Üç kara delik ve geleceğimizin gündemi

1. Türkiye, Katar, Pakistan, Endonezya arasındaki “Bedir” mutabakatı.
Savunma sanayisinde ortak üretim amaçlı...
Bunlar tarihi adımlardır.
Neden tarihidir?
Çünkü biz yıllardır Irak ve Suriye’nin kuzeyinden gelen terör tehditleriyle boğuşurken;
Zamanında istihbarat için ABD’nin İHA’larına ve adını hiç unutmayacağımız;
AWACS haber alma uçaklarına mahkûmken;
Yabancıların gökyüzündeki kulaklarına muhtaçken;
Ve yine yabancı ülkelerin petrol ve doğalgaz arama sondaj/gemi ve teknolojilerine muhtaçken;
Şimdi Karadeniz’de...
Somali’de, Libya açıklarında ve Kıbrıs sularında enerji anlaşmaları ve araştırmaları yapıyoruz.
Kendi uydularımız var.
Ve önceki gün şu haberi alıyorum: “Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, Türkiye, Katar, Pakistan ve Endonezya arasında imzalanan Bedir mutabakatının dört ülkenin savunma sanayisi kabiliyetlerini ortak üretim, teknoloji paylaşımı ve Ar-Ge çalışmalarıyla geleceğe taşıyacak stratejik bir adım olduğunu belirtti.”
Haberin Devamı
Türkiye’nin Endonezya ve Pakistan’a savaş gemisi üretip ihraç ettiğini geçen gün yazmıştım.
ASELSAN MÜJDESİ
2. Ardından dün gelen bir haber: “Aselsan uluslararası bir müşterisi ile radar, İHA karşı tedbir, komuta ve kontrol sistemlerinin satışına ilişkin 442.5 milyon dolarlık ihracat sözleşmesi imzaladı.”
Bu haberleri birleştiriyorum çünkü;
Türkiye diplomasi, savunma teknolojisi ve enerji savaşlarını artık aynı stratejik akıl rehberliğinde götürüyor.
Bu haberler, bu rehberliğin ispatıdır.
İşte Suudi Arabistan ve Pakistan’la yapılan Mekke Ortak Savunma Anlaşması.
İşte Bedir Mutabakatı.
Bu anlaşmalarda diplomasiyle birlikte savunma sanayi ve enerji işbirlikleri var.
Nitekim Görgün şöyle diyor:
“Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliği ve ortaya koyduğu vizyon doğrultusunda, Türk savunma sanayimiz önemli bir gelişim kaydetti. Milli ve yerli platformlarımızın sahada kendini kanıtlaması, seri üretim kabiliyetlerimizin güçlenmesi ve ihracata yönelik kararlılıkla yürüttüğümüz çalışmalar neticesinde, 2023-2026 dönemini kapsayan son dört yılda 30 milyar doları aşkın savunma sanayi ihracatı gerçekleştirdik. Bu tutar, sektörümüzün son 14 yıldaki toplam ihracatının yüzde 55’inden fazlasına karşılık geliyor.”
Haberin Devamı
İşte diplomasiyle savunma sanayisinin nasıl buluştuğunu gösteren örnek.
30 milyar dolar az bir rakam değildir. Üstelik teknoloji ihracatıdır.
Aselsan’ın 4.5 milyar dolarlık ihracatını da buraya ekleyelim.
MİLGEM ihracatı. İHA ve SİHA’ların ihracatı.
Bu öyle kolay bir gelişme değildir arkadaşlar.
ABD, Almanya ve Fransa’nın yıllardır uyguladığı bir stratejidir bu.
Onlar “sömürge ve pakt” adı altında “mecbur” hissettirerek yaptılar.
Türkiye, “savunma ve kardeşlik” hukukunda yürütüyor.
Yıllardır Yunanistan’la aramızdaki gerilim üzerinden savaş gemileri satanları;
Hâlâ Ege üzerindeki hava üstünlüğü ve enerji paylaşımları üzerinden savaş uçağı pazarlayanları biliyoruz.
Ama ne oldu?
Haberin Devamı
Sonunda kendi savaş gemilerimizi, radarları, hassas savunma cihazlarını yaptık.
İHA’ları, SİHA’ları yaptık. Uçak gemimiz geliyor.
Sondaj gemilerimiz çalışıyor. Uydularımız var.
Şimdi “hava üstünlüğü” kozu üzerinden F-35 türü satışlar gündemde.
Eminim, Ankara’da bu konuya kafa yoranlar şöyle diyorlardır:
“Az kaldı sıkalım dişimizi. Biraz daha sabır. Yakında savaş uçağımızı da yapacağız. İşte KAAN geliyor.”
ÜÇ KARA DELİK KAPANIRKEN
3. İşte tam bu aşamada...
Geleceğimizin gündemi şaştı.
Yani;
“Hadi az kaldı savunmada ve enerjide bağımsızlığa” denilen günlerde;
Yani;
“Terörsüz Türkiye ve Bölge” projesiyle terörü durdurmak için harcanan milyarlarca dolarlık kara delik kapanırken;
Yani;
Haberin Devamı
Yıllarca savunmamız için harcanan milyarlarca dolarlık kara delik kapanırken...
Ve enerji kara deliğini kapatmak için kendi sondaj gemilerimiz çalışmaya başlamışken..
Bir fon vurgunu çöktü üzerimize...
Geleceğimizin gündemi dediğim işte bu kara deliklerin kapanmasıydı.
Bunun üzerine çöktü ahlaksızlık.
Elbette kim bu vurgunun içindeyse cezasını çekmeli.
Ama görüyorum ki;
İddialar, suçlamalar arasında izler birbirine karışıyor.
Enerjide bağımsızlığa giden yolda, kendi sondaj gemilerimizin alınması için o vizyonu ortaya koyan Berat Albayrak’ın 6 yıl önce Bakanlıktan ayrılırken söylediği şu sözü hatırlıyorum:
“At izi it izine karıştı.”
Şimdi görüyorum ki...
At izi de kalmadı.
Sonuç olarak;
Haberin Devamı
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamaları bir kararlılık ortaya koyuyor.
Adalet Bakanı Akın Gürlek net.
Umarım bu soruşturmalar en kısa sürede sonuçlanır;
Hak edenler cezasını çeker...
Ve Türkiye;
Büyük emek ve özverilerle ulaştığı geleceğinin gündemine yeniden döner.
KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.