Hazar Ergüçlü: Aldığım nefesten utanıyorum

Hazar Ergüçlü, ‘Mutter: Bir Annenin Hatıra Defteri’ filmindeki performansıyla Adana Altın Koza Film Festivali’nde ‘en iyi kadın oyuncu ödülü’nü kazandı. Sahnede konuşmakta zorlanan oyuncu, Soma’da yaşamını yitiren madenci Kerim Ören’in 13 yaşındaki oğlu Yaşar’a seslenerek “Madenci çocuklarını ağlarken gördüğümde ben yaşamaktan, aldığım nefesten utanıyorum” dedi.


Haberlerimizi Google’da Takip Edin
Gelişmelerden anında haberdar olun.
Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin
Haberin Devamı
ADANA Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen 33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali, Çukurova Üniversitesi Kongre Merkezi’nde düzenlenen ödül töreniyle sona erdi. Gecede ‘en iyi kadın oyuncu ödülü’, ‘Mutter: Bir Annenin Hatıra Defteri’ filmindeki Gül karakteriyle Hazar Ergüçlü’nün oldu.
Ergüçlü ödülünü Şebnem Bozoklu ve Salih Bademci’nin elinden aldı.
Ödül konuşmasında sinema sektöründeki çalışma koşullarına da değinen oyuncu, “Bir şeylere sevinmek çok uzun zamandır bizler için zor. Herkesin tek tipleştirilmeye, aynı kalıba sokulmaya çalışıldığı ülkemizde ve sektörümüzde emeğimin görülmesi beni çok onurlandırdı. Bu türde yapılan bir filmin bu güzel seçkiye dahil edilmesi de bizim için ayrıca gurur verici. Siz saygıdeğer jüri üyelerine çok teşekkür ederim” dedi.
Haberin Devamı

ÇOCUKLUĞUM KÖMÜR OCAKLARINDA GEÇTİ
Ergüçlü’nün konuşmasının devamında duygusal anlar yaşandı. Oyuncu, Soma’da maden ocağındaki göçükte hayatını kaybeden 37 yaşındaki Kerim Ören’in cenaze töreninde babasının tabutunun başından ayrılmayan 13 yaşındaki oğlu Yaşar’dan söz etti.
“Uzun zamandır o kadar çok acıya maruz kaldık ki uyuştuk gibi hissediyorum. Ama dün 37 yaşında Soma’da hayatını kaybeden madenci Kerim Ören’in oğlu Yaşar’ı görünce bittim” diyen Ergüçlü, kendi ailesinden de bahsetti: “Benim nenem, dedem kömür işçisi. Çocukluğum kömür ocaklarında geçti. Dedem bakır madenlerinde çalıştı. Her madenci öldüğünde gözümün önüne kendi dedem, kendi nenem geliyor. İnsanca yaşayabilmek için, çocuklarını okutabilmek için verdikleri emek geliyor.”
YAŞAR’DAN ÖZÜR DİLİYORUM
Ergüçlü, konuşmasında yaşanan acıların kendisini derinden etkilediğini söyledi:
“Madenci çocuklarını ağlarken gördüğümde ben yaşamaktan, aldığım nefesten utanıyorum. Adaletsizlikler bana fazla geliyor ve ne yaparsam yapayım bu üzüntüyü içimden atamıyorum. Biz adaletsizlikle mi yaşayacağız? Biz böyle nasıl devam edeceğiz? Hep beraber, beraberce, insanca yaşayamayacaksak nasıl bir toplum olacağız?” Oyuncu sözlerini şöyle sürdürdü: “Yaşar’ın çektiği acı biraz da bizim sorumluluğumuz değil mi? O yüzden bunları söylerken Yaşar’dan özür diliyorum. Sadece burada onu anmaktan başka bir şey yapamadığım için. Yine de elimizde bir tek umudumuz kaldı. Onu da ‘vermeyeceğiz’ demek istiyorum.”
Haberin Devamı
Adana’nın kazananları
Adana Altın Koza Film Festivali’nde Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda Ali Vatansever’in ‘Bir Arada Yalnız’ filmi ‘en iyi film’ seçilirken, Yılmaz Güney Ödülü de Banu Sıvacı’nın ‘Günyüzü’ filmine verildi.

Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda ‘en iyi film ödülü’ Ali Vatansever imzalı “Bir Arada Yalnız”ın oldu.
‘En iyi kadın oyuncu ödülü’, “Mutter: Bir Annenin Hatıra Defteri” filmindeki rolüyle Hazar Ergüçlü’ye verilirken, ‘en iyi erkek oyuncu ödülü’, ‘Bir Arada Yalnız’daki performansıyla Fatih Al’ın oldu. Edebiyat Uyarlaması Uzun Metraj Senaryo Yarışması’nda ise ‘en iyi senaryo ödülü’ Gonca Gülbey’in ‘Dünyanın Öbür Ucunda’ adlı projesinin oldu.
Haberin Devamı
‘En iyi belgesel ödülü’ Aylin Kuryel’in ‘Stella ile 8 Mart’ filmine giderken, Uluslararası Kısa Film Yarışması’nda ‘Trading Cards’, ‘en iyi film ödülü’nü kazandı.

Fatih Al, ‘en iyi erkek oyuncu ödülü’nü Salih Bademci ve Şebnem Bozoklu’nun elinden aldı.
Erdal FENERGİZ: VE PERDE KAPANDI
33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali, sinemanın yıldızlarını buluşturan görkemli kapanış gecesiyle sona erdi. Adana, birkez daha Türk sinemasının kalbinin attığı kent oldu.
Adana’nın çok güçlü bir kültür hafızası var. Orhan Kemal’in insanları. Yaşar Kemal’in Çukurova’sı. Yılmaz Güney’in sineması. Ve kuşaktan kuşağa aktarılan daha nice hikâye. Altın Koza, bu büyük hafızanın üzerine yeni hikâyeler ekliyor. Her yıl bir tuğla daha koyuyor. Ve belki yıllar sonra bugün izlediğimiz filmler, bugün tanıştığımız sanatçılar, bugün kurduğumuz cümleler Adana’nın kültür tarihinin bir parçası olacak. İşte sanatın zamanı aşan tarafı burada. Bugünün hikâyesi, yarının hatırasına dönüşüyor.
ÇUKUROVA’NIN IŞIKTAN KOZA’SI
Benim için Altın Koza biraz da Adana’nın kendisine tuttuğu ışıktan kozasıdır. Şehir o ışığın altında yalnızca filmleri değil, kendi yüzünü de görüyor. Ve o yüzde; geçmişi, bugünü, yarını, insanı ve bitmeyen hikâyeleri görüyoruz. Perde kapanıyor. Salonlar boşalıyor. Işıklar sönüyor. Ama Adana’nın hikâyesi karanlıkta kalmıyor. Çünkü burada sinema yalnızca salonda yaşanmıyor. Sokakta ve insanın yüreğinde yaşamaya devam ediyor.
Belki de Altın Koza’nın asıl büyüsü burada saklıdır: Bir film biter, alkışlar diner, ödüller sahiplerini bulur, festival sona erer. Fakat geriye yalnızca bir program ya da birkaç fotoğraf kalmaz. Geriye, bir şehrin kalbine bırakılmış ışık kalır. O ışık, yıllar sonra bile bir sahneyi yeniden aydınlatır; unutuldu sanılan bir yüzü, bir cümleyi, bir duyguyu yeniden çağırır. Çünkü sinema, zamanı durdurmaz yalnızca. Zamanın içinden geçerek hafızaya dönüşür. Altın Koza da Adana’nın hafızasında her yıl yeniden kurulan büyük bir perdedir.
KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.