‘Güzellik kapıları açmıyor ama güzel bir enerji bütün kapıları açabilir’



Haberlerimizi Google’da Takip Edin
Gelişmelerden anında haberdar olun.
Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin
Haberin Devamı
Onunla Türkiye güzeli seçildiğinin ertesi günü buluşup ilk röportajını yapmıştık. Duru güzelliği hiç bozulmamış. Çok sade ve nazik bir şekilde ifade ediyor kendini. Aldığı oyunculuk eğitimleri sonrası hayallerinin peşinden koşuyor. Nursena Say’la başlıyoruz muhabbete...
◊ Türkiye güzeli seçildikten sonra hayatında neler değişti?
Türkiye güzeli seçildikten sonra her şey değişti diyebilirim. Bir yandan mimarlık yapıyordum, bir yandan da sunuculuk, reklam, film teklifleri geliyordu. Bunları daha iyi değerlendirmek adına oyunculuk eğitimine başladım. O dünyaya girdikçe oyunculuğun psikolojik yanlarını ve kendimi tanımanın ne kadar şahane bir şey olduğunu fark edip oyunculuğu çok sevdiğimi anladım. Londra’ya gidip orada da eğitimler aldım ve buraya geri döndüğümde artık bir şeyleri yapabileceğimin özgüvenini hissedip menajerimle çalışmaya başladım.
Haberin Devamı
◊ Bu arada bir de Miss World’e katılmadın mı?
Evet, yarışmadan iki yıl sonra Hindistan’da Miss World’e katıldım. Azra Akın’dan sonra dereceye giren ilk isim oldum.
◊ Kaçıncı oldun?
Orada yarı finale kalan ilk isim diyebiliriz, 130 ülke arasında ilk 40’a giriyorsun. Sonra içinde küçük küçük yarışmalar oluyor. Sosyal sorumluluk yarışması, top model yarışması, sportif yarışmalar...
Bir ay boyunca ‘Survivor’ gibi bir ortam oluyor. Ve insanların bildiğinin aksine herkes bir sosyal sorumluluk projesiyle oraya gidiyor. Derece alan kıza Miss World bir yıl boyunca fon yardımı yaparak projesinin büyümesine destek oluyor. O zamanlar ülkemizde depremler yaşanmıştı, bir mimar olarak 7-8 farklı şehirde projeler geliştirmiştim. Hatay’daysa ahşap konteyner projesi ‘Yuva Project’ yaptım ve onu geliştirdim.
◊ Senden sonra yarı finale kalan oldu mu?
Evet, ben biraz şunu göstermiş oldum; bunu da araştırma yaparak öğrendim, bu sadece bir güzellik yarışması değil, sosyal sorumluluk projesi. Projen ne kadar iyi olursa o kadar yükselme şansın oluyor.
◊ Bir de bu arada evlendin...
Evet. Daha iki ay oldu. Ve evlendiğimin bile farkına varamadım aslında, nedenini anlatayım mı?
◊ Tabii...
Haberin Devamı
İki haftalık bir balayı programımız vardı. Tam balayı öncesi ‘Gönül Dağı’ için yönetmen görüşmesine gittim. Doktor Ahsen rolüydü. Doktor kıyafeti buldum, ona göre giyindim. Makyajım, saçım, tavrım... O karakter olarak gittim. Çıkınca çok iyi enerji aldığım için eşime “Bence beni çağıracaklar, öyle hissediyorum” dedim. Balayına gittiğimizde de menajerimden güzel haber geldi. Uzun zamandır hayalini kurduğum bir başlangıçtı. Eşim de heyecanımı paylaşınca balayı planımı biraz kısa tutup döndüm. Hayat bazen güzel başlangıçları aynı döneme sığdırıyor. Birlikte yaptığımız bir tatil planı vardı elbette ama eşim oyunculuğu ne kadar istediğimi biliyordu. “Senin mutluluğun, başarın benimde mutluluğum” diyerek bana çok destek oldu. Biz birbirimizin hayallerini hep önemsiyoruz. Geçen yıl o da yüksek lisans için Londra’ya gittiğinde ben yanında oldum. Birbirimizin gelişimini ve mutluluğunu paylaşabilmek ilişkimizin en sevdiğim taraflarından biri.
Haberin Devamı
◊ Eşin Fatih (Kaynarca) Bey’in mesleği ne?
Avukat, finansla da uğraşıyor. O da çalışmayı çok seviyor. Biz zaten çok uzun süredir birlikteyiz. Aslında senin yanına dört yıl önce geldiğimde de birlikteydik.

‘Hâlâ sevgili gibiyiz’
◊ Bana neden ilk röportajımızda “Sevgilim yok” dedin?
Hayır; “Özel hayatımla ilgili çok konuşmak istemiyorum” dedim. Çünkü o zamanlar hem çok yeniydi hem de ilişkimi göz önünde yaşayan biri olmadım, olmayacağım. Bu o zamanlar ortak kararımızdı.
◊ Şimdi dizi çekimleri için Eskişehir’desin. Uzak mesafelerin aşka nasıl bir etkisi oluyor?
Çok güzel çünkü her buluşmamız ayrı bir önem taşıyor, şu anda hâlâ ‘date’ yapıyor gibiyiz. Güzel bir restoranda şık bir şeyler giyip, oturup hayatımızda o hafta neler oldu onları konuşuyoruz. Hâlâ sevgili gibiyiz aslında. Eğer ilişkinizin temeli sağlamsa uzun mesafe ilişkisi hiç problem değil diye düşünüyorum.
Haberin Devamı
‘İzleyeni de şaşırtacak roller istiyorum’
◊ İsminin önüne dört senedir ‘Türkiye güzeli’ sıfatı ekleniyor. Bu şahane bir şey tabii ama oyunculuk gibi bir mesleği seçtiğinde artısı kadar ‘Güzel olduğu için burada’ gibi algıların eksilerini de yaşadığın oldu mu?
Eksileri vardı, yaşadım ama bunun üstesinden geldiğimi düşünüyorum. Bana zaten söylenen en önemli öğüt, yarışmadan hemen sonra eğitim almadan, kendimi tanımadan, ne istediğimi bilmeden bu sektöre atılmamam gerektiğiydi. Dört yıldır oyunculuk eğitimi alıyorum ve hâlâ almaya devam ediyorum. Uzun bir süre de audition (oyunculuk seçmesi) vermek ve sektöre atılmak için acele etmedim. Çünkü “Güzel kız yarışmadan geldi ve ona bütün kapılar açılıyor” gibi bir algı olsa da aslında tam tersi bir önyargıyla başlıyorum, yani 1-0 geride başlıyorum gibi hissediyorum. O algıyı kırmak, onun üstüne bir şeyler yapmak zorundayım. Oyunculuğun temeli de kırılmak ve aslında maskelerinden kurtulmak olduğu için şu anda doğru yerde olduğumu düşünüyorum.
Haberin Devamı
◊ Bu ilk işin. Sete gittin ve ‘Kamera’ dediler. Korktun mu?
İlk gün korkmaktan ziyade heyecanlandım. Oyunculuğu çok sevdim. Şimdi her sahne çekildiğinde rüyada gibi hissediyorum. Uzun zamandır istediğim şeyi yapıyorum. Bir yandan da çok uzun zamandır bu mesleği yapıyormuş gibi hissediyorum.
◊ Karakterin doktor Ahsen’i nasıl anlatırsın?
Çok merhametli, melek gibi kalbi olan bir karakter. Doktorluğun verdiği o güçle değil, insan yanıyla da yardım ediyor. Yanına gelen hasta teyzelerle öyle bir iletişim kuruyorki ona saygıdan daha çok sevgi duyuyorlar. Şimdi oyuncu koçu Esin Doğan’la çalışıyorum. İlk önce doktorluğun getirdiği şeyler, sonra yeni bir kasabaya yerleşmek... Karakterin inşasını birlikte gerçekleştiriyoruz.
◊ Bundan sonrası için hayallerin neler?
Tek tip rollerde oynamak yerine, ters köşe rollerde oynamak beni daha çok motive edecek. İzleyeni de şaşırtacak roller istiyorum. Spesifik yorum yapmam gerekirse deli, çılgın karakterler oynamak hayalim.

‘En büyük korkum yanlış anlaşılmak’
◊ Mersin’de doğup büyüyorsun. Anne-baban eğitimci, anaokulları varmış. Sonra Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nü kazanmışsın. Yarışma ve oyunculuk hayatına girdi. Ünlü olmayı mı istiyordun?
Mimar olmayı gerçekten istiyordum. Bir şeyler üretmeyi, kafamdakileri somut bir şeye dönüştürmeyi seviyorum. Çok yakın zamana kadar da mimarlık yaptım, bundan para kazandım. Mimarlık okurken bir ajansa kayıtlıydım, görüşmelere gidiyordum. Bir yandan o dünya beni çekiyordu. Ama okurken mimarlığa odaklanmam gerekiyordu. Ne zaman ki okulu bitirdim ‘Şimdi istediğim başka şeylere yönelme vakti’ dedim.
◊ Mimarlıkla oyunculuk arasında bir bağ var mı sence?
Çok fazla olduğunu düşünüyorum. Mimarlıkta da bir tasarım yaparken her zaman daha iyisi olabilir. Daha farklı ele alabilirsin. Oyunculukta da aynı şekilde. Oyunculuğun bir sürü metotları, metot dışında bir sürü o duyguya gitme yolları var. İkisinde de sana özgü ve biricik bir şey üretiyorsun. Ve ürettiğin şey seni yansıtıyor, senden bir parça oluyor. Aynı Ahsen karakteri gibi, o da benim bebeğim ve ben onu büyütüyorum. Her bölümde, yeni senaryoyla büyüyecek ve gelişecek.
◊ “Oyunculuk eşittir ...” Noktaları nasıl doldurursun?
Oyunculuk içe yönelmekle alakalı bir şey. Özellikle karaktere çalışırken hep içerilerde bir şeyi arıyorsun.
◊ Bu mesleğe dair en büyük korkun ne?
En büyük korkum yanlış anlaşılmak olabilir. Bir linç kültürünün içindeyiz. Sosyal medyada doğru-yanlış birçok bilgi var. Yapmak istemediğim veya söylemek istemediğim bir şeyin dönüştürülüp başka bir şekilde gösterilmesi beni korkutabilir.

‘Bir şeyleri başardıkça daha güzel hissediyorum’
◊ Seni tanımayan birine kendini nasıl anlatırsın?
Öncelikle çok duygusal olduğumu söylerdim. Duygularımı asla saklayabilen biri değilim. Onun dışında sevgi doluyum. Hayatımda bir kere gördüğüm biriyle hemen kalpten bir bağ kurabiliyorum. Ve anaç biriyim.
◊ Hayatı güzel biri olarak yaşamanın negatif yanları oldu mu?
Güzelliği son zamanlarda his olarak daha çok yaşıyorum diyebilirim. Bana ‘Miss Turkey seçildiğin zaman mı şimdi mi daha güzel hissediyorsun’ desen kesinlikle şu an daha güzel hissediyorum. Daha güzel olduğum için değil bu, sanırım özgüvenimle alakalı. Bir şeyleri başardıkça, daha fazla öğrenip deneyimledikçe daha güzel hissediyorum. Özgüven güzellikten daha önemli. Güzellik kapıları açmıyor ama güzel bir enerji bütün kapıları açabilir. Yarışma sonrası daha ürkek, kendinin, potansiyelinin farkında olmayan bir kız varmış. Gerçi o zamanlar da aynanın karşısına geçip ‘Türkiye’nin en güzel kızıyım’ demiyordum. Ben yarışmaya katılmış insanlar arasından şansı yaver gitmiş ve derece almış biriyim.
◊ Peki, güzellik tanımın ne?
Benim güzel dediğim insanların ortak yönü, güzel kalpli ve samimi olmaları. Çok klişe olacak ama içinin güzelliği dışına yansıyor ifadesine çok inanıyorum. İyi niyetli olup kendine inanan ve o özgüvenini, enerjisini güzel yansıtan insanların gerçekten güzel olduğunu düşünüyorum.
◊ Sende estetik yok, 28 yaşındasın ve senin yaş grubunda ekranda olup estetik yaptıranlara ne diyorsun?
Stratejik cevap vermem gerekirse herkes istediğini yaptırsın. Bizim televizyonda gördüğümüz şeyler aslında gerçek hayatın bir yansıması. Gerçek hayatta estetikli biri varsa evet, oyuncu olarak da estetikli bir karakter olabilir. Burada hemfikiriz. Ama ben yüzüne çok işlem yaptırmamış, güldüğünde göz yanları kırışan oyuncuları izlemeyi seviyorum.
KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.