Fosil yakıt kullanımının bedeli milyonlarca günlük işgücü kaybıyla da ilişkilendiriliyor: Türkiye’ye faturası ağır

Fosil yakıtların yol açtığı hava kirliliği, yalnızca erken ölümler ve kronik hastalıklara değil, işgücü verimliliğinde düşüş ve ekonomik kayıplara da neden oluyor. Fosil Yakıtların Türkiye’ye Ağır Faturası Raporu’na göre, fosil yakıt kaynaklı ince partikül madde (PM2.5) kirliliği ülkede yılda milyonlarca iş gününün kaybedilmesine yol açıyor. Özellikle açık havada çalışanlar, kirli havaya uzun süre maruz kalmaları nedeniyle ciddi sağlık riskleriyle karşı karşıya kalırken iş süreçlerinde yaşanan aksamalar ekonomiyi de olumsuz etkiliyor.
Cumhuriyet’e konuşan Temiz Hava Hakkı Platformu Koordinatörü Deniz Gümüşel, iş sağlığı ve güvenliği alanında hava kirliliğine özgü düzenlemeler yapılması gerektiğini vurguladı.
YILDA 8.46 MİLYON KAYIP
Gümüşel, Temiz Hava Hakkı Platformu’nun Hava Kalitesi Araştırma Merkezi (CREA) ile birlikte yaptığı analizde, Türkiye’de fosil yakıt kaynaklı PM2.5 kirliliğinin yılda ortalama 8.46 milyon iş günü kaybına yol açtığının belirlendiğini söyledi.
Bu kayıpların iş süreçlerinde aksama, verimlilik düşüşü ve farklı sektörlerde ekonomik çıktının azalması anlamına geldiğini belirten Gümüşel, her bir kayıp iş gününün 2023 fiyatlarıyla 50 dolar, yani bin 191 TL olarak hesaplandığını aktardı. Bu hesaplamaya göre iş günü kayıplarının yıllık maliyeti yaklaşık 420 milyon dolara ulaşıyor.
Gümüşel, bunun Türkiye’nin 2024 yılı gayrisafi yurtiçi hasılasının (GSYH) yaklaşık yüzde 4.1’ine karşılık gelen 55 milyar dolarlık toplam yıllık ekonomik kayıp tahmininin yalnızca bir bölümünü oluşturduğunu belirtti. Toplam maliyete ölümler, astım, erken doğum, düşük doğum ağırlığı ve kronik hastalıklara bağlı sakatlık gibi sağlık sonuçları da dahil ediliyor.
AÇIK HAVADA ÇALIŞANLAR DAHA FAZLA RİSK ALTINDA
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) verilerine göre dünya genelinde 1.6 milyardan fazla çalışan, çalışma saatlerinin büyük bölümünü açık havada geçiriyor. Her yıl 860 binden fazla işçi, mesleki hava kirliliği maruziyeti nedeniyle yaşamını yitiriyor.
Gümüşel’in aktardığı Demircan Yıldırım’ın 2025 tarihli Türkiye değerlendirmesinde nakliye çalışanları, itfaiyeciler, trafik polisleri, taksi şoförleri, açık büfe çalışanları, akaryakıt dağıtıcıları, otopark ve otoyol gişe görevlileri ile inşaat işçileri, hava kirliliğine bağlı risklerin yoğun yaşandığı meslek grupları arasında yer alıyor. Temiz Hava Hakkı Platformu tarafından hazırlanan Kara Rapor kapsamında yapılan analizlere göre Türkiye’de 2024 yılında PM2.5 kirliliğine bağlı yaklaşık 63 bin ölüm kaydedildi.
Hava kirliliğinin yoğun olduğu bilinen Sakarya’nın Hendek, Kocaeli’nin Gebze ve Dilovası gibi sanayi bölgelerinde 2022-2023 döneminde PM10 ölçümü yapılmadı. Gümüşel, bu durumun sanayi çalışanlarının gerçek hava kirliliği maruziyetinin büyük ölçüde kayıt dışında kalmasına yol açtığını belirtti. Gümüşel, Türkiye’deki iş sağlığı ve güvenliği mevzuatının hava kirliliğini doğrudan düzenlemediğine dikkat çekti.
Hava kalitesi değerlendirme ve yönetimi yönetmeliğinin çevre ve halk sağlığına odaklandığını, işyerlerindeki toz kaynaklı risklerin ise tozla mücadele yönetmeliği kapsamında dolaylı ele alındığını belirtti. Gümüşel, çalışanların sağlığının korunması ve ekonomik kayıpların azaltılması için hava kirliliğini doğrudan ele alan bir iş sağlığı ve güvenliği düzenlemesinin oluşturulması gerektiğine vurgu yaptı.
KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.