Avukat anlattı: “Suç örgütü tanımlamasını bilerek yaptım”

Almanya Deniz Feneri Yolsuzluğu soruşturmasını, Ankara C. Savcılığı döneminde Nadi Türkaslan ile iki Cumhuriyet Savcısı yürütmüştü. Soruşturma derinleştirildiği dönemde Savcılar Almanya’ya gitti, oradan da önemli bilgi ve belgelerle döndü. Melih Gökçek’in oğlu ve gelininin Almanya’da aldığı dairelerden söz edilirken bu kez Nadi Türkaslan, C.Savcısı değil, emekli Cumhuriyet Savcısı, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin ve Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın avukatı olarak adliye önünde çok önemli bir iddiayı gündeme getirdi.
Nadi Türkaslan, açıklamasında Melih Gökçek, eşi ve çocukları, gelini, bazı belediye bürokratları, belediyeden yoğun ihale alan iş adamlarından oluşan bir yapıyı tanımlarken “Gökçekler suç örgütü” dedi ve bunu suç duyurusu dilekçesinde belirtti. Bu iddiası suç duyurusunda şema olarak da gösterdi. Bazı yayın organlarında, Almanya’da mülk alımıyla ilgili bilgilerin kim tarafından SÖZCÜ TV programcısı ve Cumhuriyet Gazetesi Yazarı Murat Ağırel’e verildiği gündeme getiriliyor.
DOĞRU MU, DEĞİL Mİ?
Almanya Deniz Feneri’nin halkı nasıl dolandırdığı, sahte belgelerin nasıl kullanıldığı dosyalarda yer almıştı. Nadi Türkaslan ve diğer iki savcı Almanya’dan belgelerle dönmüştü. Bazı yorumlarda, Almanya’nın bu belgeleri vermiş olabileceği, Türkaslan’ın Almanya bağlantılı olduğu belirtiliyor. Bu durumu, Nadi Türkaslan’a sordum. Yanıtı şöyle oldu:
“Almanya’dan Deniz Feneri ile ilgili getirdiğimiz belgeler doğru mu, yanlış mı diye ona bakmak gerekir. Almanya’da bina alımıyla ilgili olarak da Gökçek’in hesabına para nereden gitmiş, kimden gitmiş, gönderen kişi 7,5 milyon Euro gönderebilecek maddi bir güce sahip mi ona bakılmalı. Kimin gönderdiğine ilişkin bilgilere ulaşmak da kolay. Bir kez daha sormak gerekiyor, parayı gönderen kim, bu kadar parayı nereden bulmuş? Bu kişinin o parayı gönderecek bir ekonomik gücü var mı? Varsa niçin gönderdiğinin üzerinde durulması çok önemli.
HAZIRLIK OLDUĞUNU GÖSTERİYOR
Murat Ağırel’in haberinde, para transferinde Melih Gökçek’in adı geçmiyor. Alındığı belirtilen evden söz ediliyor, ‘Gökçek’ değil, ‘Gökçek ailesi’ diyor. Murat Bey’in haberini ihbar kabul eden Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı re’sen soruşturma başlattı. Daha önce gönderdiğimiz dosyaların kapağı bile açılmadan takipsizlik kararı veriliyordu. Bu kez, re’sen soruşturma başlatılması da daha önce bir hazırlığın olduğunu düşündürtüyor. Bunların deşifre edilip anlatılması gerekiyordu. Bu kişi ile ilgili gönderilen 96 dosya var. Ancak, hiç birisi belediye lehine sonuçlanmadı. Ya takipsizlik, ya zaman aşımından dosyanın düşmesi ya da karşı tarafın itirazı üzerine dosyanın henüz ele alınmadığı gösteriliyor.
O SÖZLERİ BİLEREK SÖYLEDİM
Basın toplantısında yaptığım kamuoyunu bilgilendirmekti. Kamuoyunu ilgilendiren bir şikayetten dolayı, kamuyu bilgilendirmek de son derece doğal. Bunun da yapılacağı en iyi yer adliye binamızın önüdür. Ayrıca adli yılın açıldığı gün bu açıklamayı yapmanın da ayrı bir anlamı var. Ben de bunu yaptım. Kamuyu ilgilendiren önemli bir konuda kamuoyunu bilgilendirdim.”
Emekli Savcı, Belediyenin avukatı Nadi Türkaslan’a, Gökçek hakkında “suç örgütü” tanımlamasının yapmasının, suç duyurusunda bunu şema ile göstermesinin suç olup olmadığını sordum. Şunları söyledi:
“Suç örgütü demek bir anda aklıma gelen irticalen konuşurken bir yanlışlık sonucu ya da dil sürçmesiyle söylenmiş bir şey değil. Eğer, ‘suç örgütü’ dediysem bunu bilerek söylediğimi herkes bilsin. Bunun ne anlama geldiğini de anlayan anlar, anlamalı. Ankara Adliyesi önünde basın açıklamamı yapmamı eleştirenler oldu.”
GÖKÇEK NE DİYOR?
Bu açıklamalara Melih Gökçek’in yanıtı ise şöyle oldu: “Mansur Yavaş’ın avukatı Nadi Türkarslan, Ankara adliyesi önünde yaptığı açıklamada ailemin fertleri ve benim hakkımda ‘Gökçekler suç örgütü’ ifadesini kullanmıştır. Bu ifade kabul edilemez ve son derece ağır bir suç isnadıdır.
Siyasi saldırılarla ailemize iftira atılmasına ve itibarımızın hedef alınmasına asla sessiz kalmayacağız. Bu ifadelerin hesabı hukuk önünde sorulacaktır. Konuyla ilgili Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduk. Bu yargısız infazın ve mesnetsiz ithamların hesabı hukuk önünde mutlaka sorulacaktır.”
ŞİKAYET, YASAL HAKKIDIR
Melih Gökçek, ailesinin “Suç örgütü” olarak nitelemesi nedeniyle Nadi Türkaslan hakkında suç duyurusu yaptığını Türkaslan’a hatırlattım. Yanıtı da şöyle oldu:
“Bu tanımlamanın yapılmasının arkasında sebepler var. Çünkü, bu örgütü dört kişi birden yönetiyor. Melih Gökçek’in hakkımda suç duyurusunda bulunması yasal hakkıdır. Kelimeleri özenle seçerek, kontrollü bir biçimde konuştum. Yıllardır bu işlerin içinden gelmişim. Deniz Feneri soruşturmasında şikayet edildiğimiz için üç savcı Yargıtay’da yargılandık. Beraat ettiğimizde ricalar üzerine kameralar önüne çıktık. Orada ilk sözüm ‘Beraat ettiğimize sevinmedim. Suç işleyen adam beraat edince sevinir. Suç işlemeyen beraat edince sevinmez. Sevinecek bir şey yoktur”.
ÖNEMLİ BİR ADIM
Ankara C. Savcılığı tarafından Ağırel’in yazısı ve açıklamaları üzerine Melih Gökçek hakkında “re’sen başlatılan” soruşturma kapsamında Gökçek, Cuma günü ifadeye çağrıldı. Murat Ağırel’in ifadesinde, yalnız Almanya’da ev alımıyla sınırlı kalmadığı başka bilgiler verdiği belirtilmişti. Ağırel, soruşturmanın çok genişleyeceği görüşünde olduğunu söylemişti.
www.sozcu.com.tr internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotoğrafların her türlü telif hakkı Mega Ajans ve Rek. Tic. A.Ş'ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.
KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.