וואלהבכירים במפלגתו של קנצלר גרמניה הביעו בו תמיכה על רקע הלחץ להתפטרESPNTransfer rumors, news: Barça, Madrid believe Haaland could leave Man City next summerThe Jerusalem PostIDF arrests Iran's Press TV journalist in West Bank, hands her to police, source confirms to 'Post'UN NewsThe world comes to New York: What’s at stake at UN General Assembly high-level weekRTP DesportoOpen de Portugal promovido à primeira divisão do golfe europeuBollywood HungamaAmit Sadh’s Pratap to release in theatres on November 20, 2026; FIRST look unveiledPunchPublic appointments should be based on competence – PRP chieftainInquirerEjercito vows to ensure funding for major railway projectsDigital SpyEmmerdale's Joe Tate to face new revenge plan after Ruby burialVilaWebEl Partit Demòcrata Europeu recorda a Llarena que ha d’aplicar la llei europea i amnistiar PuigdemontBBC NewsCarney's new love-in with EU has everything to do with TrumpGolem.deElon Musk fordert: Unternehmen sollen ihre KI-Systeme gegenseitig prüfen
The Daily Newsstand · Free, Always
Wednesday, September 16, 2026

Dünyanın gözü şimdi burada: Savaşın yeni kilit noktası! ‘Bu hamleyle çok büyük bir kriz ortaya çıkar’

Translate

ABD-İran savaşın seyri açısından kritik öneme sahip yeni bir noktada dikkat çeken gelişmeler yaşanıyor. Bölgedeki hareketlilik, perde arkasında daha büyük bir hesabın yürütüldüğü yorumlarını beraberinde getirdi. Dr. Serhan Afacan’ın işaret ettiği ihtimal ise yalnızca bölgeyi değil, savaşın gidişatını da değiştirebilir.

Haberlerimizi Google’da Takip Edin

Gelişmelerden anında haberdar olun.

Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin

Haberin Devamı

Savaşın başından bu yana gözler İran’ın en önemli kozlarından biri olan Hürmüz Boğazı’ndaydı. Şimdi ise dikkatler, başka bir stratejik geçit olan Babülmendep Boğazı’na çevrilmiş durumda.

Kızıldeniz’i Aden Körfezi ve Hint Okyanusu’na bağlayan bu dar geçit, Süveyş Kanalı üzerinden Asya ile Avrupa arasındaki en önemli ekonomik bağlantılardan biri. Bu nedenle boğaz çevresinde yaşanan her gelişme, yalnızca bölgesel güvenlik açısından değil, küresel ticaret açısından da yakından takip ediliyor. Son günlerde Yemen’in Kızıldeniz kıyısında yaşanan hareketlilik ise bu kritik geçidi yeniden gündemin merkezine taşıdı.

Husi güçlerinin hızlı bir taarruz başlatarak Babülmendep Boğazı’na doğrudan bakan yeni bölgeleri ele geçirdiği bildirildi. Husi güçlerinin daha sonra boğazın ortasında bulunan ve ‘Perim’ olarak da bilinen Mayyun Adası’na geçtiği yönündeki haberler ise endişeleri daha da artırdı.

Ancak mesele yalnızca Husilerin sahadaki ilerleyişinden ibaret değil. Babülmendep’te yaşananlar, bölgedeki güç dengelerini aşan çok daha büyük bir hesabın kapısını aralıyor. Peki, İran bu durumdan nasıl bir çıkar sağlıyor?

Dünyanın gözü şimdi burada: Savaşın yeni kilit noktası ‘Bu hamleyle çok büyük bir kriz ortaya çıkar’


‘Perim’ olarak da bilinen Mayyun Adası
“İRAN’IN BABÜLMENDEP ÜZERİNDEN BASKI KURMAK İSTEDİĞİ YORUMLARI MANTIKSIZ DEĞİL”
Tüm bu gelişmelerin ardından İran’ın Babülmendep Boğazı üzerinden yeni bir baskı alanı oluşturmaya çalışıp çalışmadığı da tartışmaların başında geliyor. İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) Başkanı Dr. Serhan Afacan, gelişmelerin Tahran’ın bölgesel hesaplarıyla bağlantılı olabileceğine dikkat çekti.

Afacan, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerinden baskı kurma kapasitesinin son dönemde ABD yaptırımları ve ekonomik baskılar nedeniyle sınırlı kaldığına yönelik değerlendirmelerin bulunduğunu belirterek, Babülmendep’in bu açıdan İran için başka bir koz olarak görülebileceğini söyledi. Uzman isim şu yorumlarda bulundu:

-- İran, Hürmüz’de bir baskı uygulamaya çalışıyor ancak son dönemlerde ABD’nin ekonomik yaptırımları ve ablukası nedeniyle buna karşılık vermemeye çalıştı. Dolayısıyla İran’ın diğer kozunu uyguladığı, bunun da Babülmendep olduğu yönünde yorumlar yapıldı. İki tarafı da kapatarak uluslararası ticaret üzerinden maliyetleri artırmak ve böylece kurmak istediği baskıyı etkili bir şekilde uygulamak... Mesele bu. Bundan dolayı İran’a bir gönderme yapılıyor.

-- Zaten İranlı yetkililer de bunu söylüyorlar. İran’ın lideri Mücteba Hamaney bile üst üste mesajlar yayınlamış ve ‘Biz başka alanlara da savaşı taşırız’ demişti. Bunun Lübnan olmadığı herkes tarafından biliniyor. İran, Lübnan’da şu anda böyle bir şey yapamaz; orada zaten büyük bir baskı var. Herkesin aklındaki yer Babülmendep ve Husilerdi. 10 Eylül’den itibaren Husilerin Babülmendep üzerinde hâkimiyet kurmaya başlaması da haliyle böyle bir senkronizasyon olduğu düşüncesini güçlendirdi. Dolayısıyla bunun arkasında İran’ın olduğu düşüncesi bence çok mantıksız değil. Ancak ben bunun her şeyi açıkladığı kanaatinde de değilim.

Dünyanın gözü şimdi burada: Savaşın yeni kilit noktası ‘Bu hamleyle çok büyük bir kriz ortaya çıkar’

“HUSİLER SADECE İRAN’IN TALİMATIYLA HAREKET ETMİYOR”

Husilerin son dönemde sahada elde ettiği ilerlemenin ne ölçüde İran’ın yönlendirmesiyle gerçekleştiği ise ayrı bir tartışma konusu.

Dr. Serhan Afacan, İran’ın Husilere destek verdiğinin inkâr edilemeyeceğini ancak grubun kendi siyasi ve askerî hedeflerinin de bulunduğunu vurguladı. Afacan, Husilerin uzun süredir Yemen’deki konumlarını güçlendirmeye çalıştığını belirterek, bu oluşumun Tahran’dan gelecek talimatlarla hareket eden bir yapı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti:

“Çünkü Husiler çok daha etkili bir şekilde savaşıyorlar. Hatta uzun süredir durum böyle. Özellikle Suudi Arabistan, Yemen’deki meşru hükümeti etkili bir şekilde desteklemeye çalışıyor. 2022’de bir ateşkes bile yapmışlardı. Bu ateşkes ağır aksak şekilde devam etti ve zaman zaman da bozuldu. Şimdi ise en şiddetli çatışmaları yeniden görüyoruz. Husiler aslında çok uzun süredir buna hazırlanıyorlardı. Ancak bu yapının İran’dan yardım almadıklarını da kesinlikle söylemiyorum. Mutlaka yardım alıyorlardır; bunu zaten kendileri de söylüyorlar.”

Haberin Devamı

Ancak bu yapının İran’ın çıkarları doğrultusunda hareket etmediğini söyleyen Afacan, “Yani süreç şöyle işlemiyor: Tahran’dan birileri Husilere ‘Harekete geçin’ diyor ve onlar da harekete geçiyor. Böyle bir şey yok. Husiler zaten Yemen’deki mevzilerini güçlendirmeye çalışıyorlar. Mümkünse ülkenin tamamını ele geçirip Yemen’deki yegâne siyasi otorite olarak kendilerini konumlandırmak istiyorlar. Bu anlamda kendi ajandalarını takip ettikleri kanaatindeyim” ifadelerini kullandı.

Haberin Devamı

İRAN-HUSİ HATTI NASIL OLUŞTU?

İran, 1979’daki devrimin ardından Orta Doğu’daki nüfuzunu artırmak için bölgedeki silahlı gruplarla ilişkilerini güçlendirdi. Devrim Muhafızları ve özellikle Kudüs Gücü üzerinden yürütülen bu stratejide Lübnan’daki Hizbullah, Irak ve Suriye’deki silahlı gruplar ve Yemen’deki Husiler önemli aktörler haline geldi.

Husi hareketinin kökleri Yemen’in kuzeyindeki Zeydi Şii hareketine uzanıyor. 1980’lerin sonları ve 1990’larda şekillenen yapı, yıllar içinde merkezi hükümetle çatışan silahlı bir gruba dönüştü. Husiler 2014’te başkent Sana’yı ele geçirince Yemen’deki kriz bölgesel bir savaşa dönüştü ve Suudi Arabistan öncülüğünde askerî müdahale başladı. İran Husileri doğrudan kurmadı ancak sağladığı silah, füze teknolojisi, insansız hava araçları, eğitim ve teknik destek grubun askerî kapasitesinin büyümesine katkı sağladı.

SUUDİ ARABİSTAN YARA ALDIKÇA MEKKE ANLAŞMASI GÜNDEME GELİYOR! TÜRKİYE VE PAKİSTAN NELER YAPABİLİR?

Husilerin son ilerleyişinin kalıcı hale gelip gelmeyeceği ve bölgedeki güçlerin buna nasıl karşılık vereceği de kritik bir soru olarak öne çıkıyor. Suudi Arabistan’ın desteklediği Yemen hükümeti, Türkiye ve Pakistan’ın açıklamaları ile bölgedeki diğer aktörlerin tutumu, bundan sonraki sürecin şekillenmesinde belirleyici olabilir.

Dr. Serhan Afacan ise mevcut şartlarda Husileri Yemen’den tamamen çıkaracak kapsamlı bir askerî operasyonun kolay görünmediğini belirtti. Ona göre kısa vadede asıl hedef, Husilerin daha fazla ilerlemesinin önüne geçmek olabilir:

“Bugünlerde herkesin merak ettiği soru bu: Husiler Yemen’de tam bir siyasi otorite olabilir mi? Bu kapsamda ‘Pakistan ve Türkiye ne yapacak?’ sorusu da gündeme geliyor. Çünkü Suudi Arabistan’ın petrol hattına saldırılar düzenleniyor ve Mekke Anlaşması gündeme geliyor. Pakistan zaten sert eleştirilerde bulundu, Türkiye de Husileri kınadı. Ancak günün sonunda sahada alınacak aksiyon, sürecin nereye gideceğini belirleyecek. Benim kanaatim şu: Husileri şu an itibarıyla Yemen’den söküp atacak herhangi bir güçlü askerî iradenin oluşacağı kanaatinde değilim. Bunun imkânsız olduğunu söylemiyorum ancak böyle bir iradenin oluşacağını düşünmüyorum. Çünkü bu, çok ciddi ve maliyetli bir operasyon gerektirir. Dolayısıyla burada en iyi ihtimal, Husileri mevcut haliyle durdurmak ve daha fazla ilerlemelerinin önüne geçmek olacaktır.”

Dünyanın gözü şimdi burada: Savaşın yeni kilit noktası ‘Bu hamleyle çok büyük bir kriz ortaya çıkar’

BOĞAZ KAPANIRSA NE OLUR?

Husilerin boğazdaki deniz trafiğini tehdit edebilecek kapasiteye ulaşması, küresel ticaret ve tedarik zincirlerinde yeni bir kriz yaratabilir mi?

Dr. Serhan Afacan, Babülmendep’te yaşanabilecek bir krizin sonuçlarının Hürmüz Boğazı kadar kritik olabileceğine dikkat çekti. Afacan, uluslararası ticaretin önemli bir bölümünün Hint Okyanusu’ndan Kızıldeniz’e, buradan da Süveyş Kanalı üzerinden Akdeniz’e ulaştığını belirterek, “Babülmendep’ten geçen ürün ve ticaret hacminin daha fazla olduğu düşünüldüğünde, eğer boğaz kapanırsa böyle bir hamleyle çok büyük kriz ortaya çıkar. Bunun alternatifi, Afrika’nın güneyinden dolaşmak olur. Bu da bölgeyi oldukça kritik bir noktaya taşır” dedi.

Süveyş Kanalı’nda 2021 yılında bir konteyner gemisinin kanalı günlerce kapatmasını da hatırlatan Afacan, “Süveyş Kanalı’nda bir gemi çapraz şekilde kalarak kanalı kapatmıştı. Zor bir operasyonun ardından gemi normal seyrine döndürüldü. O olayda bile ortaya çıkan maliyetlerin milyarlarca doları bulduğu konuşuluyordu. Dolayısıyla Babülmendep’in şu anda çok büyük bir çarpan etkisi var” ifadelerini kullandı.

Afacan, Babülmendep’teki gelişmeler açısından Mısır’ın tutumunun da yakından izlenmesi gerektiğini belirterek, “Burada asıl gözlerin çevrilmesi gereken yer Mısır. Çünkü Mısır, doğal olarak bu süreçten çok etkileniyor. Ancak şu ana kadar çok yüksek perdeden bu konuya girmediler. Onlar da Amerikan perspektifini biraz daha paylaşıyor gibiler. Yani doğrudan ortalığı karıştırmayalım düşüncesindeler” değerlendirmesinde bulundu.

Dünyanın gözü şimdi burada: Savaşın yeni kilit noktası ‘Bu hamleyle çok büyük bir kriz ortaya çıkar’

ŞİMDİLİK GEÇİŞ SÜRÜYOR

Şu aşamada Babülmendep Boğazı tamamen kapanmış değil. Ticari gemiler geçişlerini sürdürüyor. Ancak asıl mesele, boğazın bugün kapalı olup olmamasından çok, Husilerin buradaki deniz trafiğini gerektiğinde tehdit edebilecek bir kapasiteye ulaşıp ulaşmadığı.

Çünkü Husiler bugün yalnızca Yemen’deki iç savaşın taraflarından biri değil. İsrail’e yönelik saldırılar düzenleyebilen, Suudi Arabistan’ı tehdit edebilen ve dünyanın en önemli ticaret güzergâhlarından birinin güvenliğini etkileyebilen bölgesel bir aktör konumunda. Bu nedenle Babülmendep Boğazı’ndaki gelişmeler, Yemen sınırlarını çoktan aşmış durumda. Önümüzdeki dönemde boğaz çevresindeki kontrolün kimde olacağı kadar, burada oluşacak güvenlik riski de kritik önem taşıyor.

View the original on Hürriyet

KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.