İzmir’in de bir Marmaray’a ihtiyacı var

Hatta bana göre Cumhuriyet tarihinin en önemli ulaşım yatırımlarından biri.
Çünkü Marmaray yalnızca İstanbul’un iki yakasını birbirine bağlamadı.
İstanbulluların günlük hayatını değiştirdi.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın açıkladığı son rakamlar da bunu gösteriyor.
29 Ekim 2013’te hizmete giren Marmaray, 13 yılda tam 1.6 milyar yolcu taşıdı. 76.6 kilometrelik hat, 43 istasyon...
Sadece bu yılın ilk 10 ayında yaklaşık 181 milyon yolcu...
6 Ekim’de ise 762 bin 870 yolcuyla günlük rekor kırıldı.
Rakamlar gerçekten etkileyici.
İstanbul’un Marmaray’ını düşünürken aklıma hep İzmir Körfez Geçişi Projesi geliyor.
Yıllardır konuşulan ama bir türlü hayata geçirilemeyen proje.
İzmir artık eski İzmir değil.
Nüfusu büyüdü, yerleşim alanları genişledi, araç sayısı arttı.
Haberin Devamı
Bir zamanlar yalnızca belirli saatlerde yaşanan trafik sıkışıklığı, artık günlük hayatın önemli sorunlarından biri.
Oysa körfezin iki yakasını doğrudan birbirine bağlayan bir geçiş, İzmir’in ulaşım alışkanlıklarını değiştirebilir.
Sadece mesafeleri değil, yolculuk sürelerini de kısaltabilir.
Üstelik merkezdeki trafik yükünün bir bölümünü başka bir güzergâha taşıyabilir.
Ben İzmir Körfez Geçişi’ni bu nedenle önemsiyorum.
Bir köprü ya da tünelden daha fazlası olarak görüyorum.
KENTİN SİLUETİNE YENİ BİR İMZA LAZIM
Bir başka konu da estetik.
Dünyanın pek çok kentinde büyük ulaşım yatırımları zamanla o şehirlerin simgelerine dönüşüyor.
San Francisco’nun Golden Gate Köprüsü’nü düşünün.
Ya da İstanbul’un Boğaz köprülerini...
Başlangıçta ulaşım ihtiyacını karşılamak için yapılan bu eserler, zaman içinde şehirlerin kimliğinin bir parçası oldu.
İzmir de doğru tasarlanmış bir körfez geçişiyle benzer bir kazanım elde edebilir.
Elbette körfezin doğal yapısını, ekosistemini, kuşların yaşam alanlarını ve kentin siluetini koruyan bir projeden söz ediyorum.
İzmirliler Marmaray’a benzer bir projeyi uzun yıllardır bekliyor.

Haberin Devamı
ANKARA İLE İZMİR AYNI MASADA
İZMİR Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ile görüşmesi de önemli.
Çünkü İzmir’in büyük altyapı yatırımlarını yalnızca belediyenin imkânlarıyla gerçekleştirmesi kolay değil.
Merkezi yönetimin desteği gerekiyor.
Bana göre İzmir’in geleceği söz konusu olduğunda siyasi farklılıkların ikinci planda kalması gerekiyor.
İzmir’in ihtiyacı olan şey, ortak akıl ve ortak yatırım iradesi.
Elbette projenin maliyeti, finansman modeli, çevresel etkileri ve ulaşım sistemine entegrasyonu bütün ayrıntılarıyla tartışılmalı.
Ama bu tartışma, projeyi sürekli ertelemenin gerekçesi haline gelmemeli.
Haberin Devamı

Abdulkadir Uraloğlu - Cemil Tugay
BİR TELİF HATASI SİNEMA TARİHİNİ NASIL DEĞİŞTİRDİ
EsquIre dergisinde ilginç bir sinema hikâyesi okudum.
Yıl 1968.
Yönetmen George A. Romero, düşük bütçeli bir korku filmi çekiyor.
Night of the Living Dead (Yaşayan Ölülerin Gecesi)...
Bugün korku sinemasının klasikleri arasında gösterilen, zombi filmlerinin dilini değiştiren bir yapım.
Ancak filmin başına inanılmaz bir şey geliyor.
İlk adı Night of the Flesh-Eaters olan filmin ismi, dağıtım aşamasında değiştiriliyor.
O yılların Amerikan telif yasasına göre bu küçük hata, filmin telif korumasını kaybetmesine neden oluyor.
Film kamu malı haline geliyor.
İsteyen kopyalıyor, isteyen gösteriyor, isteyen dağıtıyor.
Haberin Devamı
Ama filmi yaratanlar emeklerinin karşılığını alamıyor.
Esquire’ın görüştüğü Gary ve Russ Streiner kardeşler, yıllarca bu sorunun peşinden koştuklarını anlatıyor.
Sonunda restorasyon ve lisanslama çalışmalarıyla bazı gelir kaynakları
yaratmayı başarıyorlar.
Türkiye’de de özellikle eski Yeşilçam filmlerinin telif hakları üzerinde daha fazla durmamız gerektiğini düşünüyorum.
Bugün eski filmler yeniden keşfediliyor, peki bu ekonomik değerden eserin gerçek sahipleri ne kadar pay alıyor?
Bence bu sorunun cevabını verebilmeliyiz.

YARGI SÜRECİNİN ÖNÜNÜ AÇMALI
SARIGÜL Ailesi hakkında yürütülen kara para aklama soruşturması, her geçen gün yeni bir boyut kazanıyor.
Haberin Devamı
Yeni gözaltılar, yeni ifadeler, yeni iddialar...
Dosya adeta bir polisiye diziye dönüşüyor.
Bu aşamadan sonra Sarıgül’ün YENİ Parti’den ayrılması da pek bir anlam ifade etmiyor.
Bence yapması gereken çok daha önemli bir şey var.
Mustafa Sarıgül, milletvekilliğinden ve dolayısıyla dokunulmazlığından vazgeçerek yargı sürecinin önünü açmalı.
Elbette herkes gibi onun da masumiyet karinesi var.
Ancak siyasette bazen hukuki sorumluluk kadar kamuoyuna karşı duyulan sorumluluk da önemlidir.
Ben zaten milletvekili dokunulmazlığının yalnızca Meclis kürsüsündeki söz ve düşüncelerle sınırlı olması gerektiğine inananlardanım.
Çünkü demokrasi, siyasetçileri yargıdan değil, düşüncelerinden dolayı yargılanmaktan korumalıdır.

Mustafa Sarıgül
SİYASETTE ASIL MESELE...
SİYASETTE bazen haklı olmak yetmez, hesap vermeye de hazır olmak gerekir. Çünkü güven, dokunulmazlığın arkasına saklanarak değil, gerektiğinde on dan vazgeçebilerek kazanılır.
KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.