Spor yazarları, Fenerbahçe-Roma maçını kaleme aldılar! "Az daha Roma'yı yakıyorduk!"

EMRE BOL: HOŞ GELDİK
Bütün planı beklemeye, savunmaya, geçiş oyunu oymamaya kurarsan, sen Şampiyonlar Ligi takımı olamazsın. Seviye gerçekten çok farklı! Oynamaya, oynamaya unutmuşuz bazı şeyleri! Şampiyonlar Liginde evinde oynadığın karşılaşmalar pek kıymetli.
Sadece Greenwood ile ne maç kazanabilirsin ne üst tura çıkabilirsin. Savun, savun, at ön tarafa! Bunu kaç dakika yapacaksın? Böylesi takım boyunu uzatarak acaba nasıl bir plan hazırladı İsmail Kartal? At Vedat'a at Greenwood'a! Eee nereye kadar? 18 yıl sonra katıldığın Şampiyonlar Liginde bunu mu göreceğiz?
Gelelim Kerem Aktürkoğu'na... Güzel kardeşim, cin misin, peri misin? İnsanların içinden geçemezsin!Ama ayağına her topu aldığında rakibin üzerine sürsen ne oluyor? Henüz kimsenin içinden geçebildiğini görmedim!
Verilen mücadeleye baktığımız zaman Fenerbahçeli futbolculara yakışan en anlamlı gerçek; 'aşkın ve gururun savaşçıları' olduğudur! Sonuç olarak Roma gibi bir takımdan alınan beraberliğe galibiyet muamelesi yaparsak, Fenerbahçe'yi "küçük" düşürmüş sayılmayız. Sürükleyici bir macera kitabının ilk sayfasında bir puanın kimden alındığının önemi "büyük" çünkü. Ayrıca böyle mücadele eden bir takım maçı kaybetse bile bütün tribünler ayakta alkışlardı.
MUSTAFA ÇULCU: MANZANO NELER YAPTI?
Fenerbahçe 18 yıl aradan sonra yine yeniden kaldığı yerden Şampiyonlar Ligi'nde ilk maçına muhteşem atmosferde çıktı. Taraftarının önünde maça kontrollü ve sabırlı başladı. Topun arkasına geçerek kalabalık alan savunması yaptı. Greenwood ve Kerem ile ilk yarıda iki pozisyon buldu. Hücumda çoğalamayan Fenerbahçe'de Vedat derine gelip top almak zorunda kaldı. Roma tam bir sistem ve teknik direktör takımı. Maçın yıldızları; Greenwood'un getirdiği topla Brown'un beraberlik golü Fenerbahçe'de özgüven ve moralleri yükseltti. İkinci yarı ilk yarıya oranla gece ile gündüz kadar farklı bir Fenerbahçe vardı. Temsilcimiz ikinci yarı güven veren oyunuyla Roma'ya sahayı dar etti. Son vuruşlarda biraz becerili olsalardı muhteşem bir galibiyet gelecekti. Olmadı. İspanyol Jesus Gil Manzano 42 yaşında ve elit kategori hakemi. Uluslararası anlamda 100 üst düzey maç tecrübesine sahip.
Daha önce A Milli Takımımız, Fenerbahçe, Galatasaray ve ağustos ayında da Beşiktaş maçlarını yönetti. 14'te Mert'e kontrolsüz faulde Wesley'e sarı çıkarmadı. Vedat'a yaptığı taktik faullerde N'Dicka'ya sarı göstermemekte ısrar etti, sabır sınırlarını zorladı. 47'de ise Brown'a yaptığı basit temasta Rensch'e sarı çıkardı. 51'de orta alanda sadece faul dediğimiz pozisyonda bu kez Brown'a balans sarısı çıkardı. 68'de ceza alanı dışında Kerem-Dybala mücadelesine faul yok ama hakem penaltı verdi. VAR pozisyonunun dışarda olduğunu söyledi, penaltı iptal ve frikik oldu. Oysa Dybala aldatmadan sarı görmeliydi. 70'te bu kez Wesley-Kante mücadelesinde Wesley attı kendini hakem devam dedi, oysa Wesley için aldatmadan sarı çıkarmalıydı. Faullerde kartlarda saçma sapan tutarsız kararlar verdi.
Belli ki maçın devre arasında İsmail Kartal, öğrencilerine daha fazla öne çıkın, hücumu düşünün demiş olmalı ki... İkinci yarıya çok coşkulu başlayan bir Fenerbahçe izledik. Ve bu coşku, Fenerbahçe'ye golü getirdi. Bir sol bek olan Archie Brown ceza sahasında topu önünde buldu. Kalesini terk eden Svilar'ın üzerinden topu ağlara gönderdi. Tam bir santrfor vuruşu yaptı Brown. Greenwood'un asisti de akıl doluydu. Bu golle Kadıköy'de muazzam bir coşku yaşandı. Bu coşkuyu arkasına alan Fenerbahçe, Vedat Muriç ile ikinci gole yaklaştı. Ama Vedat'ın vuruşunu Svilar iyi çıkardı.
Kerem'in Dybala'ya müdahalesi dışarıdaydı. Gil Manzano gibi bir hakem bu pozisyona nasıl penaltı verdi; inanılır gibi değil. VAR devreye girdi ve pozisyonun dışarıda olduğu konusunda hakemi uyardı. Manzano az kalsın Fenerbahçe'yi yakacaktı. 71'de Vedat'ın yerine giren Lukaku'yu ilk kez bu kadar hareketli ve etkili gördüm. Yavaş yavaş eski gücüne kavuşuyor Lukaku. İkinci yarıda Gasperini bütün silahlarını sahaya sürdü. Baktı ki Fenerbahçe dalga dalga üzerlerine geliyor. Fenerbahçe'nin ikinci yarıdaki futbolu çok iyiydi. Keşke ilk yarıda da bu futbolunu oynasaydı Fenerbahçe! Şampiyonlar Ligi'nde başlangıçlar ve iç saha maçları bu kadar önemliyken!
Fenerbahçe savunma yapmaz, rakibe yaptırır. Fenerbahçe'nin futbol felsefesi hücum üzerine kuruludur. Golü atan Brown, Fenerbahçe'nin en etkili ismiydi. Olağanüstü savaştı, golünü attı, çok iyi savunma yaptı. İsmail Yüksek de 'yürek savaşçısı' gibi mücadele etti. Sonuç olarak böylesine puan maçlarında yenemiyorsan, yenilmeyeceksin. Fenerbahçe de bunu yaptı. Şampiyonlar Ligi'ne 1 puanlı başlangıç da iyidir. Unutmayalım, rakip Serie A lideri Roma'ydı. Şimdi önümüzde ilk etapta 7 maç daha var. İkinci yarıdaki oyun, ilerisi için umut verdi bizlere. Hatta Fenerbahçe ikinci yarıdaki futbolu ile galibiyeti kaçıran taraf oldu. Yolun açık olsun Fenerbahçe! Bu arada maçtan sonra İsmail Kartal'ın istifasına üzüldüm.
KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.