Genç duyarlığı

Toplumca gösterilen eylemlerde duyarlıklı gençlerin sayısı yüksektir. Cumhuriyet tarihimizde bunun özgüvenli, canını ortaya koyan örnekleri bugün bile anılmaktadır. O nedenle gençlere “delikanlı” da deniyor.
Aralarında bağlantılar kurarak bizi yeneceklerini uman devletleri dize getiren Mustafa Kemal, 10’uncu yıl Nutuk’unda erdemine inandığı gençlere şöyle sesleniyor:
“Bugün ulaştığımız sonuç, yüzyıllardan beri çekilen ulusal yıkımların yarattığı uyanıklığın ve sevgili yurdun her köşesini sulayan kanların bedelidir. Bu sonucu Türk gençliğine emanet ediyorum.”
VİCTOR HUGO
Dünya edebiyatının önemli bir yazarı olan Victor Hugo, “Boaz Uykuda” başlıklı şiirinde, “Genç olsam neyse, çünkü insan genç oldu mu,/ Geceden sıyrılan gün zaferle doludur” der.
Bizim gençlerimiz de tarihte bu zaferin yaratıcısı olarak anılmaktadır. Bilinçli genç, önüne serilen olanakları kavrayıp eyleme dönüştüren gerçeği kavramıştır. Bu gücünden yararlanarak kendini geliştirme yolunda çabalıyor.
İzmir Büyükşehir Belediyesi Kültürpark’ta Edebiyat Şöleni düzenledi. Bilinçli genler, şöleni izliyerek kendini kitaplar arasına atar, kendini yazarların, onların yazdığı kitapların arasında bulur. Victor Hugo’nun “zaferle dolu” dediği gençlerin tanımıdır bu.
Victor Hugo’nun “zaferle dolu” dediği genç, kendini sergilenen kitaplar arasında bulur. O soydan olan bugünün gençleri, birkaç gün kitaplar arasında gezinirse okuyacağı kitapları orada bulacaktır.
ANLARIN DEĞERİ
Zaferle dolu genç yetişip çalışma alanına çıkınca ayrı bir özellik taşır. Başımdan geçen şu küçük öyküyü anlatırsam olayı size de anlatmış olurum.
Belli bir yaşa gelenler gözlük olmadan okuyamıyor. Onlardan biri de benim.
Bu yazıyı okurken gözünüzün önüne her sorunun çözülebileceği bir çalışma ortamı getirin. Ortalarda yaşları otuzu geçmeyen kadın ya da erkek görevlilerin fişek gibi oradan oraya koşuştuğunu göreceksiniz. Sergilenen gözleri izleyenler, alacağına karar vermiştir. Ben de seçtiğim gözlüğü önceden tanıdığım bir kişiye gösterecektim. Benim önceden tanıdığım genç Evren Coşkun yerinde yoktu.
Bekleyecektim. Yarım saat sonra saniye saniyesine gelip işinin başına oturdu. Bu işyerinin neden anında insanla dolduğunu anladım. İçimde Atatürk’ün “Bizce zaman ölçüsü geçmiş yüzyılların gevşetici anlayışına göre değil, yüzyılımızın hız ve hareket kavramına göre düşünülmelidir” sözü yankılandı.
KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.