The Jerusalem PostIsrael and the West must stop trying to reform the UN and build something new instead - opinionESPN DeportesNacho Rivero remonta al Atlas con un cabezazoESPNYankees, Red Sox to meet in playoffs for 7th timeInquirerPagasa: Queenie nears typhoon categoryالشرقالأمم المتحدة توسع قائمة الشركات المرتبطة بالمستوطنات الإسرائيليةBBC NewsIran offers US deal to reopen Strait of Hormuz in seven daysThe Sydney Morning HeraldLove at first sight as Kylie Minogue kicks off AFL grand final performance at the MCGEl ComercioJefe negociador del chavismo niega que Gobierno impida el regreso de María Corina MachadoColliderPrime Video’s Newest Mega Streaming Bundle Exposes an Even Bigger Viewership Problem경향신문히구치 상대로 중국보다 더 못 쳤다···타선 고민 안은 류지현 호SportstarLaver Cup — Carlos Alcaraz stars as Team Europe takes 3-1 leadGlobal NewsWinnipeg Blue Bombers start strong, finish flat in 30-28 loss to Argonauts
The Daily Newsstand · Free, Always
Saturday, September 26, 2026

Sansürde hız yarışı: 175 adliyede sosyal medyaya 'kırmızı hat'

Translate

Kamuoyunda 'Dezenformasyon Yasası' olarak bilinen TCK 217/A maddesi (Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçu) 18 Ekim 2022'de yürürlüğe girdi. Yasanın onaylanmasıyla birlikte Türkiye'de dijital hayat için yeni bir dönem başladı. Muhalif hesaplar, akademisyenler, gazeteler, haber siteleri ve hak savunucuları erişim engelleri ve soruşturmalarla karşı karşıya kaldı. Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten bu yana en az 83 gazeteci, 114 kez "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" (TCK 217/A) suçlamasıyla adli makamların hedefi haline geldi. İfade Özgürlüğü Derneği (İÖD) ve EngelliWeb verilerine göre, sadece Eylül 2026 içinde tek bir mahkeme kararıyla toplam 12 milyon takipçisi olan 194 X (Twitter) hesabına erişim engeli getirildi. Engellenenler arasında akademisyenler, ekonomistler, gazeteciler ve hak savunucuları yer aldı. Siber Güvenlik Başkanlığı'nın ardından yeni bir sansür kurumu kurulacağı açıklaması Adalet Bakanı Gürlek'ten geldi. Gürlek, 175 ağır ceza merkezinde “Dijital Ortam Güvenliği ve Dezenformasyonla Mücadele Büroları” kurulacağını duyurdu. Yani artık Türkiye'de sansür uygulama yetkisi hem Siber Güvenlik Başkanlığı hem de Dijital Ortam Güvenliği ve Dezenformasyonla Mücadele Büroları'nda olacak. Peki bu iki kurumun denetimleri altında dijital hayat muhalifler için nasıl bir hale dönüşecek?

KURUMLAR ARASINDA KARIŞIKLIK YAŞANACAK MI?

5651 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca Siber Güvenlik Başkanı’nın resen erişim engelleme yetkisi bulunduğunu, yeni kurulan savcılık bürolarının ise aynı paylaşım için adli ceza soruşturması yürüteceğini belirten Prof. Dr. Dülger, gazetecilerin ve sosyal medya kullanıcılarının tek bir haber nedeniyle çifte yaptırımla karşılaşabileceğini vurguladı. İki kurumun birbirinin itiraz mercii olmadığını ve birinin kararını diğerinin resen kaldıramayacağını ifade eden Dülger, buna karşın usul hukukundaki kritik bir bağımlılığa “5651 sayılı Kanun’un 8. maddesi kapsamında yürütülen adli soruşturmada ‘kovuşturmaya yer olmadığı’ (takipsizlik) kararı verilmesi halinde, bu maddeye dayanılarak konulan idari erişim engelleme kararı hukuken kendiliğinden hükümsüz kalıyor” diyerek dikkat çekti.

‘ÖLÇÜT İŞLEM HIZI DEĞİL’

Erişim engelleme ve içerik çıkarma süreçlerindeki kademeli adli mekanizmalara da değinen Dülger; soruşturma aşamasında hâkim, kovuşturmada ise mahkeme kararının esas olduğunu, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde savcı tarafından verilen kararların 24 saat içinde hâkim onayına sunulması gerektiğini hatırlattı. Adli kararların icra merciinin Siber Güvenlik Başkanlığı olduğunu belirten Dülger, kararı veren, uygulayan ve itiraz edilecek makamların açıkça gösterilmemesinin kişilerin hak arama özgürlüğünü zedeleyeceğini kaydetti. Dijital alanda ihtisaslaşmanın usulüne uygun yapıldığında soruşturma kalitesini artırabileceğini belirten Dülger, yeni büroların kurulmasının mevzuatta olmayan bir suç tanımı ya da sınırsız içerik kaldırma yetkisi türetmeyeceğinin altını çizdi.

İKİ FARKLI HEDEF

Düzenlemenin iki temel amacı olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Cangül Örnek ilk amacın iktidara yönelik eleştirileri suç kapsamına sokularak soruşturulması olduğunu vurguladı. İkinci ve ana hedefin ise Adalet Bakanlığı’nın diğer kurumların yetki alanına girerek siyaseti şekillendiren ana merkez haline getirilmesi olduğunu dile getirdi. İletişim Başkanlığı’nın sistemdeki eski etkisini kaybettiğini, İçişleri Bakanlığı’nın ise Adalet Bakanlığı’nın bir uzantısına dönüşmekte olduğunu belirten Örnek, yargıda büyük bir güç toplandığına işaret etti. Prof. Dr. Örnek "Buradaki güç toparlaması sadece muhalefeti susturmaya dönük değil, aynı zamanda iktidar içindeki grupları kontrol etmeyi, iç çatışmaları yönetmeyi ve grup içinden gelecek istenmeyen çıkışları engellemeyi amaçlıyor. Bu yeni büroların kurulmasını da bu bağlamda değerlendirmek gerekir" dedi.

YENİ OTOSANSÜR DÖNEMİ

Yeni birimlerin dijital alandaki etkilerini açıklayan Örnek, "Suudi Arabistan diktatörlüğüne karşı Yemen’in direnişini savunan hesapların da kapatılmaya başlamasıyla birlikte, neyi eleştirirsek susturulacağımızı kestiremeyeceğimiz yeni bir eşiğe geldik" diye değerlendirdi. Prof. Dr. Örnek, yeni kurulan kurumların bu konuda daha sert olmalarını beklediğini belirterek, iktidarın hoş görmediği en ufak bir hareketin bile sosyal medya hesaplarının kapatılması ya da sosyal medyada yapılan yorumların kovuşturmaya uğraması sonucunu doğurabileceğini vurguladı. Yurttaşların haber alma hakkını, ifade ve örgütlenme özgürlüğünü kullanabilecekleri yeni yöntem ve yollar üzerine düşünmek gerektiğinin altını çizdi.

View the original on Cumhuriyet →

KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.