Çevremizde neler oluyor?

Bugünü çevremizde ufuk turuna ayıralım. Tarihte de öyleydi ama bugün daha fazla öne çıkan gerçek şu:
Ülkelerin güvenliği sınırlarından başlamıyor.
Komşulardan başlayıp halka halka barış örmek en büyük güvenlik ağı. Öremedinizse iki yol var:
1- Sorunlarla birlikte yan yana yaşamayı başarmak.
2- Çözüm için her bakımdan güçlü olmak. Bu gücü yerinde kullanmak.
Mustafa Kemal Atatürk Cumhuriyeti kurduktan sonra 1930’lu yılları çevremizde çoklu barış antlaşmaları imzalayarak zenginleştirdi. Balkan Paktı’ndan Sadabat Paktı’na kadar tarih, ders kürsüsünden bize bakıyor. Türkiye’yi İkinci Dünya Savaşı’nın dışında tutan etmenlerin başında o politikanın devam ettirilmesi geliyor.
Tarihi şöyle de özetleyebiliriz:
Ders almayı bilmezseniz tekerrür...
Ders almayı bilirseniz tekamül...
Bugüne gelirsek...
Türkiye, Suudi Arabistan ve Yemen’in “Mekke Antlaşması” adıyla üçlü ittifak kurduğu açıklandı. Buna göre bu üç ülkeden birine saldırı olduğunda üçü de saldırı kendisine yapılmış gibi hareket edecek. Bundan hemen sonra Yemen’le Suudi Arabistan arasındaki var olan gerilim tırmandı. İş havaalanı bombalayamaya kadar vardı.
Uluslararası haberler gösteriyor ki ABD ve İsrail hem Yemen’de Husileri destekliyor hem de Suudi Arabistan’ı. Trump, 3 Kasım’da yapılacak ara seçimlere ayarlı olarak politikasını şekillendiriyor. Mekke Anlaşması’ndan büyük mutluluk duyduğunu ağzını doldura doldura söyledi. Tablo açık, ABD-İsrail hattı Türkiye’yi bölgedeki gerilimlerin içine daha fazla sokmak için her şeyi yapıyor.
Türkiye’nin bölge ülkeleriyle anlaşma yapması elbette güzel ama başta vurguladığımız gibi önceliğin komşularla olması gerekir. Kaderin cilvesine bakın, üç ülkenin birden komşusu olan tek ülke İran.
Bugün Yemen’miş gibi görünen çatışma hattının yarın İran’a evrilmeyeceğinin garantisi var mı?
Trump, baktı ki seçim pahalı hemen Rusya ile enerji ateşkesi yaptığını açıkladı. Ukrayna’ya da başkan değişimi tavsiyesinde bulundu, “Yeni bir lider bulun” dedi!
Benzer değişim Irak ve Suriye’de oluyor. ABD, başındaki sarığı kravata dönüştürdüğü Şara’yla iç içe, al takke ver külah. Ülkenin kuzeyindeki Kürtlere de şu tavsiyede bulundu:
- Şam’a entegre olun. Size bazı haklar verecekler, bunlara razı olun.
Irak’ta daha farklı bir gerilim var. ABD çekildi. Irak’ın kuzeyinde, Bağdat’la ve Tahran’la baş başa kaldı. İran, Barzani’yi ABD-İsrail yanlısı olduğu gerekçesiyle fırsat buldukça bombalıyor. Bağdat yönetimi de “Hızla bana entegre ol” diyor. Bölgede konuşulan şu:
“ABD bizi sattı!”
Bizim bu konudaki görüşümüz net ve hiç yanılmadık:
Kılavuzu Amerika olanın...
Bütün bunlar doğal olarak Türkiye’yi de etkiliyor. Başta terörsüz Türkiye süreci olmak üzere çevremizdeki ateş çemberi en azındaki ortamı olağanüstü ısıtıyor!
PKK, Irak’ın kuzeyindeki kimi kampları terk ettiğini davul zurnayla duyurdu! Ankara’da da değişik bir kasım beklentisi var. Öcalan için iktidar katlarıyla DEM arasında şöyle bir cümlede buluşulmuş gibi:
“İmralı içinde özgürlük!”
Bu cümlenin içine sınırsız iletişimden mekân genişlemesine kadar her şey sığabilir!
Statü konusu başka!
Çevremizden içimize geldik... Ortadoğu’daki gelişmeler her şeye gebe. Herhangi bir projeyi başlatan bile devamını öngöremez! Çevremizdeki gelişmeleri dikkatle izlemek, gerektiğinde tavır koymak ancak hiçbir şekilde iç düzenimizle özdeşleştirmemek en doğrusu!
Bu anlamda hepimiz için insanca yaşam ancak laik, demokratik, sosyal bir hukuk devletinde olabilir!
KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.