ESPN DeportesRays arma rally tras error e iguala serie a GuardiansInquirerHouse bill renews Cebu Pacific franchise for 50 yearsThe Jerusalem PostFemale IDF officer denied entry to Haredi military base because of gender, IDF saysESPNUSWNT's never-say-die DNA on full display in rally for draw with SpainDaily MaverickIsle of Wight fossil sheds light on enigmatic meat-eating dinosaursPunchEguavoen wants Falcons focus on LA 2028 gold한겨레선관위특검, 중선관위 등 5곳 압수수색…선거용품 업체와 유착 혐의ZDF heuteEntdecken Sie das ZDF-NachrichtenstudioSportstarRanji Trophy LIVE score today: Karnataka, Tamil Nadu in with a chance; Delhi, Kerala on the backfootThe Hollywood ReporterBen Affleck Calls Filming ‘Justice League’ a “Low Point” in His Career: “About as Gross as It Gets”Daily MailFour out of five new jobs went to foreigners in the past decade, new report revealsسكاي نيوز عربيةمسؤولان: طهران تغير أسلوب استهداف السفن تزامنا مع الانتخابات
The Daily Newsstand · Free, Always
Wednesday, October 14, 2026

Kaza mı? Değil!

Translate

2010’lu yıllardı, Belçika milli maçı için Brüksel’e gidecektim, “hem ziyaret hem ticaret” diye düşünüp uçak biletimi İstanbul-Köln-Brüksel-İstanbul olarak aldım. Köln Üniversitesi’nde eğitim gören kızımı ziyaret edecektim milli maç sayesinde. Peki, Köln-Brüksel arasında hangi ulaşımı tercih etmeliydim? Otobüs yolculuğu cazip geldi. 12 Avro’ya sabah otobüsüyle Brüksel’e geçtim. Araç eski model ama bakımlıydı. Kalkacağı durak, uğrayacağı ara istasyon ve varış noktasıyla saati belliydi.

Manisa-İzmir karayolundaki otobüs kazası haberini izlerken o yolculuk aklıma geldi.

Akhisar sapağını kaçıran tur otobüsü, yasağa karşın geri manevra yapmış ve arkadan gelen odun yüklü TIR da 11 yurttaşımızı yaşamdan koparmıştı. Ne yazık ki kurallar önemsenmiyor bizim coğrafyada.

Peki niye derseniz denetimsizlik ve cezasızlık çürütüyor toplumun çakılı kurallarını. Eğer, sıkı bir denetim ve cezatazminat maddeleri işletilse tur otobüsünün şoförü sapağı kaçırdıktan sonra geri geri gitmez, bir sonraki sapaktan döner 11 yurttaşımız da ölmezdi.

Bu olay özelinde kök sorun, başıbozukluk. Şöyle ki Türkiye’de şehirlerarası yolcu taşıması yapan 400, turistik gezi düzenleyen 14 bin acente var. Çoğu kurumsallıktan uzak. Bu bağlamda Manisa’daki kazayı şoför kusuruna bağlamak kolaycılığa kaçmak olur.

Gelelim işin denetimsizlik noktasına, Ulaştırma Bakanlığı’nın yukarıdaki 14 binden fazla firmayı kontrol etme şansı yok. Çözüm ise basit. Firma sayısı azalacak. Neredeyse Türkiye ile benzer nüfuslara sahip Almanya’da beş firma var bu işleri yapan. Fransa’da dört. Böyle olunca istediğiniz gibi denetliyorsunuz. Ve söz konusu firmanın şoförü bırakın kaçırdığı sapaktan geri geri dönüş yapmayı, 45 gün önce bildirilen rotanın dışına çıkmaya bile kalkışamıyor. Kalkıştığında bağlı bulunduğu firmanın lisans iptaline kadar vardırılıyor konu. Yatırımcı da bir taşıma işine girecekse önce yüklü miktarda parayı teminat olarak gösterecek, iki otobüs alan acente açamayacak ve olası kazalarda zarar görenlere öyle yüklü tazminatlar ödeyecek ki kimse kuralların dışına çıkmaya cesaret edemesin. Bir başka çözüm de İspanya modeli; onlar da ihaleye çıkıyor bir tek firma ile bir hat üzerine anlaşılıyor ve o hatta başka firma çalışamıyor.

Türkiye bu taşıma ve turizm acentesi obezliğine dur diyemezse Manisa’dakinin benzeri çok kazaya tanıklık eder, belki de kurbanı oluruz. 2019-2024 İBB meclis üyesi ve İYİ Parti grup sözcüsü Dr. Suat Sarı anımsattı bu kuralsızlık silsilesini. Doktora ve iş deneyimini Uzakdoğu’da yapan Kore ve Japonya sahasına hâkim Dr. Sarı gibi uzmanların keşke görüşüne başvurulsa.

COP31 YAKLAŞIRKEN

BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamında düzenlenen 31. Taraflar Konferansı COP31 için geriye sayıyoruz. 20 gün boyunca Antalya 120 bin konuğu ağırlayacak kasım ayında. Bilim insanları, sivil toplum kuruluşları ve iş dünyası liderleri küresel sıcaklık artışını 1.5 santigrat ile sınırlamak, sera gazı emisyonlarını azaltmak ve iklim değişikliğiyle mücadele politikalarını görüşecekler.

Öncelikle söyleyelim ki dünyanın sayılı fosil yakıt üreticisi Suudi Arabistan, Azerbaycan, BAE, Mısır gibi ülkeler bu konferansın önceki yıllardaki ev sahibiydi. Bu bağlamda çok samimi değiller, iş biraz reklam kokuyor; yine de iklim ve çevre için atılan her adım değerli. Önemli olan COP31 bittikten sonra alınan kararların en azından bir bölümünü uygulamak.

Peki biz gerçekten çevreyi koruyor muyuz? Geçenlerde Cumhuriyet gazetesinin COP31 temalı bir yuvarlak masa toplantısı vardı. Uzman akademisyenler, İBB’nin ilgili kurumları ve özel sektör destek verdi, görüş belirtti bu önemli etkinliğe. Aralarında İTÜ Çevre Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi ve İSKİ YK üyesi Prof. Dr. Seval Sözen, iklim uzmanı İTÜ’lü Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, İBB Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanı Boğaziçili Prof. Dr. Ayşen Erdinçler’in bulunduğu isimler fikirlerini masaya yatırdılar.

“Enerji ayak izini azaltıyor muyuz” sorusu çokça tartışıldı. Düşük karbonlu enerjiye geçiş süreci ilgi gördü. İstanbul’un su gereksinimi için harcanan enerji de derinlemesine tartışıldı ki bu konuda Prof. Dr. Sözen’in, “Atıksu arıtma süreci dahil olmak üzere her metreküp su için 2 kilovat saat enerji harcıyoruz. İstanbul’un suyu batıda 100 km, doğuda 200 km’den getiriliyor” sözü dev metropolün su yönetiminin ölçeğini ortaya koydu. Yine İstanbul’un bir başka sorunu günlük 20 bin ton atık oluşması. Evet kâğıt üzerinde 16 ancak su ve enerji arz/ talebine bakılırsa 22 milyona yaklaşan dev nüfus günde 20 bin ton atık üretiyor, kişi başı 1 kg! İSTAÇ bu atığın bir bölümünü enerjiye dönüştürse de İstanbul’un artan nüfusu sürdürülebilir bir noktada değil. Ki tüm uzmanlar terse göçün başlayıp kent nüfusunun 11-12 milyona inmesi gerektiği görüşünde birleşti.

Belli ki bir süre çevre ve iklimi konuşacağız ancak COP 31 sonrası çevreyi ve iklimsel sıkıntıları anımsayan olur mu o bilinmez!

View the original on Cumhuriyet →

KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.