Azerbaycan: İçişleri konusu mu yoksa büyük ağabey tavrı mı?

Birden, kardeş ülke Azerbaycan ile iktidarlar arasında küslük derecesinde ve büyük tepkiler doğuran bir sorun çıktı. Konu Azerbaycan hükümetinin okullarda kıyafet bütünlüğünü sağlamak için aldığı kararla başladı. Dolayısıyla başı kapalı kız öğrenciler ve öğretmenler etkilendi, okullara gidemedi. Azeri yönetiminin okullardaki kıyafet düzenlemeleri “laik eğitim sistemi, üniforma bütünlüğü, dini radikalizmle mücadele” çerçevesinde siyasi bir içerik de taşıyor. Ülkede protestolar da oldu.
Derkeeen... 21 Eylül’de alınan bu kıyafet düzenlemelerine 22 Eylül’de bizim cumhurbaşkanı Birleşmiş Milletler’deki konuşmasında, isim vermeden tepeden tırnağa gereksiz ve usulsüz olarak eleştirdi. Erdoğan, dünyada yükselen İslamofobiye ve Müslüman kadınların uğradığı ayrımcılığa dikkat çektikten sonra tam 12’den konuya girdi: “Bazı ülkelerin okullarda hayata geçirdiği başörtüsü yasaklarını kadınların en temel haklarına bir saldırı olarak görüyoruz.”
Bazı ülkeler diyor ama güncel olarak tek ülke var, Azerbaycan; dolayısıyla Azeriler bunu üzerlerine aldı.
Bizdeki tarikat cemaat vb. özetle siyasal İslamcı çevreler Azeri hükümetine eleştirilere başladı, kimisi ağır. Erdoğan’ın konuşması sanki bir işaret fişeği oldu onlara. Tabii boşboğazlıkta eline kimsenin su dökemeyeceği başdanışman Saral ve AKP’li bazı milletvekilleri de koroya katılınca işler çığırından çıktı. Azeriler ülkeye giriş yasağı koydu önde savaşanlara, hatta kırmızı bülten bile çıkardı tutuklanmaları için.
Şüphesiz bu içişlerine karışma olarak kabul edildi.
Bizde epey mezara gömülen laiklik konusunda iktidarın anlayışı ile Azerbaycan’ın anlayışı çok farklı. Çok tanınan bir bilim insanımız bile Azeriler laiklik vurgusunda, uygulamasında haklı dedi. Bence de...
Size ne Azerbaycan’daki uygulamalardan. Azerbaycan ile ilişkilerimizi türban/başörtüsü üzerinden mi kuruyoruz, yoksa tek millet iki devlet, kardeşlik, ortaklıklar, ticari ekonomik ve bilimsel işbirlikleri üzerinden mi?
Türkiye’den bilinen bazı çevreler bir de Karadağ konusunda yapılan yardımı dile getirmezler mi!
Aliyev son kuruşuna kadar hatta dünya fiyatlarının çok üzerinden bedellerini ödeyerek aldık, yanıtını verdi.
Bir kardeşlik yardımını başörtüsüne kurban ederek dillendirmek, asla kabul edilebilir değil. Olsa olsa ham ervahlık olur, Türkçesiyle “yontulmamışlık”.
Acaba Azerbaycan’a bu eleştirilerin arka planında “Türkiye’nin ağabeylik anlayışı” mı var?
Öyle de anlaşılabilir. Belki de Azerilerin sert tepkisinin de arka planında bu var.
Bu, Türkiye’nin diğer Türk cumhuriyetleriyle de ilişkilerini zedeleyebileceğini görmek gerekir.
Bin bir uğraşla bir Türk dünyası şekillenmesine katkıda bulunuyorsunuz ama bir yanlış tutum her şeyi dağılabilir bir noktaya tırmandırabiliyor.
Ankara’nın gelen tepkilere tutumu haddimizi aştık galiba oldu. Saral adındaki kişi görevinden alındı.
Cumhurbaşkanı Güney Kore’ye giderken Azerbaycan üzerinden Aliyev’e sıcak bir mesaj gönderdi. Dahası Azerbaycan’ın Zafer Günü’ne de program uygunsa katılacağını dile getirdi.
Bunlar derin bir küskünlüğü hemen giderir mi, sanmıyorum. Üzerinden çoook sular akması gerek.
Müslüman Kardeşler örgütüne de Mısır’ı feda etmiştik. Aradan 11 yıl geçti hâlâ Mısır ile eski ilişkiyi kurabilmiş değiliz.
Diplomasinin AKP’nin pek de becerebildiği bir iş olmadığının çok örneği var.
KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.