ESPN DeportesConsejo de Campos al Tala Rangel: Los mejores se equivocanZDF heuteEntdecken Sie das ZDF-NachrichtenstudioLenta.ruНазваны причины подорожания мяса в РоссииESPNThe more they win, the greater the risk: Why Kenya's female champions are in dangerThe Sydney Morning HeraldWoman arrested over fire that shut down Perth Airport and threatened homesBBC NewsVerstappen and Lawson given grid penalties for Mexico practice collisionDeadlineAngel Studios CCO Lays Out “Values-Based” Initiative Banning Sex, Nudity, F-Words & “Misuse Of God’s Name”: “Hollywood Lives In A Bubble”New Straits TimesUMPSA's new landmark takes centre stage at 21st convocationSportstarBAN vs WI, 1st Test Day 4 LIVE score: Commentary, UpdatesObservador DesportoAs notícias das 3hLa NaciónGimnasia venció a Estudiantes, de Río Cuarto, y sacó dos boletos: a los playoffs del Clausura y a una copaSouth China Morning PostHong Kong’s Jumbo Floating Restaurant catches fire before opening, kills 34 – SCMP archive
The Daily Newsstand · Free, Always
Saturday, October 31, 2026

Çiftçinin büyük yalnızlığı

Translate

Türkiye’de çiftçi yüklendiği tüm sorunlarla yalnız başına! Çiftçi aylarca uğraşıp yetiştirdiği ürünün karşılığını alamadığı gibi, bazen bu ürünü toplatmak için harcayacağı para, satıştan kazanacağından daha maliyetli hale geliyor. Ürününü dalında bıraksa zarar, toplasa yine zarar!

Geçen hafta İzmir’deydim. Üzüm üreticisi ayrı dertli, zeytin ve zeytinyağı üreticisi ayrı.

Manisa Sarıgöl’de üzüm üreticileri, alıcı bulamadıkları ürünlerini bağlarda ve römorklarda bekletiyor. Şaraplık üzüm fiyatı 4 liraya kadar düşmüş. Bizim 100 liradan aşağı alamadığımız üzümü, üretici maliyetini karşılamadığı için toplamak bile istemiyor.

Ege’nin diğer önemli ürünü zeytinde de durum farklı değil. Hasat başladı. Bu yıl zeytinde “var yılı”. Üstelik rakip ülkelerde de yüksek rekolte bekleniyor.

TÜİK’in ilk tahminine göre zeytin üretimi geçen yıla kıyasla yüzde 55.7 artarak 3 milyon 814 bin tonla rekor kıracak.

Üreticinin endişesi ise büyük. Manisa Akhisar’da üreticiler seslerini duyurmak için bir hafta zeytin toplamadı. ABD’nin ek vergileri nedeniyle ihracatçı da kaygılı.

Yıllardır aynı hikâyenin farklı ürünlerle tekrarını izliyoruz. Bir yıl patates, ertesi yıl soğan, sonra domates, üzüm, zeytin...

Kaybedenler hep aynı. Tarlada üretici, çarşı pazarda tüketici.

Bereketli topraklarıyla övünen Türkiye’de artık üreticiyi topraktan uzaklaştıran kalıcı bir “hasar” var.

ÜÇ MİLYON KİŞİ ÇEKİLDİ 

Rakamlar ortada. Tarımda 2002 yılında 7.5 milyon kişi çalışıyordu. 2025 sonunda bu sayı 4 milyon 560 bine geriledi. Yaklaşık 3 milyon kişi, yani tarımsal istihdamın yüzde 39’u kayboldu!

2002’de 26.6 milyon hektar olan tarım alanları 24 milyon hektarın altına indi. Milyonlarca hektar tarım alanı üretim istatistiklerinden çıktı.

Enflasyonu düşürmek için üç yıldır yurttaşlara ağır bir ekonomik program uygulayan iktidarın tarımdaki krize ayırdığı kaynak ise 2027 bütçe teklifinde görülüyor.

2006’da çıkarılan Tarım Kanunu’nun 21. maddesine göre tarımsal destekler milli gelirin yüzde 1’inden az olamaz.

Bu ölçüte göre 2027’de çiftçiye ayrılması gereken kaynak 1 trilyon 112 milyar lira. Bütçede tarımsal desteklere ayrılan ise 235 milyar lira. Aradaki fark tam 877 milyar lira.

Yanlış okumadınız. Yasal ölçüte göre ayrılması gereken kaynağın yaklaşık beşte biri bütçeye konuyor.

Üstelik bu yeni değil. Tarımsal desteklerin milli gelire oranı 2024’te yüzde 0.21, 2025 bütçesinde yüzde 0.22, 2026’da yüzde 0.20 düzeyinde.

2026’nın ilk dokuz ayında tarımsal destekleme harcamaları 114 milyar lirada kalırken faiz ödemeleri 2 trilyon 248 milyar liraya ulaştı.

ÇİFTÇİYE DESTEK YOK

TÜİK’in Ağustos 2026 verilerine göre tarımsal girdi fiyatları yıllık yüzde 30.28 arttı.

Çiftçi daha pahalı mazot, gübre, elektrik ve yem kullanıyor. Ürününü sattığında ise maliyetini karşılayamıyor.

Tarlada birkaç liraya alıcı bulan ürünün markette katlanarak pahalanması sıradanlaştı. Üreticiyle tüketici arasındaki fiyat makası açılırken aracılık ve pazarlama zinciri yeterince denetlenmiyor.

Daha kötüsü, üretimden vazgeçen çiftçinin yerini ithalat dolduruyor. Türkiye dövize ve dış tedarike daha bağımlı hale geliyor. Çiftçinin borcu büyüyor, traktöründen hayvanına kadar üretim araçları icralık oluyor.

Türkiye tarımının güncel fotoğrafı da belirsiz.

1927’den 2001’e kadar yedi genel tarım sayımı yapıldı. 2026’da açıklanacağı duyurulan yeni sayımın sonuçları ise hâlâ ortada yok.

Kaç çiftçi üretimden çekildi? Kaç hektar arazi işlenmiyor? Küçük çiftçinin üretimdeki payı ne?

Bu soruların yanıtı olmadan nasıl tarım politikası yapılacak?

Türkiye’nin ihtiyacı, üretimi planlayan, küçük çiftçiyi koruyan, kooperatifleri güçlendiren bir politika.

Enflasyonla mücadele için acı reçetelerle vatandaşı inim inim inleten iktidarın tarıma bu kadar duyarsız kalmasını anlamak mümkün değil.

Et yiyemeyen, yeterli beslenemeyen çocukların arttığı, yoksulluğun derinleştiği bir ülkede gıda güvencesinin sağlanması en öncelikli sorun sayılmaz mı?

View the original on Cumhuriyet →

KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.