh; DURUM: Vaziyet; SUÇ: Vebal; AĞRI-ACI: Veca; YÜZ: Vech; BÖYLE-BÖYLECE: Vechile; ÖZSÖZ: Vecize; SAĞLICA: Veda; ÖLÜM: Vefat; BOLLUKÇOKLUK: Vefret; ANSIZIN-BİRDENBİRE: Vehleten; BİLE: Velev; DÜĞÜN: Velime; DOĞURGAN: Velüd; GÜRÜLTÜ-PATIRTI: Velvele; GENİŞ: Vesi; BELGE: Vesika; KUŞKU: Vesvese; KAZIK: Veted; İL: Vilayet; OLMA: Vuku; TEK: Yekta; EL: Yed; BİRİCİK: Yegane; TUTAR: Yekün; ANT: Yemin; SOL: Yeser; ÖKSÜZ: Yetim; GÜNLÜK: Yevmi; GÜNDELİK: Yevmiye; KURAKLIK: Yübuset; SUBAY: Zabit; ELE GEÇİRMEK: Zabtetmek; AÇIK: Zahir; SÜS: Ziynet… (Ulus, 4 Mayıs 1935, s.1-2)

Atatürk’ün 3 Mayıs 1935 söylevinde kullandığı öz Türkçe sözcüklerin ve “Osmanlıcadan Türkçeye Karşılıklar Kılavuzu”nda yer alan öz Türkçe sözcüklerin önemli bir bölümünü bugün de kullanıyoruz.

CHP’NİN ÖZ TÜRKÇE PARTİ PROGRAMI VE ATATÜRK

9-16 Mayıs 1935 tarihleri arasında CHP’nin 4. Büyük Kurultayı toplandı. Bu kurultayda onaylanan 1935 CHP Programı’nın daha girişinde “Türk Devrimi” deyimi kullanılmıştır. Programın sadece içeriği değil, dili de Türk Devrimi’nin ruhunu yansıtacak biçimde öz Türkçedir. Programda “İnkılâp” yerine “Devrim”, “Fırka” yerine “Parti”, “Kongre” yerine de “Kurultay” terimleri kullanılmıştı. Programda geçen öz Türkçe terimlerin anlaşılmasını kolaylaştırmak için parti programının sonuna, “Program İçindeki Kelimelerden Bir Kısmının Osmanlıca Karşılıkları” başlıklı Türkçe-Osmanlıca mini bir sözlük eklenmişti. 1935 CHP Parti Programındaki öz Türkçe sözcüklerden bazıları şunlardı: AKIM: Cereyan; ALAN: Meydan, Saha; AR: Güzel Sanatlar; ARAÇ: Vasıta; AŞAMA: Mertebe; BAĞINSIZ: Müstakil; BAŞARI: Muvaffakiyet; BÖLGE: Mıntıka; ÇAĞDAŞ: Muasır; DAYANIŞMA: Tesanüt; EGEMENLİK: Hakimiyet; ENDÜSTRİ: Sanayi; ETKİ: Tesir; GELİŞİM: İnkişaf; GİRİŞİM: Teşebbüs; GÜVEN: İtimat; GENEL: Umumi; EVRİMSEL: Tekamüli; FİNANSAL: Mali; HAKYERİ: Mahkeme; KAMUSAL: Umumi; KAPİTAL: Sermaye; KAPSAMAK: Şamil olmak; KARŞIT: Zıd; KONU; Mevzu; KURUM: Müessese; KUTSAL: Mukaddes; ÖĞRETİM: Tedris; ÖĞRENİM: Tahsil, ÖNEM: Ehemmiyet; ÖZEN: İtina; ÖZGÜR: Serbest; ÖZVERİ: Fedakarlık; SONUÇ: Netice; SOSYAL: İçtimai; TARIM: Ziraat; TÜZEL: Adli; TÜZÜK: Nizamname; ÜRETİM: İstihsal; ÜRÜN: Mahsul; YARGIÇ: Hakim; YAYIN: Neşriyat; YETKİ: Salahiyet; YÖNETİM: İdare…

Image

(CHP 1935 Programı, Ankara Ulus Basımevi, s.54)

1935 CHP parti programındaki öz Türkçe sözcüklerin çoğunu bugün de kullanıyoruz.

Cem Eroğul, “Anayasa ve Tüze Dilinin Türkçeleştirilmesi” başlıklı makalesinde, öz Türkçeleştirilen 1935 CHP tüzüğünün, “Atatürk ölünceye dek yürürlükte tutulmuş” olmasını, “Atatürk’ün dil devrimine ölümüne kadar bağlı kaldığına” kanıt olarak göstermiştir. (Cem Eroğul, ‘Anayasa ve Tüze Dilinin Türkçeleştirilmesi’, AÜSBF Dergisi, C.49, S.3, 1 Mart 1994, s. 134)

Image

Ulus Gazetesi 4 Mayıs 1935.

Eroğul’un, -benim de katıldığım- şu değerlendirmesi de önemlidir: “Atatürk’ün Güneş-Dil Kuramı’yla birlikte yeni sözcüklerden vazgeçtiği, dahası, bu kurama, vazgeçişini örtmek için sarıldığı savı, çirkin olmak bir yana, düpedüz yalandır. Yalan olduğunun kanıtı, doğrudan doğruya Atatürk’ün söz ve eylemleridir. 1936 TBMM açılış söylevinde: ‘Sayın, Kamutay, kurum’; 1937’deki söylevinde: ‘Türeli bir plan, sevgi, kurum, Kamutay, arsıulusal, amaçlanan, verimli, ölçü, bilgi’; 1938’deki söylevinde de: ‘Yüce Saylavlar, Kamutay, türeli surette, aydınlatmak’ gibi sözler yer alıyor. Sayrı (hasta) olduğu için Başbakan Celal Bayar’a okuttuğu bu son açılış söylevinde, Atatürk’ün dil çalışmalarına ne denli önem verdiğini gösteren şu tümceler var: ‘Dil kurumu en güzel ve feyizli bir iş olarak türlü ilimlere ait Türkçe terimleri tespit etmiş ve bu suretle dilimiz yabancı dillerin tesirinden kurtulma yolunda esaslı adımını atmıştır. Atatürk, ölümünden iki ay önce, 5 Eylül 1938’de yazdırdığı vasiyetnamesinde, Dil ve Tarih Kurumlarına, çalışmalarını etkin bir biçimde sürdürmelerine yetecek sürekli bir gelir bırakmıştır. Atatürk, 1932’de başlattığı dil devrimini sonuna dek korumuş, ölümünden sonra da sürdürülmesini hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde dilemiştir.” (Eroğul, s. 134-135)

Gerçekten de Atatürk, dilde Türkçeleştirme hareketinden hiçbir zaman vaz geçmedi. Öyle ki Atatürk ölümünden bir iki yıl önce; 1936-1937 yıllarında geometri terimlerini Türkçeleştirmek için bir Geometri kitabı yazdı. Bu kitapta, artı, eksi, bölü, çarpı, üçgen, dörtgen, açı, uzay, yüzey… gibi çok sayıda Türkçe terime yer verdi. Atatürk’ün türettiği bu terimlerin neredeyse tamamını bugün de kullanıyoruz.

CHP ve özellikle Türk Dil Kurumu, Atatürk’ün ölümünden sonra da dil çalışmalarını sürdürdü. Bu çalışmaların en önemli eseri 1945 yılında anayasa ve içtüzük dilinin Türkçeleştirilmesidir.

TÜRKÇE ANAYASA

29 Ekim 1923’te cumhuriyet ilanı için yapılan anayasa değişikliğinde, “Türkçe’nin resmi dil olduğu” açıkça anayasanın başına yazıldı. (1921 Anayasası: Md.2) Ondan sonraki bütün anayasalarda da yer aldı.

1942 yılının başlarında iki ayrı kurul “Anayasayı Türkçeleştirme tasarıları” hazırladı ve bu tasarılar milletvekillerine, Yargıtay. Danıştay, Sayıştay başkanlarına, İstanbul ve Ankara Hukuk Fakülteleri profesörlerine, dil uzmanlarına dağlatıldı. Anket sonuçlarına göre, üçüncü bir tasarı daha hazırlandı, bu tasarı da CHP grubunda otuz kişilik bir komisyonda yeniden düzeltildi, sonra da grupta görüşülüp kabul edildi.

Anayasanın dilini Türkçeleştirme tasarısı, 10 Ocak 1945 günü, TBMM genel kurulunda, İzmir Milletvekili Başbakan Şükrü Saracoğlu ile 222 arkadaşının önerisi üzerine görüşülüp kabul edildi. Türkçeleştirilmiş anayasa, 455 milletvekilinden, oylamaya katılan 365 milletvekilinin oybirliğiyle kabul edildi. (O günkü toplantı tutanakları için bkz. TBMM Zabıt Ceridesi, C. 15, 10.01.1945, s. 41-59.) 11 Nisan 1945 tarihinde Meclis İçtüzüğü de Türkçeleştirildi.

1946’da kurulan DP, Türk Devrimi’ni hedef aldı. DP Genel Başkanı Adnan Menderes, Atatürk’ün yaptığı devrimleri, “Millete mal olanlar, olmayanlar!” diye ikiye ayırıp bazı devrimleri saldırıya açık hale getirdi. İşte o devrimlerden biri de dil devrimiydi.

1952 yılının sonunda, DP’nin kurucularından İstanbul Milletvekili Fuat Köprülü ve 203 arkadaşı, TBMM’ye bir önerge verdiler; 1945’te “yapay bir dil yaratıldığını” iddia ederek “yaşayan dile dönülmesini” istediler. Köprülü’nün önerisi genel kurulda görüşülürken, bu sefer İzmir Milletvekili Zühtü Hilmi Velibeşe ile 185 arkadaşı, 1945 metnini bütünüyle yürürlükten kaldırıp 1924 metnine geri dönülmesini isteyen bir öneri verdiler. Sonunda 24 Aralık 1952’de, TBMM’deki 487 milletvekilinden 342 milletvekilinin “kabul” oyuyla anayasanın eski diline geri dönüldü. Ayrıca Meclis İçtüzüğü de eski diline çevrildi.

1945 yılında anayasanın dilinin Türkçeleştirilmesi, dil devriminin ve Türk Devrimi’nin geldiği aşamayı göstermesi bakımından çok dikkat çekicidir. Öyle ki, bugün Türk anayasa diline yerleşmiş olan birçok sözcüğü bu metne borçluyuz. Bugün kullandığımız anayasa, başkent, yasama, yürütme, yargı, egemenlik, yetki, görev, cumhurbaşkanı, bakanlar kurulu, dönem, üye, oy, sorumlu, sorumsuz, tanık, suçüstü, zamanaşımı, ödenek, içtüzük, oturum, soru, gensoru, meclis soruşturması, tamsayı, olağanüstü, sözleşme, gerekçe, başkomutanlık, genelkurmay başkanlığı, dokunulmazlık, işlem, Yüce Divan, tasarı, Danıştay, uzmanlık, tüzük, yürürlüğe girmek, Yargıtay, başsavcı, genel kurul, adçekme, eşitlik, dernek, konut, kamulaştırma, basın, sıkıyönetim, gözetim, sonuç, gider, gerçek kişi, tüzelkişi, ayaklanma, okul, il, ilçe, bucak, yetki genişliği, yeterlik, Sayıştay, genel uygunluk bildirimi… Bu sözcükler, genellikle dil devriminden itibaren yapılan çalışmalarla ortaya çıkarılıp ve bir ölçüde dolaşıma sokulmuş sözcüklerdi. Ancak bunların anayasaya alınması, dil devrimi açısından dev bir adımdı. (Eroğul, s. 136)

1945 yılında anayasa dilinin Türkçeleştirilmesi bir devrimdi; 1952 yılında anayasa dilinin eski dile döndürülmesi ise karşı devrim...

Atatürk’ün yazı ve dil devrimleri her şeye rağmen başarılı oldu. Öyle ki bugün, yeni Türk harfleriyle yazdığımız güzel Türkçemize yerleşmiş ve kullandığımız birçok Türkçe sözcük, dil devrimi sürecinde derlenmiş, taranmış veya türetilmişti. Bu sözcüklerden bazılarını ise devrimin önderi Mustafa Kemal Atatürk türetmişti. 

View the original on Cumhuriyet →

KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.