İletişim çağında gazeteci tutuklamak!

Bir ülkede gerçekler değil de, gerçekleri araştırmak için mücadele eden gazetecilerin uğradığı baskılar gündemdeyse orada demokrasi karanlıkta demektir.
Türkiye’nin bu konudaki sicili hep tartışma konusu oldu. Ancak son aylarda giderek yükselen sistemli bir kuşatma dikkati çekiyor. Gazeteciler için tutuklama, ev hapsi, adli kontrol, erişim engeli sık yaşadıkları bir meslek hastalığı haline geldi.
Gerçeklerin peşindekilerin peşine düşen iktidar, bu yolla gerçekleri gizleyebileceğini düşünüyorsa yanılıyor.
Doğrunun gücü tekrarından gelir, bir kez daha vurgulayalım; gerçeklerin mutlaka açığa çıkmak gibi bir huyu vardır. Er ya da geç çıkar. Gerçek zamanın çocuğudur, zamanla büyüyen gerçekler olur.
Bugün Türkiye’nin dört bir yanında gazeteciler bu gerçeği bir kez daha haykıracaklar.
Bağımsız İletişim Ağı (BİA) temmuzeylül arasında yaşananları rapor haline getirdi. İşte özet:
7 gazeteci tutuklandı, 16 gazetecinin sosyal medya hesabına engel getirildi, 52 çevrimiçi habere erişim engeli kondu, 17 gazeteciye “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla soruşturma açıldı.
Merdan Yanardağ 11 aydır hapiste, Tele1’e el kondu. T24, “LGBT haberlerinin fazlalığı” nedeniyle kapatıldı.
Son olarak Türkiye’nin en çok izlenen haber kanalı Halk TV’ye kayyum atandı.
Liste uzayıp gidiyor.
Arkadaşımız Murat Ağırel yaptığı haberler nedeniyle defalarca soruşturmaya uğradı, hapis yattı. Şimdi yapmadığı haber nedeniyle hapiste. Gözünü budaktan, sözünü dudaktan sakınmayan Ağırel’in gerçeğin ayrıntılarını araştırması da suç sayıldı.
BirGün gazetesi muhabiri İsmail Arı, ifade vermesi için Emniyet’e çağrılıyor. İlk fırsatta gidiyor. “Şu andan itibaren gözaltındasın” deniyor, ardından tutuklanıyor.
Halen cezaevinDe olan Şaban Sevinç, Fatih Ergin mesleklerine nasıl bir aşkla bağlı olduğuna yakından tanıklık ettiğimiz gazeteciler.
Gazetecilere yönelik bu fiili sansürde en çok TCK 217/A kullanılıyor. Ekim 2022’de yürürlüğe giren 217 sayılı Dezenformasyon Yasası’nda “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” diye bir suç üretildi. Yasa Meclis’te tartışılırken muhalefet bunun gazetecilere yönelik olarak kullanılacağını söylediğinde iktidar “kesinlikle hayır” demişti. Yasanın sadece halkı yanlış yerlere sürükleyecek yalanlara yönelik olduğunu iddia etmişti.
Sonuç ortada.
Hakkında tutuklama kararı verilmeyen, hapis cezası istemiyle yargılanan onlarca meslektaşımız var. Tazminat istemleri de cabası. Zafer Arapkirli’den 600 bin lira istediklerini okuyunca “Hah tamam” dedim, “Fonzedelere verecekleri parayı da gazetecilerden çıkaracaklar!”
İletişim çağındayız. İnsanlık 10 bin yılda üç büyük devrim yaşadı. Tarım devrimi, Sanayi Devrimi, iletim devrimi...
Bu çağda gazeteci tutuklamak tarım devriminde saban sürmeyi yasaklamak, Sanayi Devrimi’nde mühendisliği yasaklamak gibi bir şey.
Akıldışı bir durum.
Bugün Türkiye’nin dört bir yanında gazeteciler sokağa çıkıyor. Sadece mesleki özgürlükleri için değil, halkın haber alma, bilgi edinme hakkını korumak için.
İstanbul’da 13.00’te Kadıköy Boğa Heykeli önünde.
Ankara’da 14.00’te Kolej kavşağında.
İzmir’de 14.00’te Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nde.
Adana’da 13.00’te Sanatçılar Parkı Basın Anıtı önünde.
Van’da 14.00’te Sanat Sokağı’nda.
Eskişehir’de 14.00’te Köprübaşı’nda.
Antalya’da 14.00’te Attalos heykeli önünde.
Diyarbakır’da 14.00’te adliye önünde.
Bursa’da 14.00’te Osmangazi Şehreküstü Meydanı’nda.
Kocaeli’de 14.00’te Uğur Mumcu Parkı’nda.
Bugün sokağa çıkan gazetecilerin yanında olmazsanız, yarın sokağa çıkacak yüzünüz olmayacak!
KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.