İktidar ile ahlak ve vicdan ilişkisi

Tarih ve Toplumbilim, Ahlakın ve Vicdanın iktidar tarafından biçimlendirildiğini gösterir.
Toplumun üretim teknolojisi, mülkiyet ilişkileri, iktidarın kaynağı ve meşruiyeti, o toplumun ve o toplum içindeki bireylerin Ahlak ve Vicdanlarını biçimlendirir.
Bu biçimlendirmede, en önemli araç, o toplumun üretim teknolojisine ve mülkiyet ilişkilerine bağlı olarak yaratılan ideolojidir.
Bu ideoloji, aile, gelenekler, din, eğitim (okul), hukuk (adalet), iktidarın tutum ve davranışları, eylem ve söylemleri yoluyla topluma aşılanır ve bireyler tarafından da öğrenilir ve benimsenir.
Toplayıcı-Avcı teknolojisinde ideoloji, ailenin ve klan/aşiret reisinin emirleri ve onlara itaattir.
Din-Tarım teknolojisinde ideoloji, ailenin, inancın, kralın, padişahın koyduğu kurallar ve toplumu tanrı adına yöneten krala, padişaha itaattir.
Kentsel-Endüstri teknolojisinde ideoloji, demokrasi, seçim, halk iradesi, milli iradedir.
Bilişim teknolojisinde ideoloji, hem demokrasi hem de köken, din, dil, ırk ne olursa olsun, eşitliktir.
Bütün bu ideolojiler, aynı zamanda üretim araçlarının mülkiyeti ve uluslararası güç dengeleri, yani Kapitalizm, Sosyalizm ve Emperyalizm tarafından, farklı biçimlerde yorumlanır ve uygulanır.
İşte Ahlak bu ideolojilerin sonuçları olan kurallardan ve Vicdan da bu kurallardan bireyin içselleştirdiklerinden oluşur.
Herkesin Ahlakındaki ve Vicdanındaki İyiKötü, DoğruYanlış, HaklıHaksız gibi ayrımların bilgisi ve bilinci, aileden başlayarak geleneklerle (inançlarla), eğitimle (okullarla), medyayla, hukukla (adaletle, mahkemelerle) ve iktidar mensuplarının eylem ve söylemleriyle aktarılır.
Çağdaş Bilişim Devrimi ideolojisi, demokrasi ve eşitlik üzerine geliştiğinden dolayı Çağdaş Ahlak da Bağımsızlık, Özgürlük, Eşitlik, Laiklik, Dayanışma, Adalet ve Barış olarak özetlenebilir.
Çağımızın Vicdanı ise bu ilkelerin birey tarafından özümlenen ve benimsenenlerinden oluşur.
Toplumun ve bireyin Ahlakı ve Vicdanı yukardaki süreçlerle dönemin teknoloji-ideoloji etkileşimi bağlamında oluşturulurken en önemli araç, zorlayıcı ve cezalandırıcı olduğu için hukuk, adalet ve bunların uygulandığı mahkemelerdir.
Bir iktidar, toplumun ve bireylerin Ahlakını ve Vicdanını, hukuk ve adalet yoluyla, mahkemelerle belirler.
Dolayısıyla, bir toplumda hukukun, adaletin ve mahkemelerin yozlaştırılması, bütün bir toplumun ve o toplumdaki bireylerin Ahlaklarını ve Vicdanlarını da yozlaştırır!
Sonuç olarak, çağdaş, evrensel hukuk, adalet ve mahkemeler için direnmek, Çağdaş Ahlak ve Vicdan için direnmek anlamına gelir.
Çağdaş Ahlak ve Vicdan için direnmek de çağdaş hukuk, adalet ve mahkemeler için direnmek demektir.
Hiçbir demokratik rejim ve yönetim, zamanımızda, çağdaş hukuku, adaleti, mahkemeleri, Çağdaş Ahlakı ve Vicdanı yozlaştırarak iktidarını ve varlığını uzun yıllar sürdüremez!
KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.