Türkiye’den ve dünyadan çevre gündemi

- New York İklim Haftası (Climate Week NYC), 20-27 Eylül tarihleri arasında dünyanın dört bir yanından iklim liderlerini, iş dünyasını, sivil toplumu ve uzmanları bir araya getirdi. Bu yıl 1500’ün üzerinde etkinliğe ev sahipliği yapan hafta, bugüne kadarki en kapsamlı buluşma oldu. “Enerji, etki ve eylem” odağıyla düzenlenen etkinliklerde temiz enerji dönüşümünden iklim finansmanına, gıda sistemlerinden doğa ve sağlığa kadar çok sayıda başlık ele alındı. Haftanın ana mesajı ise yeni taahhütlerin ötesine geçerek mevcut iklim çözümlerinin uygulamasını hızlandırmak oldu.
- UN Global Compact Türkiye’nin MEXT işbirliğinde ve Türkiye İş Bankası desteğiyle hayata geçirdiği Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Programı, şirketler ile tedarikçilerini sürdürülebilirlik dönüşümünde buluşturuyor. UN Global Compact verilerine göre şirketlerin çevresel, sosyal ve yönetişim (ÇSY/ESG) etkilerinin yaklaşık yüzde 67’si tedarikçileriyle bağlantılı. Program, şirketlerin tedarik zincirlerindeki riskleri yönetmesini, tedarikçilerin ise sürdürülebilirlik performanslarını ölçerek gelişim alanlarını belirlemesini hedefliyor. Programa başvurular 3 Kasım’a kadar devam edecek.
- Global Witness’ın yeni raporuna göre 2025’te dünya genelinde en az 124 toprak ve çevre savunucusu öldürüldü. Cinayetlerin yüzde 85’i Latin Amerika’da gerçekleşirken, Kolombiya 39 ölümle üst üste dördüncü kez en fazla vakanın kaydedildiği ülke oldu; Brezilya’da ise 26 çevre savunucusu yaşamını yitirdi. Öldürülenlerin yüzde 43’ünü Yerli halklara mensup kişiler oluşturdu. Global Witness, eksik bildirim ve doğrulama güçlükleri nedeniyle gerçek sayının açıklanandan daha yüksek olabileceğine dikkat çekiyor.
- İngiltere’nin doğusunda aşırı sıcakların yol altyapısı üzerindeki etkisi giderek daha görünür hale geliyor. BBC’nin yerel karayolu yetkililerinden elde ettiği verilere göre, eriyen yol vakaları son üç yılda yüzde 67 arttı; son dört yılda ise 200’den fazla vaka kaydedildi. Uzmanlar, sorunun nedenlerinden birinin İngiltere’deki yolların büyük bölümünün uzun süreli aşırı sıcaklardan çok daha serin hava koşullarına göre tasarlanmış olması olduğunu belirtiyor. İngiltere Ulaştırma Bakanlığı ise yerel yönetimlerin karayolu ağlarını değişen iklim koşullarına karşı daha dayanıklı hale getirmesi için rehberlik ve kaynak sağlandığını açıkladı.
- Çevre koruma teknolojileri alanında faaliyet gösteren kâr amacı gütmeyen kuruluş SkyTruth’ın uydu görüntüleriyle hazırladığı yeni küresel analiz, denizlerdeki kronik petrol kirliliğinin boyutunu ortaya koydu. Çalışmaya göre her yıl yaklaşık 1.58 milyon kilometrekarelik okyanus yüzeyi petrol tabakalarıyla kaplanıyor; bu alan İspanya’nın yaklaşık üç katına denk geliyor. En yüksek petrol kirliliği yoğunluklarının Kızıldeniz, Basra Körfezi, Akdeniz ve Karadeniz’in yanı sıra Batı Afrika açıklarında ve Endonezya çevresindeki sularda görüldüğü belirlendi. Analize göre modellenen petrol kirliliğinin yüzde 81’i gemilerden, yüzde 18’i ise açık deniz petrol ve gaz altyapısından kaynaklanıyor. Kirliliğin yüzde 90’dan fazlası ise ülkelerin ulusal yetki alanındaki sularda görülüyor.
- Dünya’nın yaşam destek sistemleri üzerindeki baskı artıyor. Potsdam İklim Etkileri Araştırma Enstitüsü (PIK) tarafından 60’tan fazla bilim insanının katkısıyla hazırlanan 2026 Gezegen Sağlığı Kontrolü raporuna göre, dokuz gezegensel sınırın yedisi güvenli seviyelerin dışına çıktı. İklim değişikliği, biyosfer bütünlüğü, arazi kullanımı, tatlı su, biyokimyasal döngüler, yeni kimyasal ve sentetik maddeler ile okyanus asitlenmesi sınırları aşılmış durumda. Üstelik rapor, bu yedi sınırın tamamında baskının şimdiye kadar kaydedilen en yüksek seviyeye ulaştığını ortaya koyuyor. Güvenli alanda kalan iki sınır ise stratosferik ozon tabakası ve atmosferik aerosol yükü.
- Avrupa’da 2026 yazına damga vuran aşırı sıcaklar ve kuraklık tarımsal üretimi de etkiledi. Avrupa Komisyonu Ortak Araştırma Merkezi’nin (JRC) tarımsal ürünleri izleyen MARS biriminin son değerlendirmesine göre özellikle Orta ve Batı Avrupa’da mısır, ayçiçeği ve patates gibi yazlık ürünlerde verim beklentileri geriledi. Yüksek sıcaklıklar ve yağış eksikliği bazı bölgelerde topraktaki su rezervlerini azaltırken mera ve yem bitkilerinin gelişimini de olumsuz etkiledi. JRC, iklim koşullarının hayvancılık üzerinde de baskı oluşturduğuna dikkat çekiyor. Bulgular, Avrupa tarımının artan sıcaklık ve kuraklık karşısındaki kırılganlığını bir kez daha ortaya koyuyor.
- Yeni Zelanda’ya özgü, uçamayan ve kritik tehlike altındaki kākāpō papağanlarının sayısı 325’e ulaşarak modern koruma döneminin en yüksek seviyesine çıktı. 2026 üreme sezonunda hayatta kalan 90 yavrunun popülasyona katılmasıyla türün sayısı yaklaşık 75 yıl sonra ilk kez 300’ün üzerine çıktı. Yeni Zelanda Koruma Dairesi’nin Kākāpō Kurtarma Programı başladığında, 1995’te geriye yalnızca 51 kuş kalmıştı. Yoğun koruma çalışmaları sayesinde nüfus altı kattan fazla büyürken, yetkililer türün uzun vadeli geleceği için yaşam alanlarının genişletilmesinin hâlâ kritik olduğuna dikkat çekiyor.
KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.