Haberal, bilim, barış!

Dün güne Prof. Mehmet Haberal’la başladık. Karaciğer nakli ameliyatını 03.00 sıralarında bitirmiş, birkaç saatlik uykudan sonra Başkent Üniversitesi Meclis Simülasyonu’ndaydı (BAŞMES’38). Biz de meslektaşımız Tülin Daloğlu ve meclistaşımız Hasan Korkmazcan’la birlikte ilk gün konuşmacıydık.
16 kentimizdeki 51 üniversiteden 500’e yakın gencin katılımıyla gerçekleşen, dört gün sürecek simülasyonda gençler 2038 yılında TBMM’ye parlamenter olarak girmiş şekilde anayasa, demokrasi, gençlik, eğitim ve benzer bütün ülke sorunlarını tartışacaklar. Muhafazakârlar, liberaller, milliyetçiler, sosyal demokratlar ve sosyalistler olarak gruplar oluşturmuşlar. Her biri pırıl pırıl gençler tercih ettikleri siyasi yelpaze doğrultusunda düşüncelerini paylaşacaklar. Dördüncü gün cumhurbaşkanı da seçecekler.
İktisadi ve idari bilimler fakültesi dekanı Prof. Yelda Ongun, Doç. Sezgin Mercan’la birlikte bu hayali ete kemiğe büründürmüş. Simülasyonun başkanı Başkent Üniversitesi’nin son sınıf öğrencisi Yağız Efe Özdiler doğal olarak ilk konuşmacıydı.
Her şeyden önce gençleri 2038’de Türkiye’de yaşama, geleceklerini bu ülkede kurma hayalinde oldukları için kutladık. Onlara NUTUK anımsatması yaptık. Atatürk’ün 15-20 Ekim 1927’de TBMM kürsüsünden seslendirdiği tarihi konuşmasının önemini paylaştık.
Konferans öncesindeki sohbette Haberal’la Mudanya Mütarekesi’nin 104. yılında kendisine verilen “Barış Yolu Ödülü”nü konuştuk. Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç’ın Mudanya’nın tarihi ve kültürel birikimini koruyan çalışmalarına geçen yılki ziyaretimizde tanık olmuştuk.
Haberal’a geçen eylül ayında da Sidney’deki Dünya Organ Nakli Derneği’nin 31. uluslararası kongresinde “en seçkin bilim insanı ödülü” verilmişti. Dünkü sohbetimizde her iki ödül için de kutlarken hemen arkamızdaki Atatürk fotoğrafını gösterdi, seslendi:
“Asıl kutlayacağımız, şükran duyacağımız kişi Atatürk!”
Sadece ülkemizde değil dünyada da bilim kaleleri inşa eden Haberal’ın bilim ve barış kimliğinde buluşması çok yakıştı. Zira Haberal coğrafyamızın en zorlu, birbiriyle kavgalı ülkelerinin bilim insanlarını da aynı masa etrafında toplamayı başarmış bir kişi. 1980’li yıllardaki İran-Irak savaşında her iki ülkeden temsilcilerin aynı etkinlikte bulunması adeta olanaksızken Haberal, “Bu olacak, biz bilim insanları her zaman önce insan, önce yaşam, diyeceğiz” ilkesiyle bunu gerçekleştirmişti.
Geçen ay Avustralya’da aldığı ödül de Çanakkale Savaşları bağlamında ayrıca anlamlı. Haberal, Sidney’de Atatürk’ün yaşayan bir dünya lideri olarak büyük saygı gördüğüne tanık olmuş. “Biz bayrağımızı her yerde dalgalandırıyorsak Atatürk’ün sayesindedir. Bunu dünyanın öteki ucu da biliyor” diyor.
Yeri gelmişken Haberal’ın geçen yıl 2400 yıllık Atina Akademisi’ne kabul edilen ilk yabancı bilim insanı olduğunu anımsatalım. Haberal’a Yunan gazeteciler, “Büyük bir bilim insanısınız ama ülkenizde hapis de yattınız” deyince şu karşılığı vermiş:
“Siz de Sokrates’i idam ettiniz!”
Haberal’ın bilim deyince coğrafya seçmemesi de barışçıl, evrensel kişiliğinin bir yansıması. Dünya Organ Nakli Derneği’nin tüm yönetim kademelerinde bulunmasının yanı sıra bütün Ortadoğu ülkelerinin bilim insanlarını 1980’lerin sonunda bir araya getirip Ortadoğu Organ Nakli Derneği’ni kurdu. Bu ülkelerden pek çok bilim insanı kendisini geliştirmek için Başkent Üniversitesi’ne de misafir olma gereği duyuyor.
2010’lu yıllarda da Türk Dünyası Organ Nakli Derneği’ni kurdu. Son toplantı Kırgızistan’daydı. 2026 Orta Asya ülkelerinin tam bağımsızlığa kavuşmasının 35. yılı. Haberal bu zaman diliminde ortak değerler için atılan adımların yetersizliğinden yakınıyor.
İnsanlığın iki büyük özlemi barış ve bilimin kalesi sevgideğer, saygıdeğer Haberal,
KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.