800 kişi makine kullanmadan 500 hektarlık sulak alanı 2 hafta içinde tarlaya dönüştürdü

Kolombiya'nın sulak alanlarında bin yıldan uzun süre önce yapılan devasa yapılar, arkeologların alışılmış bir soruyu yeniden düşünmesine neden oldu. Zenú halkıyla ilişkilendirilen topluluklar, yaklaşık 500 hektarlık bir alanı yalnızca birkaç hafta içinde kanallar ve yükseltilmiş tarlalarla dönüştürebilecek bir iş gücüne sahipti. Daha da şaşırtıcı olanı ise bu büyüklükteki bir altyapının başında bir kral ya da merkezi bir yönetim bulunmasının şart olmamasıydı.
Kolombiya Karayipleri'ndeki La Mojana bölgesine uçaktan bakıldığında, sulak alanların üzerinde devasa bir makinenin bıraktığı izleri andıran binlerce paralel çizgi görülüyor. Kanallar ve yükseltilmiş tarlalar, eski nehir yataklarına yaklaşan geometrik desenler oluşturuyor.
Ancak bu izlerin arkasında modern bir makine yok.
Bunlar, arkeolojik olarak Zenú ile ilişkilendirilen İspanyol öncesi toplulukların inşa ettiği geniş kanal ve yükseltilmiş tarla sisteminin kalıntıları. Kamellon adı verilen bu yükseltilmiş tarlalar, sulak alanların ortasında tarım yapılmasını sağlarken kanallar da suyun bölge içinde yönlendirilmesine yardımcı oluyordu.
Sistemin toplamda 500 bin hektardan fazla bir alana yayıldığı tahmin ediliyor. MÖ son yüzyıllardan yaklaşık 10. ve 11. yüzyıllara kadar kullanılan bu yapıların büyüklüğü, uzun süre araştırmacıları aynı sonuca götürdü: Böylesine büyük bir sistemi mutlaka güçlü bir merkezi otorite organize etmiş olmalıydı.
Yeni araştırma ise tam olarak bu varsayımı test etti.
500 hektarlık alanın hesabını çıkardılar
Communications Sustainability dergisinde yayımlanan çalışmada Cambridge Üniversitesi, Kolombiya Antropoloji ve Tarih Enstitüsü ve Santiago de Compostela Üniversitesi'nden araştırmacılar, Sucre'deki San Marcos yakınlarında yaklaşık 500 hektarlık bir alanı ayrıntılı şekilde haritaladı.
Araştırmacılar bu bölgede 1.601 yükseltilmiş konut platformu ve 63 daha yüksek platform tespit etti. Yapıların büyüklüğünden yola çıkarak bölgede yaklaşık 1.600 kişinin yaşamış olabileceği, bunların yaklaşık 800'ünün ise inşaat çalışmalarına katılmış olabileceği hesaplandı.
Sonra asıl soru geldi:
Bu kadar büyük bir sistemin inşa edilmesi gerçekten ne kadar zaman alırdı?
Araştırmacılar, taşınması gereken toprak miktarını hesapladı. Üstelik tahminlerini özellikle ihtiyatlı tuttu. La Mojana'nın kil açısından zengin toprağının işlenmesinin, And Dağları'nda daha önce incelenen benzer arazilerden daha zor olduğunu varsaydılar ve kullanılan çalışma hızını yarıya indirdiler.
Buna rağmen ortaya çıkan süre şaşırtıcı derecede kısaydı.
800 kişi, sistemi birkaç haftada kurabiliyordu
Hesaplamalara göre 500 hektarlık ağın tamamı yaklaşık 0,7 ila 1,5 ay, yani kabaca 3 ila 6 hafta içinde inşa edilebilirdi.
Üstelik bu çalışma, tek bir kurak mevsim içerisinde gerçekleştirilebilecek ölçekteydi.
Daha çarpıcı olan ise tek tek yapıların hesabıydı. En büyük yükseltilmiş yapılardan birinin beş kişilik bir aile tarafından oluşturulması 78 ila 156 gün sürebilirdi. Ancak yaklaşık 800 kişinin birlikte çalışması durumunda aynı yapı yarım günden daha kısa sürede tamamlanabilirdi.
Yani sistemin büyüklüğü, mutlaka merkezi bir yönetim tarafından yıllarca süren devasa bir çalışma yürütüldüğü anlamına gelmiyordu.
Tam tersine, küçük toplulukların birlikte hareket etmesi yeterli olabilirdi.
Sellerle savaşmak yerine suyu kullandılar
Zenú topluluklarının kurduğu sistemin asıl dikkat çekici tarafı yalnızca ne kadar hızlı yapılabildiği değildi.
La Mojana, dönemsel olarak büyük seller ve kuraklıklarla karşı karşıya kalan bir bölgeydi. Topluluklar ise suyu tamamen engellemeye çalışmak yerine arazinin yapısını değiştirerek bu döngüye uyum sağladı.
Kanallar, suyun ve beraberinde gelen verimli tortuların hareket etmesine yardımcı oldu. Yükseltilmiş tarlalar ise ekinleri sel sularının seviyesinin üzerinde tuttu.
Bazı kanalların başka bir işlevi daha vardı: Balıkların kalıcı sulak alanlardan yerleşimlerin bulunduğu bölgelere ulaşmasını sağlamak.
Kurak dönemlerde ise kanallarda tutulan su, tarım alanlarının çevresinde kullanılabiliyordu.
Başka bir ifadeyle sistem, suyu ortadan kaldırmaya değil, suyun ne zaman ve nerede bulunacağını kontrol etmeye dayanıyordu.
Sistemi korumak için devasa bir iş gücü gerekmiyordu
Araştırmanın bir başka sonucu da sistemin sürdürülebilirliğiyle ilgili.
Hesaplamalar, bu altyapının her nesilde yalnızca birkaç günlük topluluk çalışmasıyla yenilenebileceğini gösteriyor. Bu da sistemin sürekli olarak ordularca insan tarafından çalıştırılmasını gerektirmediğine işaret ediyor.
Bu bulgular Zenú toplumlarının tamamen eşitlikçi olduğunu ya da bölgede hiçbir elit grubun bulunmadığını kanıtlamıyor.
Ancak önemli bir şeyi gösteriyor:
Devasa bir altyapının varlığı, onun mutlaka merkezi bir otoritenin emriyle yapıldığı anlamına gelmiyor.
Küçük toplulukların birbirleriyle koordinasyon içinde çalışması, sanılandan çok daha büyük ölçekli projeleri mümkün kılmış olabilir.
Bin yıllık yöntem bugün yeniden deneniyor
Bu eski sistem yalnızca arkeologların ilgisini çekmekle kalmadı.
Kolombiya'da yerel APROPAPUR derneği, 2012'den bu yana Córdoba belediyesinde yaklaşık 6 hektarlık bir alanda bu yöntemi yeniden uyguluyor. Yaklaşık 30 kişi, kurak mevsimlerde yükseltilmiş tarlalar oluşturuyor.
Sistem bugün yaklaşık 30 ailenin, yani 80 ila 100 kişinin kullanımına hizmet ediyor.
Seller geldiğinde yükseltilmiş alanlar ekinleri koruyor. Kuraklık döneminde ise kanalların tuttuğu su, çevredeki tarım alanlarının ihtiyaçlarını karşılamaya yardımcı oluyor.
Araştırmacılar, bin yıllık Zenú teknolojisinin Kolombiya'nın tamamında aynen uygulanmasını önermiyor. Asıl dikkat çektikleri nokta, bu eski sistemin modern su yönetimine farklı bir bakış sunabilmesi.
Çünkü La Mojana'da modern yaklaşım uzun yıllardır suyu dışarıda tutmaya çalışan setlere dayanıyor. Zenú toplulukları ise bunun tersini yaptı.
Sulak alanı yenmeye çalışmadılar. Onu suyla birlikte çalışacak şekilde yeniden tasarladılar.
Ve yeni hesaplamalara göre bunu yüz binlerce hektarlık bir alanda, tepeden emir veren bir krala ihtiyaç duymadan yapabilecek bir iş gücüne sahiptiler.
www.sozcu.com.tr internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotoğrafların her türlü telif hakkı Mega Ajans ve Rek. Tic. A.Ş'ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.
KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.