PunchPolice arrest fake lawyer after 11 years of practice in EbonyiESPNBrunson draws from WS as Knicks beat Pistons for 1st win: 'Just continue to hit singles'CNN TürkFenerbahçe Tarfin, deplasmanda Valencia Basket’e mağlup olduESPN DeportesAsí vivimos remontada de Rays en J4 de Serie Mundial para seguir con vida한겨레이 대통령 “국가가 국민 생명·안전 지키는 일보다 우선할 가치 없어”InquirerPNP taps AMLC to probe finances tied to Laos drug shipmentInquirer EntertainmentNoah Wyle claims People’s Sexiest Man Alive 2026 titleZDF heuteEntdecken Sie das ZDF-NachrichtenstudioVanguardEbonyi Assembly unanimously backs state police billSözcüFelaket saatte 140 kilometre hızla geliyor: 400 bin kişi tahliye edilecekDaily MailA bin too far: The town where residents now have to sort recycling into 12 bins... and get called 'lazy' for complaining경향신문‘HIV 감염인’ 국내 첫 장애인 등록 소송서 져···법원 “입법 정책상 문제”
The Daily Newsstand · Free, Always
Wednesday, October 28, 2026

Seçimden önce son mesajı: Bana ne

Translate

Fakat her iki ihtimalde de Trump’ın 2026 ara seçimleri kampanyası geniş geniş yazılacak.

Neden mi?

Gelin seçimlere sadece bir hafta 10 gün kala mitingde kendi seçmenlerine söylediklerine bakalım.

- Hiç kazanmadığımız kadar para kazanıyoruz.

- Bana şimdi diyecekler ki: “İnsanlar pompada benzin fiyatlarından ötürü acı çekiyorken Başkan Trump kazandığı paralarla övünüyor.”

- Bana ne lan. Biz deli gibi servet yapıyoruz.

Yani... Ne desem bilemiyorum ama. Bu mitingi canlı izlerken kahkaha ile karışık bir tuhaf oldum. Her okuduğumda da oturup iki dakika düşünüyorum. Düşünürken gülüyorum.

Daha geçenlerde bu köşede okumuştunuz. Fox News’ün yaptırdığı ankette bile her 10 Amerikalıdan 9’u “yolsuzluk, enflasyon ve akaryakıt fiyatları” en büyük sorun diyor.

Sadece son 7-8 ayda Trump’ın başlattığı savaş yüzünden pompada çekilen acı yüzde 60-70 artmış. Halk, yüksek faizler,
yüksek masraflar ve alım gücünden şikâyetçi...

Haberin Devamı

Başkan’ın halk sandığa gitmeden önceki son mesajı ise “Bana ne lan.”

Açıklamanın akılalmaz tarafını bir kenara bırakmak mümkün olmasa da bir saniyeliğine bırakalım...

Bunu söylediği yer olan Michigan’daki senatörlük
koltuğu fena sallantıda. Demokratlar zorladıkça zorluyor. Peki ya Teksas, Ohio, Alaska, Iowa... Bu kadar bıçak sırtı yarış varken bunu söylemek cesaret mi desem yoksa tam da dediği gibi “Bana ne ya” kafası mı...

Hatırlarsanız, ta eylül ayının başında “Trump seçimleri çoktan saldı” diye bir yazı yazmıştım. Şimdi anlıyor musunuz ne demek istediğimi?

Peki ya geçen gün açık açık “Demokratlar istediği kadar yasa geçirsin ben de veto ederim. Önüme gelip otururlar” demesi?

Diyorum size... Trump son iki seneyi kafasında çoktan kabullenmiş durumda.

İki mesajla bitireyim...

Trump’ın bu mesajlarına rağmen Cumhuriyetçiler en azından Senato’yu tutarsa başarıdır.

Şu “bana ne lan” kafasını son iki yıl gerek iç gerek dış meselelerde sık sık hatırlatacağım. Şimdiden aklınıza kazıyın.

Seçimden önce son mesajı: Bana ne

Haberin Devamı

TRUMP’IN DENGESİNİ BOZABİLEN TEK İSİM

44’üncü Başkan Obama’nın Beyaz Saray’dan ayrılmasından bu yana 9 buçuk yıldan fazla geçti. Fakat hâlâ ABD’nin en etkili isimlerinden biri.

Hatta şöyle söyleyeyim... 2 dönem sınırı olmasa 2028’in en büyük adayı olur.

Obama geçen gün Senato yarışının fena kızıştığı Michigan’a gitti. Miting sırasında Trump’a verdi veriştirdi.

İran meselesinde Trump’ı yerden yere vurdu ama... Herkesin konuştuğu şey Trump’a ince dokundurması oldu.

Malum... Trump geldiğinden beri Beyaz Saray’ı ve Oval Ofis’i altına boğdu. Bu köşede de anlatmıştım birkaç kez.

Obama şöyle vurdu... “Bu kadar altın ne ayak?  “Beyaz Saray’ı Saddam Hüseyin’in açtığı Cheesecake Factory’ye çevirmiş.”

Haberin Devamı

Cheesecake Factory, Amerika’da herkesin bildiği, avizeleri, altın detayları ve biraz abartılı dekorasyonuyla ünlü bir restoran zinciri.

Aman Allah’ım... Trump iki gündür ağzından düşürmüyor. Obama’ya verip veriştiriyor. Cheesecake Factory’yi övüyor. Altınları savunuyor.

Hatta Hazine Bakanı Bessent pazartesi günü öğle yemeğine Cheesecake Factory’ye bile gitti. Şakadan daha komik.

İngilizce’de birinin “derisinin altına girmek” denir buna. İşte tam olarak böyle bir şey.

Seçimden önce son mesajı: Bana ne

HEGSETH’İN SONU MU

SAVAŞ Bakanı Hegseth, Trump kabinesinin en tuhaf isimlerinden biri.

Ulusal Muhafızlar’da binbaşılıktan sonra Fox News yorumculuğu yapıyorken dünyanın en güçlü ordusunun başına geçirildi.

Haberin Devamı

Rol büyük mü geldi dersiniz yoksa eski bir binbaşı olarak dört yıldızlı generaller arasında sözünün geçmesi için mi bilemem ama... Hareketleri, açıklamaları, davranışları birçok kişiye hep bir sakil geldi.

İran savaşı sarpa sardıktan sonra geçtiğimiz aylarda çok dedikodusu döndü Washington’da... “Hegseth günah keçisi olarak görevden alınır mı?”

Trump’ın bu karar konusunda çok git gel yaşadığı da konuşuluyor.

Yeni çıkan dedikodu ise gerçekten enteresan. Güya Hegseth, Senatör Marsha Blackburn’e bir teklifle gitmiş. “Sen valilik seçimini kazanırsan boşalacak koltuğa beni ata.”

ABD’de senatörlük koltuğu dönem bitmeden boşaldığında o eyaletin valisi dönem bitene kadar istediği kişiyi atayabiliyor.

Haberin Devamı

Acaba diyorum... Bu teklifin sebebi Hegseth’in kovulacağını hissetmesi mi... Yoksa seçimlerden sonra Kongre’ye getirilecek olan Hegseth’in azli için karar tasarısı mı?

Bekleyip görelim.

Seçimden önce son mesajı: Bana ne

NE ŞU HALLOWEEN İŞİNİN TARİHİ

GEÇEN gece Tarafsız Bölge’de Halloween, yani Cadılar Bayramı için tebrikleri kabul ederken... Genel Yayın Yönetmenimiz Ahmet Hakan bu işin ABD’ye geliş öyküsünü sordu.

İnanın bilmiyordum. Ben de “Bilmiyorum” dedim. Ama yayında söz verdiğim gibi oturdum araştırdım.

Aslında bu Cadılar Bayramı, bugünkü gibi milyarlarca dolar harcamaktan, kostüm partileri düzenlemekten, çocuklar için şekerden ibaret değilmiş.

Binlerce yıllık bir Kelt geleneğiymiş. Binlerce yıl önce Keltler Samhain diye bir festival kutlamaya başlamış. Hasadın bittiği, kışın başladığı o gece ölülerle canlılar arasındaki perdenin inceldiğine inanırlarmış. Ateş yakarlarmış, ruhları şaşırtmak için kılık değiştirirlermiş.

Amerika’ya getiren ise 19’uncu yüzyılda patates kıtlığından kaçan İrlandalı ve İskoç göçmenler olmuş. İlk başlarda “pagan ayini bu” diye pek bir dışlanmış ama... Bugünkü kapitalist halini 1950’li yıllardan sonra almaya başlamış.

Ben katılmıyorum, çocukları da giydirip kapı kapı dolaştırmıyorum ama benim kapıyı çalan olursa diye bari bir kutu baklava hazırda tutayım...

View the original on Hürriyet →

KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.