Çöken Türk diplomasisi

Diplomasi müzakereye dayanır ve yetenekli müzakereciler ister.
NATO, AVRUPA, ORTADOĞU VE TÜRKİYE
Rusya’nın Kırım’ı ilhakına sessiz kalan ABD ve onun peşine takılan AB, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısını cesaretlendirdi. Bu saldırı bahanesiyle İsveç ve Finlandiya NATO’ya alındı. AKP iktidarı, bu genişlemeye, Türkiye’nin NATO yükümlülüğünü artıracağı doğru gerekçesiyle değil İsveç ve Finlandiya’nın PKK terörüne destek oldukları gerekçesiyle karşı çıktı ve engel olamadı. Şimdi Avrupa’da, Rusya ile savaş çıkabileceği, Avrupa’nın Türk askerine gerek duyacağı konuşuluyor. AKP iktidarı, bu beklentiye de karşılıksız olumlu yanıt vereceği izlenimini yaratıyor.
Montrö Sözleşmesi’nin Türkiye’ye Türk boğazları üzerinde tanıdığı mutlak yetkiyi aşındırabilecek Beykoz, Deniz Unsur Komutanlığı ve Adana, NATO Çokuluslu Kolordu Karargâhı gibi adımların, Montrö Sözleşmesi’ne etkisinin ve Türkiye’nin NATO yükümlülüklerinin sınırlarını genişleten yönlerinin gereken biçimde müzakere edilmediği anlaşılıyor.
ABD ve İsrail, İran’ı etkisizleştirmeye çalışıyorlar. AKP iktidarı Suriye’de, ABD ve İsrail emrinde bir rejim kurulmasına; İsrail’in, Lübnan ve Suriye’de işgallerle, askeri harekâtlarla İran vekil güçlerinin ortadan kaldırılmasına dolaylı destek veriyor. İran’ı yalnızlaştıran girişimlerde bulunuyor. Yanlış bir güvenlik stratejisiyle, İran’a karşı ABD (dolayısıyla İsrail) tarafında yer alan Suudi Arabistan (SA) ve Pakistan ile Mekke Anlaşması’nı imzalıyor. Bu iki ülkeye yönelebilecek saldırıların Türkiye’ye yapılmış sayılacağını kabul ediyor. Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Fidan, Türkiye’nin Yemen’de Husilere karşı eylemlere katılabileceği yönünde açıklamalar yapıyorlar.
TÜRKİYE-ABD
Türkiye’nin tartışmalı bir gerekçe ile Rusya’dan aldığı S400’ler nedeniyle ABD tarafından F35 programından çıkarılması; parası ödenmiş F35’lerin verilmemesi, ödemenin iade edilmemesi; Türkiye’nin “hasım” kabul edilerek CAATSA çerçevesine sokulması; ABD’nin, Yunanistan’ın Ege ve Doğu Akdeniz’de attığı, (askerden arındırılmış Ege adalarına asker ve silah konuşlandırılması dahil) tek taraflı, hukuksuz adımlarına arka çıkması; GKRY’ye silah ambargosunu kaldırması, Türkiye’nin ABD ile ciddi biçimde müzakere etmesi gereken konular. Bunun yapıldığını, yapılabildiğini gösteren bir işaret yok.
TÜRKİYE-AB
Rusya’ya karşı Türk askerini kullanmayı düşünen ama Türkiye’nin bırakın AB tam üyeliğini Gümrük Birliği Anlaşması’nın gözden geçirilmesini bile ağzına almayan, AB SAFE Programı’na katılmasını kabul etmeyen AB, Yunanistan’ın Kıbrıs, Ege ve Doğu Akdeniz’de Türkiye aleyhine attığı tüm adımlarda Yunanistan’ın yanında yer alıyor. AKP iktidarı, AB ile bu konularda etkili bir müzakere süreci açamıyor.
TÜRKİYE-RUSYA-UKRAYNA
AKP diplomasisinin Rusya ve Ukrayna karşısındaki duruşu da farklı değil.
Türkiye’nin, savaşın başından beri hem Rusya hem Ukrayna açısından önemli olan Montrö Sözleşmesi’ni titizlikle uygulamasına karşın Rusya ve Ukrayna, Karadeniz’de, sahibi Türk olan ticaret gemilerini vurmaya devam ediyorlar. Dışişleri Bakanı Fidan’ın taraflarla bu konuyu ele aldığı yönündeki kısa açıklamaları dışında konunun müzakere edildiğini gösteren bir gelişme yok.
TÜRKİYE-YUNANİSTAN-KIBRIS
Yunanistan, Batı Trakya Türkleri, Ege kıta sahanlığı, adaların silahlandırılması, Doğu Akdeniz deniz yetki alanları konularında Türkiye’nin haklarını yok sayan adımlar atıyor. Kıbrıs konusunda BM genel sekreteri gözetiminde hâlâ “iki federe toplum” yaklaşımı temelinde görüşmeler düzenleniyor. AKP iktidarı bu konuların tümünde ön alan değil, izleyen, zayıf tepkiler veren taraf konumunda.
Miçotakis, Ege ve Kıbrıs’ı BM’ye taşıyıp Türkiye’yi suçluyor. Erdoğan BM Genel Kurulu’nda bu konulara değinmek gereğini duymuyor.
ÇÖKEN TÜRK DİPLOMASİSİ
Diplomasi müzakere ve müzakereci demektir. Yaşamsal çıkarlarını, hemen her zaman tümüyle ters çıkarlara sahip devletlere hatta müttefiklerine karşı korumak zorunda olan Türkiye’nin diplomasisi, ciddi strateji ve bu stratejiyi uygulayacak yetenekli, iyi yetişmiş, “çetin müzakereci” (tough negotiator) diplomatlara gerek gösterir. Ülke çıkarlarını temel alan doğru stratejiler ancak başka ülkelerin yöneticileri karşısında dik durabilen iktidarlar tarafından belirlenip uygulanabilir.
Lozan Antlaşması, Montrö Sözleşmesi, Balkan ve Sadabad paktları, Kıbrıs ve AKKA anlaşmaları gibi, müzakere masası diplomasisinin anıt başarılarına imza atmış, dünyada parmakla gösterilen Türk diplomasisi ve çetin müzakerecileri, AKP iktidarında felç edilmiştir.
KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.