Toplumsal yaşam hedefte mi?

İngiltere, Japonya, Almanya, Hollanda ve birçok Kuzey ülkesi yurttaşlarına, olası altyapı kesintilerine karşı hazırlıklı olmaları uyarısında bulunmuştu. ABD, Kanada ve Hindistan da son 10 gün içinde sivil savunma rehberlerini güncelleyerek halka acil durum çantası hazırlama çağrısı yaptı. İngiltere’nin duyurusunda ulusal güvenlik vurgusu var. Financial Times, The Guardian, Sky News ve Newsweek gibi köklü medya kurumlarının konuyu gündemde tutması da belli bir tedirginlik yaratmış durumda. Türkiye’de pek hissedilmese de siber suçtan çok küresel bir dijital sabotaja vurgu yapılıyor; toplumsal yaşam hedefte. Risk altındaki alanlar enerji, elektrik dağıtımı, gıda tedarik zinciri, su ve diğer temel hizmetler gibi dursa da kamu kurumlarının bilgi sistemlerinin açık hedef olduğu yazıldı The Guardian’da.
Niçin bu uyarılar yapılıyor ve korku iklimi yaratılıyor derken geçen hafta sonunda Fransa, İsveç ve Belçika’da yaklaşık 40 büyük market zincirinin derin dondurucu ve soğutma sistemlerine yönelik büyük bir siber saldırı yapıldı. Eksi 4 ve altı derecelerde olması gereken ortam ısısı, dijital saldırı ile 50 dereceye yükseltildi ve tonlarca gıda bozuldu, tedarik zinciri aksadı. Sonrasında da Finlandiya, Estonya ve Danimarka hedef alındı. Milyonlarca Avroluk zarar var.
Bir şeyler oluyor ama Türkiye’de nedense elektriğin, doğalgazın kesileceğine, dijital altyapının kısa süreli de olsa duracağına ilişkin hiçbir uyarı yapılmıyor. Elbette Siber Güvenlik Başkanlığı ve BTK’nin önlem ve eylem planları vardır ancak buradan değerli Cumhuriyet okurlarına çağrıda bulunalım, en azından 72 saatlik içme suyu, kuru gıda, pişirilmeden yenecek yiyecek stoklasınlar.
COP31’E DOĞRU
BM İklim Değişikliği Konferansı COP31’e saatler kaldı. On binlerce kişi Antalya’da buluşacak. Kamu, özel sektör, STK, finans, iş dünyası ile akademisyenler iklim değişikliği konusunda hedefleri ve beklentileri masaya yatıracak. Öncelikle ev sahipliği önemli bir duruş Türkiye için. Bakanlığın koordinasyonundaki Sıfır Atık projesinin altının doldurulması için de fırsat. Çünkü DOA şişe dönüşüm sistemi henüz oturmadı. Belki, ABD’deki bir rapora göre tüm dünyada yüzde 2’lerde kalan tek kullanımlık atıkların geri kazanılması COP31 sayesinde hızlanır, belki fosil yakıttan çıkış için projeler başlatılır. Ki Türkiye rüzgâr ve güneş enerjisi düşünüldüğünde bu makası hızla kapatacak potansiyele sahip. COP31’in turizm ve tanıtım tarafını bir yana bırakıp çıkan raporlar iyi incelenmeli.
EMEKLİYE ZAM AMA NASIL?
Emeklilerin gözü kulağı ocak ayındaki maaş artışı öncesi yaşanan gelişmelerde. Genel seçim dönemecine girilmesi beklentileri farklı noktalara taşıyor. Cumhubaşkanı Erdoğan’ın, “emeklilerin durumunu iyileştirecek çalışmalar”dan söz etmesi ve Çalışma Bakanı Vedat Işıkhan’ın, “Çeşitli formüller var” açıklaması beklenti yaratsa da soru işaretleri çok fazla. Nabız yokluyor iktidar.
Seslendirilen ilk alternatif seyyanen zam. Kimi 5 bin TL diyor, kimi 10 bin TL. Kök aylığa gelecek yüzde 10’luk artışa vurgu yapanlar da var. Diğer formül ise refah payı. Bu beklentiler hep, enflasyon gereği yapılması gereken yüzde 8-10’luk hak edilmiş artışın üzerine senaryolandırılıyor.
Peki çokça seslendirilen bu ek artış için kaynak var mı? O da belli aslında. 2027 bütçesinde emekli aylığı ödemelerinin gayri safi hasılaya oranı yüzde 6.1’den yüzde 6.5’e çıkartılırsa binde 4’lük bu artış 450 milyar TL kaynak yaratacak. Bu tutarı maaşlara nasıl yansıtacaklar derseniz herkese eşit dağıtılması halinde her emekliye ayda 3 ile 4 bin lira arasında bir zam gelir. Bu bağlamda yeni kaynak bulmak zorunda iktidar.
Emeklinin bir başka beklentisi de Aylık Bağlama Oranının değiştirilmesi. Çünkü EYT sonrası çok prim ödeyenle az prim yatıran arasındaki makas iyice kapanmıştı. ABO oranı değişmezse, emekliler arasındaki sosyal adalet de sağlanamaz, emeklilik sistemi zarar görür.
Evet, emekliler için umut ayı, beklenti ayı olacak Kasım ve Aralık. Ayrıca unutulmamalı ki sayıları 18 milyonu geçen ve neredeyse tamamı seçmen olan bu kesim an itibarıyla Türkiye’nin en kalabalık STK’sı!
DİPNOT: Karadenizin fındığını İtalyan firmasının acımasız fiyat politikasına bırakmayın! Yıl boyu büyük bir emek var fındık bahçelerinde. Sonrasında toplayıcıya ayrı para, patoz denen ayırıcıya ayrı para ödüyorlar. Kurutulurken yağmur olasılığı da Demokles’in kılıcı gibi dolaşıyor başlarının üzerinde. O yüzden taban fiyat konusunda üreticinin sesine kulak vermeli Bakanlık!
KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.