AB Büyükelçisi Orav’dan ‘İnsan hakkı ihlallerine sessiz kalınıyor’ eleştirisine yanıt

Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Başkanı Aivo Orav, görevine resmi olarak başlamasının beşinci ayında dün gazetecilerle bir araya geldi.
‘AB’NİN TÜRKİYE’YE İHTİYACI VAR’
Orav, “AB’nin Türkiye’ye, Türkiye’nin AB’ye ihtiyacı var” diyerek bunun için üç sebep saydı. Bunlar güvenlik, ticaret ve bağlantısallıktan oluştu. Orav, “Güvenlik konusunda, dünya giderek daha karmaşık bir hal alıyor. Kurallara dayalı dünya düzeni ciddi bir sınamayla karşı karşıya, bu nedenle kuralların geçerliliğini koruması için çaba göstermeliyiz. Türkiye, kendine has bir konuma ve eşsiz bir coğrafi duruma sahip. Batısında istikrarlı ve güvenilir bir ortak olan AB bulunuyor ancak kuzeyinde ve doğusunda savaşlar yaşanıyor. Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırganlığı, AB için en büyük sınama ve en ciddi güvenlik tehdidini oluşturuyor. Türkiye’nin, Rusya ile Ukrayna arasında müzakereler konusunda yürüttüğü çalışmaları büyük bir takdirle karşılıyoruz” diye konuştu.
‘EN BÜYÜK YATIRIM’
İkinci başlık olan ticaret konusunda, Türkiye ile AB’nin ticaret hacminin geçen yıl 218 milyar euroyu aştığını kaydetti. Bağlantısallıkta ise, “Türkiye'nin konumu burada kesinlikle büyük bir önem taşıyor. İki kıta, bir koridor. Bu koridor, ulaşım, enerji ve dijital alanlar anlamına geliyor. Bağlantısallık konusunu konuşurken, Orta Koridor'u da aklımızda tutmalıyız. Bu noktada, Ermenistan ile yürütülen normalleşme sürecine değinmek isterim. Türkiye ile Ermenistan arasındaki sınır bir gün açılınca, bu hepimiz için büyük fırsatlar doğuracak” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile AB Genişlemeden Sorumlu Komiseri Marta Kos’un iki hafta önce Çerkezköy-Kapıkule hızlı tren hattının açılışını yaptığını anımsatarak, “Bu, AB'nin aday ülkelere bugüne dek yaptığı en büyük yatırım olup 275 milyon euro değerindedir” dedi.
‘ÜYELİK İÇİN HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ’
Türk muhataplarıyla yaptığı görüşmelerde ‘AB hayali’nin gündeme geldiğini söyleyen Orav, “AB hayali; temel değerler, hukukun üstünlüğü, insan hakları ve aynı zamanda refah ile ilgilidir; ancak bugünlerde en büyük risk güvenliktir. Eğer güvenlik yoksa, tüm değerlerimiz de tehdit altındadır. Dolayısıyla değerlerimizi savunmamız gerekiyor. Ukrayna'nın şu anda yaptıklarına baktığımızda da bunu görüyoruz” diye konuştu. Türkiye’ye AB aday ülkesi olması nedeniyle 2021’den 2027’ye kadar 6.8 milyar euro destek verildiğini kaydetti. “Bir aday ülke olarak, burada yaşananları yakından takip ediyoruz. Zira bir gün AB’ye katılmak, Kopenhag kriterlerinin tamamının karşılanması gerektiği anlamına geliyor. Bu nedenle hukukun üstünlüğü, insan hakları, basın özgürlüğü ve benzeri konularda yaşanan gelişmeleri yakından izliyoruz. Her gün kamuoyuna açıklamalar yapmıyoruz; bunun yerine bilgileri topluyor, analiz ediyor ve gerçekleri doğru bir şekilde ortaya koymaya çalışıyoruz” dedi ve yıllık yayımlanan AB Türkiye raporlarına işaret etti.
MADE İN EU PROJESİ
Soru cevap kısmında ise AB’nin sanayi koruma duvarı olan Made in EU (AB menşei) projesi gündeme geldi. “Türkiye bu projeden neden dışlandı” sorusuna Orav, “Bu bilgiyi nereden edindiniz bilmiyorum, zira henüz hazır olan nihai bir hukuki metin yok. Müzakereler hâlâ devam ediyor. Anlaşmanın ne zaman nihai hale geleceğini gerçekten bilmiyorum. Belki bugün, belki ocak ayında, belki de bu tarihler arasında bir zamanda; yani henüz kesinleşmiş bir durum yok. Önemli olan şu ki, Türkiye’nin bu konudaki pozisyonu gayet iyi bir şekilde dinleniyor” yanıtını verdi. Ticaret Bakanı Ömer Bolat ile Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın geçtiğimiz haftalarda Brüksel’e gerçekleştirdikleri iki ayrı ziyarete işaret etti. Orav, “Tekrar vurgulamak isterim ki, henüz hiçbir şey kesinleşmiş değil. İşler Türkiye’nin bakış açısından kusursuz bir şekilde ilerlemese bile, ertesi gün yine birlikte çalışmaya devam etmenin bir yolunu bulmak zorundayız. Kamu alımları konusunda Avrupa Komisyonu'nun ilk önerisi, kamu alımlarında karşılıklılık ilkesinin büyük önem taşıdığı yönündeydi. Bu nedenle, Türkiye'nin bu konuda ilerleme kaydetmemize yardımcı olacağını kuvvetle umuyoruz” cümlelerini kurdu.
LİBYA SORUSU
Orav, Libya’nın Türkiye ile 2019’da imzalanan deniz yetki alanlarını sınırlandırma anlaşmasını onaylaması hakkındaki soruyu ise, “Bu mesele birkaç gün önce oldukça şaşırtıcı bir şekilde gündemimize geldi; Başkan von der Leyen ve Başkan Costa da çok hızlı bir şekilde açıklamalarda bulundular. AB'nin bu konudaki tutumu daha önce de dile getirilmişti, dolayısıyla duruşumuz sürpriz sayılmaz. Kimin haklı ya da haksız olduğu konusuna gelince; bu, benim yorum yapabileceğim bir husus değil” şeklinde yanıtladı. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa, sözkonusu anlaşmaya “üçüncü ülkelerin egemenliğini ihlal ettiği” gerekçesiyle tepki göstermişti.
İNSAN HAKLARI SORULARI
Orav’a Türkiye’de insan hakları ile ilgili sorular da yöneltildi. Cumhuriyet, son dönemde pek çok gazetecinin tutuklandığını ve çok sayıda sosyal medya hesabına erişim engeli getirildiğini anımsatarak, “Siz AB’nin Türkiye’ye ihtiyacı bağlamında güvenlik, ticaret ve bağlantısallık başlıklarını saydınız. Tutuklama ve erişim engeli konularında güçlü bir tepki göstermenizin önüne bu üç başlık mı geçiyor” diye sordu. Bir başka gazeteci de eylül ayında LGBTİ+ derneklerine yapılan operasyonlar ve tutuklamaları anımsatarak, bu derneklerin bazılarına AB’nin de destek verdiğini, sivil toplumun özgür bir şekilde hareket edebilmesi için hükümetle temas halinde olunup olunmadığını sordu.
‘HER GÜN AÇIKLAMANIN KIYMETİ OLMAZ’
Orav, bu sorulara, “Elde ettiğimiz bilgileri topluyor, analiz ediyor ve değerlendiriyoruz. Ardından bunları, yıllık ürünümüz olan ‘ülke raporu’na dahil ediyoruz. Kulağa sıkıcı gelebilir, ancak bu rapor, AB'nin sözkonusu ülkedeki durum ve o ülkenin AB'ye doğru ilerleme potansiyeli hakkında ne düşündüğünü ortaya koymayı amaçlıyor. Buradaki temel kaldıracımız bu; zira bir ülke AB'ye katılmak istiyorsa, AB değerlerine ve kurallarına riayet etmesi gerekir. Aslına bakılırsa, daha önce dört kez AB Delegasyonu Başkanlığı yaptım ve görev aldığım ülkelerin tamamı AB’ye katılmak isteyen ülkelerdi. İnsanlar bir şekilde AB'nin bu ülkelerdeki sorunları çözeceğini umuyorlar. Oysa AB, bu ülkelerdeki sorunları çözmüyor. Elbette tavsiyelerde bulunabilir ve bu süreçte destek sağlayabiliriz. Ayrıca, diplomatlar olarak görevimiz gereği, tüm çetrefilli konuların kapalı kapılar ardında da ele alındığından emin olabilirsiniz. Açıklamalara gelince, evet, zaman zaman kamuoyuna yönelik açıklamalar yapıyoruz. Nitekim kısa süre önce Marta Kos, yaptığı açıklamada oldukça net ifadeler kullandı. Ancak şunu da belirtmek gerekir ki, her gün açıklama yapmak, bir noktadan sonra bu açıklamaların değerini ve etkisini azaltır” yanıtını verdi.
VİZE SERBESTİSİ
Orav’a vize serbestisinde son durum da soruldu. Orav, “Vize serbestisi, her iki taraf için de gerçekten büyük önem taşıyor. Vize serbestisi sürecinde ilerleme kaydedilebilmesi için yerine getirilmesi gereken, ‘kriter’ olarak adlandırdığımız altı başlık bulunuyor. Türkiye'de gerek kamu yönetiminde gerekse siyasetçilerle gerçekleştirdiğim temaslardan son derece memnuniyet duydum. Kendileri, Türkiye'deki en üst düzey makamlardan, bu altı kritere ilişkin sorunların çözülmesi yönünde talimat aldıklarını belirttiler” diye konuştu.
KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.