Kanser çıktı diye organı da kaybetmek şart mı?

Bir zamanlar kanser tedavisinde en önemli soru, tümörün nasıl çıkarılacağıydı.


Haberlerimizi Google’da Takip Edin
Gelişmelerden anında haberdar olun.
Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin
Haberin Devamı
Bugün bazı hastalar için buna yeni bir soru ekleniyor:
Kanseri tedavi ederken, hastalıklı organı da koruyabilir miyiz?
Rektum kanserinde ameliyat, kemoterapi ve radyoterapi yıllardır tedavinin temel parçaları. Ancak tedavinin bedeli kimi zaman kalıcı bir torba, bağırsak ve idrar işlevlerinde değişiklik ya da doğurganlık sorunları olabiliyor. Bilim şimdi, belirli hastalarda bu bedelleri azaltabilecek bir yolu araştırıyor. Bu alandaki önemli gelişmelerden biri 19 Ekim’de ABD’den geldi.
FDA, tümörlerinde DNA’daki kopyalama hatalarını onaran sistemin bozuk olduğu saptanan bazı evre II ve III rektum kanseri hastaları için bir immünoterapiye hızlandırılmış onay verdi.
Bu özellik, basitçe anlatırsak, tümörün bağışıklık sistemi tarafından daha kolay tanınmasını sağlayabiliyor.
FDA’nın dayandığı çalışmada, hastaların yaklaşık dörtte üçü izlem süresince ameliyat, ışın tedavisi veya kemoterapiye ihtiyaç duymadı.
Bu, birçok hasta için hayatı kökten etkileyebilecek bir ihtimal. Ancak onay hızlandırılmış, yanıtın ne kadar kalıcı olduğunu anlamak için hastaların uzun süre izlenmesi gerekiyor. Üstelik bu yaklaşım, rektum kanserlerinin küçük bir bölümünü oluşturan ve özel testlerle belirlenen bir grup için geçerli.
Madrid’deki Avrupa Tıbbi Onkoloji Kongresi’nde benzer bir fikir bu kez mide ve yemek borusu-mide birleşimi kanserlerinde ele alındı.
Erken evreli, belirli biyolojik özellikteki hastaların bir bölümünde immünoterapi sonrası tümör saptanamadı ve ameliyat yerine yakın izlem sürdürüldü.
Sonuçlar umut verici ama çalışma erken aşamada ve hasta sayısı sınırlı.
Bugün için “mide kanserinde ameliyat gerekmiyor” demek mümkün değil. Bu gelişmelerin asıl önemi, kanser tedavisinde başarıyı yalnızca tümörü küçültmekle ölçmememiz gerektiğini hatırlatması.
Hastanın yaşamını, organ işlevlerini ve tedavi sonrasındaki gündelik hayatını da hesaba katmalıyız.
Elbette ameliyat, kemoterapi ve radyoterapi çok sayıda hasta için hâlâ hayat kurtarıcı.
Organı koruma seçeneği; doğru tümör özelliğinin testlerle bulunmasına, tedaviye güçlü yanıt alınmasına ve hastanın yakın izlenmesine bağlı.
Hastalık kalır ya da geri dönerse başka tedavilere ihtiyaç duyulabilir.
Kişinin tedavisini yalnızca bir haberden yola çıkarak değiştirmesi doğru olmaz.
Kanserde yeni bir dönemin kapısını aralayan soru belki de şu: Hastayı iyileştirirken, hayatından mümkün olduğunca az şey almak mümkün mü?
Bilim bu soruya umut veren yanıtlar arıyor. Her hasta için değil ama doğru hastayı bulabildiğimizde, kanser tedavisinin hedefi tümörü yenmenin yanında yaşamı da korumak olabilir.
KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.