ESPN DeportesConsejo de Campos al Tala Rangel: Los mejores se equivocanZDF heuteEntdecken Sie das ZDF-NachrichtenstudioLenta.ruНазваны причины подорожания мяса в РоссииESPNThe more they win, the greater the risk: Why Kenya's female champions are in dangerThe Sydney Morning HeraldWoman arrested over fire that shut down Perth Airport and threatened homesBBC NewsVerstappen and Lawson given grid penalties for Mexico practice collisionDeadlineAngel Studios CCO Lays Out “Values-Based” Initiative Banning Sex, Nudity, F-Words & “Misuse Of God’s Name”: “Hollywood Lives In A Bubble”New Straits TimesUMPSA's new landmark takes centre stage at 21st convocationSportstarBAN vs WI, 1st Test Day 4 LIVE score: Commentary, UpdatesObservador DesportoAs notícias das 3hLa NaciónGimnasia venció a Estudiantes, de Río Cuarto, y sacó dos boletos: a los playoffs del Clausura y a una copaSouth China Morning PostHong Kong’s Jumbo Floating Restaurant catches fire before opening, kills 34 – SCMP archive
The Daily Newsstand · Free, Always
Saturday, October 31, 2026

Dünya çoklu krizlerin gölgesinde sandık başında: Sandık gidişatı değiştirebilir mi: Değişimin sınavı!

Translate

Savaşlar, iklim krizi, derinleşen eşitsizlikler, ekonomik kırılganlıklar, otoriterleşen yönetimler, aşınan hukuk düzeni...

Dünya, krizlerin birbirini beslediği bir dönemden geçiyor: Çoklu krizler çağı. İç hukuk kadar uluslararası hukuk da sınanıyor, demokratik kurumlara güven azalırken küresel güç dengeleri değişiyor.

Ve tam da bu ortamda dünya sandık başında. Brezilya’dan Sırbistan’a, İsrail’den ABD’ye uzanan seçimler... Önümüzdeki aylarda milyonlarca insan daha oy kullanacak. Bu seçimler iktidarları, parlamentoları ve bölgesel dengeleri etkileyecek.

Peki sandık, dünyanın içine sürüklendiği bu çoklu krizler döneminde gerçek bir değişimin kapısını aralayabilir mi? Yoksa yalnızca aynı sorunları farklı siyasi aktörlerin yönetmesine mi yol açacak? Seçmen davranışları gerçekten öngörülemez duruma mı geliyor? Lula’nın Brezilya’daki geri dönüşü, Sırbistan’da öğrenci hareketinin başarısı ne anlatıyor?

Yüksek katılım dengeleri nasıl değiştiriyor? Seçmeni sandığa götüren umut mu, öfke mi, haklarını kaybetme korkusu mu?

Devlet ve medya üzerindeki güç seçim zaferini garanti ediyor mu? Popülist hareketler, bir zamanlar kendilerini iktidara taşıyan toplumsal hoşnutsuzluğun zamanla hedefi haline mi geliyor?

Ve belki de en önemlisi: Seçim kazanmak ile demokrasinin sağlıklı işlemesi aynı şey mi?

İKTİDARA CEZA MI? 

Bütün bu sorular bizi daha temel bir tartışmaya götürüyor: Seçmenler gerçekten otoriter ve popülist siyasetten uzaklaşıyor mu, yoksa esas olarak iktidarda olanları mı cezalandırıyor?

IFES Election Guide’ın 28 Ekim itibarıyla yayımladığı takvime göre 2026 yılında 70 ülkede 97 ulusal yasama veya yürütme seçimi öngörüldü. Bunların 66’sı 54 ülkede yapılmış durumda. Ayrıca yıl boyunca 14 referandum planlanıyor. Seçim maratonu 2027’de de sürecek. Fransa’da cumhurbaşkanlığı, Polonya, Finlandiya ve Estonya’da parlamento, Nijerya ve Kenya’da genel seçimler yapılması öngörülüyor. Tabii Türkiye’de de erken seçim olasılığını hatırlatalım.

ÜÇ HAFTADA FARKLI TABLO

Brezilya: Lula’nın zaferi, Brezilya’da seçmen davranışlarının hızla değişebileceğini gösterdi.

25 Ekim’de yapılan ikinci turda Lula, oyların yüzde 51.8’ini alarak rakibi Flávio Bolsonaro’yu geride bıraktı. Oysa üç hafta önceki ilk turda yaklaşık 2.2 milyon oy farkla gerideydi. İkinci turda seçmen katılımının artması, gençlerin ve farklı toplumsal kesimlerin harekete geçmesi, sonucu değiştiren etkenler arasında gösteriliyor.

Lula’nın kampanyasında yalnızca ekonomik vaatler değil, demokrasinin korunması ve Brezilya’nın egemenliğinin savunulması da öne çıktı. Çünkü bu seçim, eski cumhurbaşkanı Jair Bolsonaro’nun 2022 seçimlerinin ardından iktidarı devirmeye yönelik girişim nedeniyle mahkûm edilmesinin gölgesinde yapıldı.

Trump’ın Bolsonaro ailesine verdiği siyasi destek, yarışı Washington’ın Latin Amerika üzerindeki etkisiyle ilgili daha geniş bir tartışmaya dönüştürdü. Lula’nın zaferi, ABD’nin bölgede kendisine yakın yönetimlerden oluşan bir siyasi blok kurma arayışının sınırlarını da görünür kıldı. Ancak seçimden hemen sonra yaşananlar, mücadelenin sandıkla bitmediğini gösterdi. Yenilgiyi kabul etmeyen Flávio Bolsonaro, karapara aklama soruşturması kapsamında pasaportlarını teslim etmesini isteyen Yüksek Mahkeme kararına uymadan ülkeyi terk ederek ABD’ye gitti. Bolsonaro suçlamaları reddederken ABD yönetimi kendisine ve ailesine vize verileceğini açıkladı.

Lula’nın işi ise hiç kolay değil. Başkanlığı kazanmasına karşılık kongredeki siyasi denge sağa kaymış durumda. Ekonomik sorunlar, kamu borcu, toplumsal kutuplaşma ve yargı kurumları üzerindeki tartışmalar da sürüyor. Bakalım sandıkta kazanılan zafer, demokratik kurumları güçlendirmeye ve ülkenin siyasi yönünü kalıcı biçimde değiştirmeye yetecek mi?

SOKAKTAN PARLAMENTOYA

Sırbistan: Değişimin başlangıç noktası seçim kampanyaları değil, üniversiteler ve sokaklardı.

Kasım 2024’te Novi Sad’daki tren istasyonunun çatısının çökmesi ve çok sayıda insanın yaşamını yitirmesi, ülkede büyük bir toplumsal tepki yarattı. Öğrencilerin öncülüğünde başlayan protestolar, yolsuzluk, kamu yönetiminde hesap verebilirlik, şeffaflık ve hukukun üstünlüğü talepleriyle büyüdü. Zamanla öğretmenler, akademisyenler, çiftçiler ve farklı toplumsal kesimler de harekete katıldı.

Yaklaşık iki yıl boyunca süren protestolar, sonunda seçim sandığına taşındı. 25 Ekim’deki erken parlamento seçimlerinin 26 Ekim’de açıklanan ön sonuçlarına göre öğrenci hareketinin desteklediği liste oyların yüzde 52.71’ini alarak 250 sandalyeli parlamentoda 140 milletvekilliği kazandı. Aleksandar Vučić’in desteklediği liste ise yüzde 39.17 oy ve 104 sandalyede kaldı. Vučić seçim gecesi yenilgiyi kabul etti.

Bu sonuç özellikle dikkat çekici. Çünkü Vučić’in siyasi hareketi 2012’den bu yana ülke yönetiminde belirleyici konumdaydı. Devlet kurumları ve medya üzerindeki etkisi uzun süredir tartışılıyordu. Buna karşın üniversitelerde başlayan bir toplumsal hareket, farklı kesimleri bir araya getirerek parlamentoda çoğunluk sağlayabilecek bir siyasi güce dönüştü. Sırbistan örneği, gençlerin siyasetle ilişkisinin yalnızca oy vermekten ibaret olmadığını gösteriyor. Sokakta başlayan itiraz, örgütlenme ve toplumsal dayanışmayla birleştiğinde seçimlerin sonucunu değiştirebiliyor.

Fakat burada da seçim zaferi hikâyenin sonu değil. Öğrenci hareketinin desteklediği geniş siyasi birlik, şimdi farklı beklentileri ortak bir yönetim programında buluşturmak zorunda. Yargı bağımsızlığı, medya özgürlüğü, kamu yönetiminin şeffaflığı ve yolsuzlukla mücadele gibi taleplerin yaşama geçirilmesi ise seçim kazanmaktan çok daha uzun ve zorlu bir süreç.

TRUMP İÇİN GÜÇ DENGESİ

ABD: Dünyanın gözü şimdi de 3 Kasım’da ABD’de yapılacak ara seçimlerde. Temsilciler Meclisi’nin 435 sandalyesinin tamamı ve Senato’daki 35 sandalye için sandığa gidilecek. Seçimler, Donald Trump’ın ikinci başkanlık döneminin kalan iki yılında Kongre’deki güç dengesini belirleyecek.

Cumhuriyetçiler her iki kanatta da çoğunluğu elinde tutuyor. Ancak yaşam pahalılığı, enflasyon, göç politikaları ve dış politikadaki gelişmeler seçmenlerin gündeminde. Son Reuters/Ipsos araştırmasında Trump’ın görev onayı yüzde 32’ye gerilerken Demokratlar Kongre tercihlerinde önde görünüyor. ABD’deki seçimlerin önemi yalnızca iç siyasetle sınırlı değil. Trump’ın gümrük tarifelerinden uluslararası ittifaklara, savaş ve güvenlik politikalarından küresel kurumlarla ilişkilerine kadar attığı adımlar bütün dünyayı etkiliyor.

Kongredeki çoğunluğun değişmesi, yönetimin yasama gündemini ve denetlenmesini etkileyebilir. Ancak başkanın veto yetkisi ve yürütme gücü devam edecek. Bu nedenle 3 Kasım, Trump’ın başkanlığını sona erdirecek bir seçim değil; siyasi hareket alanının ve ABD’deki güçler ayrılığının nasıl şekilleneceğini gösterecek önemli bir sınav.

View the original on Cumhuriyet →

KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.