Maliyetler nedeniyle üretim ve istihdam erirken sanayiciler uzun vadeli destek istiyor: Hazırgiyim kritik eşikte

Hazırgiyim sanayisi maliyet baskısı, üretim ve istihdam kaybıyla boğuşurken sektör temsilcileri kalıcı toparlanma için destek istedi. İstanbul Hazırgiyim Konferansı’nda dönüşümün şirketlerin çabasına bırakılamayacağı vurgulanarak kamudan 20 yıllık strateji, öngörülebilir destek ve nitelikli üretimi güçlendirecek adımlar istendi.
Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği’nin (TGSD) “Yeniden Tanımlanan Değer: Made in Türkiye” temasıyla düzenlediği 19. İstanbul Hazırgiyim Konferansı dün başladı.
TOPARLANMA DEĞİL DURAKLAMA
“Kritik Eşikteyiz: Çıkış Yolu Nerede?” oturumunda konuşan TGSD Müşterek Başkanı Toygar Narbay, sektörde gerilemenin durmasının toparlanma anlamına gelmediğini belirtti. Narbay, “Zemin düzelmeden ve talep ettiğimiz destekler tam olarak sağlanmadan bu dengenin kalıcı olduğunu söyleyemeyiz” dedi.
Rekabet gücünün yalnızca işçilik maliyetiyle ölçülemeyeceğini vurgulayan Narbay, sektörün birim fiyatının 2022’den bu yana yüzde 13 arttığını, yüzde 21’lik üretim kaybına karşılık verimliliğin yükseldiğini ancak maliyet artışının telafi edilemediğini söyledi. Fiyat artışının katma değer artışına dönüşmediğine dikkat çekti. Dönüşüm için bilançoların toparlanması gerektiğini belirten Narbay, teşviklerin tek elden, performansa ve niteliğe dayalı, ölçülebilir bir sisteme bağlanmasını istedi. Nitelikli üretim, işgücü planlaması ve Türkiye Markası’na yatırım çağrısı yaparak “Mevcut gidişatla 2050’de 30 milyar dolarda kalırız” uyarısında bulundu.
TGSD Müşterek Başkanı Ümit Özüren, farklı sektörlerin katılımıyla “Türkiye Markası”nı güçlendirecek ortak strateji geliştirilmesi gerektiğini söyledi. Alıcılara öngörülebilir sipariş ve dönüşüm yatırımlarında işbirliği çağrısı yaptı.
TÜSİAD Başekonomisti Gizem Öztok Altınsaç, dünyada imalat sanayisinin yapısını değiştirecek bir dönüşüm yaşandığını, sektörlerin buna tek başına uyum sağlayamayacağını söyledi. Türkiye’nin Avrupa’ya erişim avantajının 15 yıl sonra yeterli olmayacağına işaret eden Altınsaç, rekabette Çin’in yanı sıra Hindistan’ın da belirleyici olacağını vurguladı. Maliyetleri oluşturan süreçlerin ötesinde, yeni sistemin gerektirdiklerine odaklanılması gerektiğini belirten Altınsaç, “Kamu yönlendirici olmalı, bu da beş yıllık planlarla olmaz. 20 yıllık stratejilere ihtiyaç var. İyi olduklarınızı ayrıştırmanız gerekiyor, her şeyi üretemezsiniz” dedi.
KÜÇÜK İŞLETMELER BİRLEŞMELİ
McKinsey Hazırgiyim ve Lüks Moda Sektörü Küresel Lideri Gemma D’Auria ise 2022’den bu yana Türkiye’nin hazırgiyim ihracatının yüzde 21, fabrika üretiminin yüzde 18, sektör istihdamının yüzde 30 gerilediğini söyledi.
D’Auria, sektörün kapasite satmak yerine üretim yetkinliğiyle öne çıkması gerektiğini vurguladı. Kalite, yakınlık ve üretim birikiminin hız, küçük partilerde üretim, kişiselleştirme, tasarım ortaklığı ve izlenebilirlikle güçlendirilmesini istedi. Küçük işletmeler için birleşme ve ittifak önerdi.
İŞÇİNİN ÜCRETİ DE SÜRDÜRÜLEBİLİR OLMALI
Konferansta Türkiye sanayisinin Avrupa pazarıyla ilişkileri de ele alındı. Avrupa Parlamentosu eski Başkan Yardımcısı Heidi Hautala, sürdürülebilirliğin çevre ve iklimle sınırlı olmadığını, işçilerin çalışma koşulları ve ücretlerini de kapsadığını vurguladı.
Markaların üretim yaptıkları fabrikaların, geçim ücreti ödeme taahhütlerinin ve bunları ne ölçüde yerine getirdiklerinin izlenebildiğini belirtti. AB’nin yeni düzenlemeleri karşısında Türk üreticilere hazırlıklarını ertelememeleri çağrısı yapan Hautala, “Markaların hangi konularda hesap vermek zorunda kalacağını öğrenmelisiniz” dedi.
Türkiye’nin kalite ve üretim birikimini sürdürülebilirlikle güçlendirebileceğini söyledi.
KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.