‘Eyalet sistemine geçebiliriz’

Arşiv unutmaz derler ya, epey süre önce kupür kesip saklama alışkanlığım vardı, birikmiş kupürleri temizlerken yukarıdaki gazete kesiği elime geçti. Aha dedim ne kadar güncel. 28 Mart 2013 Perşembe tarihli Cumhuriyet’in 5.sayfa haberi. Gazetenin kendisine bakamadım, belki birinci sayfada manşete çekilmiş olabilir.
2013 biliyorsunuz, daha önce gizli yürütülen Oslo görüşmelerinden sonra gündeme gelen 1. çözüm süreci zamanları. Anlaştık denerek Dolmabahçe Sarayı’nda iktidar ve Kürt tarafı varılan mutabakatı açıkladıktan sonra, Cumhurbaşkanı Erdoğan kısa süre sonra bunu kabul etmedi ve masayı devirdi.

Peki neden? 2015 yılı seçim yılıydı. Varılan anlaşmaya seçmen mesafeli ve tepkiliydi. Hem de aylar süren akil adamların halkı ikna etme toplantıları ülke çapında yapılmasına rağmen. Cumhurbaşkanı belki de seçimleri kaybedebileceğini görmüştü.
Ama masayı devirmeden önce Erdoğan, yeni bir anayasayı gündeme getirmiş, Cumhuriyetin 100. yılını kastederek “2023 yılında eyalet sistemi konuşulabilir” demişti. Ona göre güçlü devletler için eyalet sistemi bölünme sorunu yaratmazdı. Belediyeler Yasası nedeniyle AKP milletvekillerine yaptığı konuşmadan:
“Osmanlı’da bir güçlü devlet olarak eyalet sistemi vardı. Çok sayıda eyalet vardı. Ben 2023’te başbakan olursam bunu düşünürüm, tartıştırırım, konuşurum. 2023’te Türkiye çok güçlü bir devlet haline gelecek, zenginleşecek.”
(Ülkenin hali pür melali ortada.)
2013’te de süreç İmralı ile birlikte yürütülüyordu. Öcalan, Erdoğan’ın seçimlerde başkan olmasını destekleyeceklerini belirtiyor, buna karşılık Kürt bölgesinde hatta kendi savunma birlikleri dahil özerklik istiyordu: Dış politika ve milli savunma hariç.
Erdoğan o tarihte yalnızdı. Bahçeli en büyük düşmanıydı, Öcalan’ı asmaktan bahsediyor, seçim meydanlarında idam ipi sallandırıyordu. Hey gidi günler! Şimdi ise İmralı’nın en büyük dostu.
Erdoğan her zaman yaptığı gibi, kendisine en uçtan gelen eleştirilerin sorumlusu olan MHP’yi de AKP yanına çekecekti. Tıpkı, Soylu ve şimdiki Meclis Başkanı Kurtulmuş ve başkaları gibi. Bu konuda ustadır.
Bugün de iktidar savcıları aracılığıyla, belediyelerde YENİ Parti ve CHP’li meclis üyelerini çeşitli araçlar kullanarak AKP saflarına çekmekte ve seçimlerde kaybettiği belediyeleri bir bir devşirmektedir.
Yukarıda gördüğünüz Cumhuriyet haberinde bir kutu daha var: Gündem anayasa!
O sırada yeni anayasadan sorumlu Meclis Başkanı Cemil Çiçek’ti. Anayasa Uzlaşma Komisyonu çalışıyordu. Erdoğan 27 Mart’ta soruyor, ne yaptınız hangi aşamadasınız diye ve komisyonun AKP’li üyeleriyle bir toplantı hazırlığı yapıyordu. O zaman da en önemli konu Kürt kimliği ve Kürtçenin anayasada nasıl ifade edileceğiydi.
Fakat uzlaşma komisyonu çuvallıyordu, yeni anayasanın 123 maddesinden sadece 29 madde üzerinde mutabakat sağlanabilmişti.
Evet, dediğimiz gibi masa devrilecek; yeni anayasa rafa bile kaldırılamayacak, seçimlerde AKP iktidar kuramayacak, KCK barış sürecini sonlandırdığını açıklayacak, Ceylanpınar saldırısında 2 polisin öldürülmesi ile hendek savaşları başlayacaktı. Sıkıyönetim koşullarında yapılacak erken seçimlerde, Erdoğan amacına ulaşacaktı.
Anayasayı değiştirmek AKP iktidarlarının başlıca konularından biri oldu hep.
2004’te değiştirildi (idam kaldırıldı, AB ile uyum yasaları).
2007 referandumu ile cumhurbaşkanının doğrudan halk tarafından seçilmesi, görev süresinin 5 yıla indirilmesi ve genel seçimlerin 4 yılda bir yapılması kabul edildi.
2010 referandumu ile Anayasa Mahkemesi ve HSK’nin yapısı değiştirildi, askeri yargının yetkileri daraltıldı.
2017 referandumu ile Türkiye’nin yönetim sistemi kökten değiştirilerek parlamenter sistemden cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçildi, başbakanlık kaldırıldı ve milletvekili sayısı 600’e çıkarıldı.
Aslında diğer küçük değişikliklerle birlikte anayasada 12 kez değişiklik yapıldı.
Bu 12 değişiklik paketi kapsamında, 177 maddelik mevcut anayasanın tam 134 maddesinde/hükmünde (bazı maddeler birkaç kez olmak üzere) doğrudan veya dolaylı değişiklik yapıldı.
Şimdiki anayasanın dörtte üçü zaten AK Parti hükümetleri döneminde değiştirilmiş olmasına rağmen, iktidar bloğu 1982 Anayasası’nın özü itibarıyla halen bir “darbe anayasası” olduğu bahanesiyle değiştirilmek isteniyor.
Bu bahane.
Gerçek şu: Seçimleri kaybedebileceği zamanlara girildi ve 2013’ün Öcalan’lı çözümleri ve yeniden devreye sokuldu.
KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.