Bireysel başvuru hakkı - Suna Türkoğlu

6 Ekim 2026 tarihli Resmi Gazete’de Anayasa Mahkemesi’nin Tayfun Kahraman Başvurusu(2) kararı yayımlanınca, bireysel başvuru hakkı veya öğretideki adıyla “anayasa şikâyeti” yeniden yargı gündemine girdi.
Anayasa Mahkemesi’nin daha önce verdiği ihlal kararının gereğinin yerine getirilmemesi nedeniyle bireysel başvuru hakkı ile adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasıyla 27 Kasım 2025 tarihinde Tayfun Kahraman tarafından ikinci kez yapılan bireysel başvuru, birinci bölüm tarafından niteliği itibarıyla genel kurulca karara bağlanması gerekli görülerek, Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu tarafından 2 Nisan 2026’da karara bağlanmış ve Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
Bireysel başvuruyu yapan şehir plancısı Tayfun Kahraman, Gezi Parkı davası olarak bilinen ceza davasının sekiz sanığından biri olup o dönem Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Genel Merkez Yönetim Kurulu’nda şube başkanı ve aynı zamanda Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde koruma bölge kurulunda uzman yardımcısı, 2014 yılından itibaren ise üniversite öğretim üyesi olarak görev yapmıştır. Kişi hakkında verilen İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin mahkûmiyet kararının, istinaf ve temyiz başvuruları reddedilerek kesinleşmesi üzerine, Anayasa Mahkemesi’ne 2023/98215 numaralı bireysel başvuru yapılmıştır.
Yüksek mahkeme bu ilk başvuru üzerine, yargılamada usule ilişkin güvencelerin ihlal edilmesinin yargılamanın hakkaniyetini bir bütün olarak zedelediğini belirterek, başvurucunun adil yargılanma hakkı kapsamında hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine 31 Temmuz 2025’te karar vermiştir.
Bu karar üzerine yapılması gereken, ilk derece mahkemesi tarafından kişinin yeniden yargılanmasının Anayasa Mahkemesi kararına uygun olarak gerçekleştirilmesidir. Ancak yeniden yargılama yapılmamıştır. Hatta Anayasa Mahkemesi 31 Temmuz 2025 tarihli kararında ilk derece mahkemesi olan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin nasıl bir yargılama yapması gerektiğini açık açık yazmış olmasına karşın ilk derece mahkemesi 6 Kasım 2025 tarihli ek kararıyla başvurucunun yeniden yargılanma talebini reddetmiş, yüksek mahkeme kararına uymamış ve yeniden yargılamayı hiç başlatmamıştır.
HAKKANİYETE UYGUN YARGILANMA
Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu ihlal kararının gereklerinin hiçbir şekilde yerine getirilmemesi üzerine kişi ikinci kez bireysel başvuru hakkını kullanmış, Anayasa Mahkemesi bu başvuruyu kabul edilebilir bulmuş ve ilk ihlal kararının yerine getirilmediğini belirleyip, yeniden ihlal kararı vermiştir.
Anayasanın 153. maddesine göre, “Anayasa Mahkemesi’nin kararları kesindir”, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.”
Kararların bağlayıcılığına ilişkin bu hüküm, hiç kuşkusuz, bireysel başvuru üzerine ihlal edildiğine karar verilen temel hak ve özgürlükler için de geçerlidir. Anayasa Mahkemesi, verdiği ikinci ihlal kararında, hem bireysel başvuru hakkının hem de adil yargılanma hakkının genel ilkelerini belirleyerek adil yargılanma hakkı kapsamında, hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine yönelik ilk ihlal kararına karşın, yeniden yargılanma işlemlerinin başlatılmamış olması nedeniyle Anayasa’nın 148. maddesinde koruma altına alınan bireysel başvuru hakkı ile Anayasa’nın 36. maddesinde koruma altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki “hakkaniyete uygun yargılanma hakkı”nın ihlal edildiğine hükmetmiştir.
Anayasa Mahkemesi kararlarına uyma ve gereklerini yerine getirme yükümlülüğü bulunan mahkemelerin, Anayasa Mahkemesi kararlarına direnme veya bağlayıcılığını tartışma yetkisi bulunmamaktadır.
13 Mayıs 2010 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan ve 12 Eylül 2010 tarihli halk oylamasıyla yürürlüğe giren 5982 sayılı Anayasa değişikliği hakkında kanun ile hukuk sistemimizde yerini alan “bireysel başvuru” anayasa ile korunan temel hak ve özgürlüklerin ve bu bağlamda adil yargılanma hakkının mahkemeler tarafından ihlalini de engellemek için vardır. Anayasa Mahkemesi, yeniden yargılanma yapılmasını ve bu yargılamanın gereklerini belirlediği kararlarında, ihlalin nasıl giderileceğini, yeniden yargılamanın içeriğini ve ilk derece mahkemesinin yükümlülüklerini açık açık göstermektedir. Kararlara uymamak anayasal bir suç oluşturmaktadır ve hukuk devletinde asla yeri yoktur.
KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.