Hürmüz’den Kızıldeniz-Akdeniz’e kelebek etkisi

ABD’nin İsrail destekçiliğiyle başlattığı İran savaşının etkileri, Körfez’le birlikte Yemen’i de içine almış durumda. Küresel enerji ve ulaşımın can damarlarından Hürmüz’deki kilitlenmeye şimdi de Yemen’in Kızıldeniz’e uzanan stratejik Babülmendep Boğazı eklendi. Diyebilirsiniz ki gelişmeler kaygı verici ama Türkiye’yi doğrudan etkilemez. Ama öyle değil. Çatışmanın genişleme riski var, deniz nakliyatındaki sıkışmanın enerjiden gıdaya küresel fiyatları daha da fırlatması olası. Ve en önemli noktalardan biri de Türkiye’nin, Suudi Arabistan ve Pakistan ile geçen ay imzaladığı Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın bu kriz ortamında nasıl ele alınacağı.
Ortadoğu-Afrika hattında stratejik konumdaki Yemen uzun yıllardır vekil güçler üzerinden küresel kapışma sahalarından. Hatta Körfez’in Sünni monarşileri Suudi Arabistan ile BAE arasında da yer yer gerilim başlığı. Şii nüfusu da bulunan Suudi Arabistan komşusu Yemen’deki Sünni yönetime başlıca destek veren ülkelerden. İran ise Yemen’de başkent Sanaa da aralarında olmak üzere geniş bir bölgede etkin olan Şii kollarından Husilerle yakın. Tahran, ABD’nin baskısı arttıkça Lübnan, Suriye ve Irak’ta kaybettiği etkinliğinin odağına Husileri koymuş durumda. Son dönemde Suudi destekli Yemen hükümetiyle Husiler arasında ateş hattı derinleşti. Husiler Kızıldeniz’e uzanan boğazda bazı kısımları kapattı. Geçen hafta Irak’tan henüz bilinmeyen birileri tarafından Suudi Arabistan’daki enerji tesisine İHA’lı saldırıyla bölge daha da gerildi. Peki Suudi Arabistan yeni saldırılara uğrarsa, Mekke Anlaşması’na işaretle Türkiye’ye “Hadi gel savunmama yardım et” çağrısı yaparsa ne olur? Soru zorlu, yanıtı da. Mekke Anlaşması’nın içeriğine yönelik bilinmezlikler bunun nedenlerinden. Bir de vuran ve vurduranın kim olduğuna ilişkin spekülasyon, provokasyon ortamının toz dumanlığını da hesaba katmak gerek.
‘GOP’ HORTLAĞI...
“Büyük ya da Genişletilmiş Ortadoğu (GOP) projelerinin” tümüyle rafa kaldırıldığına inanmak zor. Bölgede emperyalist çıkarlarla dini, etnik, mezhepsel ayrımlar üzerinden kışkırtmalar sürüp gidiyor. İttifak oluşumları kuşkusuz önemli, hatta kimi krize karşı önleyici. Ama önü arkası bilinmezlikler içeren, krizlerin göbeğindeki alanlara uzayacak, ülkeyi ateş hattına atacak olanlara karşı dikkatli yol haritası da şart. Nükleer güç Pakistan‘dan, Suudi Arabistan’a şimdilik askeri olmasa da destek mesajlarının daha ağır bir saldırı halinde nasıl bir evreye çevrileceği ve bunun Türkiye’nin tutumuna ilişkin beklentisinin nasıl olacağı kritik dönemeç.
Kriz çemberini öngörerek Türkiye’nin, bir an önce bu anlaşmanın diplomasi ve barış hedefiyle bölgesel kapsayıcılığını genişletmesi iyi bir adım olabilir. Örneğin Mısır, Libya, örneğin diğer Körfez ülkeleri, İran’ın da katılacağı bir oluşum gibi. Böylelikle bölgesel birlikle emperyalist kışkırtmalara set çekilmiş, İsrail’e karşı güçlü bir mesaj da verilmiş olacaktır. Anlaşma genişlemesin diyen cephenin niyetini tartışmak gerekir.
Küresel kelebek etkisi küçümsenmemeli. Hürmüz, Kızıldeniz, Akdeniz, Karadeniz hepsi bir şekilde birbiriyle bağlantılı ve Türkiye tüm bu zorlu çatışma hattı denkleminin içinde. Ülkemizde siyasetten ekonomiye ağır sorunlar, demokratik laik hukuk devleti ilkesinde aşınmalar ise kırılganlık yaratır halde. Oysa güçlü kalmanın anahtarı bu ilkeleri uygulanır hale getirmek, ulusal çıkarları korurken toplumsal kutuplaşmaya geçit vermeden millet iradesine, muhalefete saygı duymak. Baskıyı, “Ben yaptım oldu”yu değil, katılımcı demokrasi sınavını vermek.
Sonu gelmeyen çatışmalar, otokrasiye el veren liderler derken havada I. ve II. dünya savaşlarına bir yenisi mi geliyor sorusunun ağırlığı var. Trumpizmin etkisiyle birlikte AB lokomotifi Almanya, Fransa’da aşırı sağ yükselişi Avrupa’da alarm veriyor. Savunma ve askeri harcamalarda ülkelerin freni boşalmış halde.
İnsan yine kendini ayağından vuruyor. Dünya kaynakları insan eliyle derin yıkım yaşarken insan yarattığı yapay zekâyı da zıvanadan çıkaracak, kendi sonunu hazırlamaya davet eder bir kontrolsüzlükte ilerliyor. Açgözlülük mü, hırs mı, öngörüsüzlük, yetinmeyi bilmeyen insan doğası mı nedeni ne dersiniz...
KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.