PunchObi: I’ll spend holidays in Zamfara, Borno if electedESPN Deportes¿Por qué se celebra el Gran Premio de Bahréin de F1 en Malasia?InquirerTrillanes off witness list in VP trial, cites ‘pressure’ on teamESPNBrowns best Steelers on TNF to take lead in AFC NorthDaily MaverickEritrea severs diplomatic ties with Ethiopia after Addis Ababa orders closure of embassy in Asmara한겨레한국 테니스 12년 만의 금메달 도전 무산…남지성-박의성, 남자 복식 ‘은’CNN TürkALTIN FİYATLARI 2 EKİM 2026 CANLI: Bugün Gram, Çeyrek, Cumhuriyet Ne Kadar? Kapalıçarşı Altın Fiyatları Ne Durumda?SözcüAKP’li isimden eski SPK başkanına sert sözler: "Bunu bir güzel döveceksin"Daily MailGrieving Gypsy-Rose Blanchard speaks out after ex fiance's sudden death as she claims he was 'relentlessly cyberbullied' before passing and makes vow to their daughterCNN بالعربيةسوريا ترد على تدوينة عن إجراء محادثات مباشرة مع حزب الله في تركياسكاي نيوز عربيةاليمن.. القوات الحكومية تشن 20 غارة على أهداف حوثية في تعزVarietyBen Affleck’s ‘Animals’ Cast Wants Him to Run for Office: ‘Maybe They Hate Me’
The Daily Newsstand · Free, Always
Friday, October 2, 2026

33’üncü Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nin kısa filmleri iddialı

Translate

Festivaller sezonu açıldı ve bu yıl 33’üncü kez sinemaseverlerle buluşan Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali, tüm hızı ve yoğunluğuyla sürüyor. Festivali takip edenler için, ulusal uzun metraj film yarışması ve ulusal belgesel yarışmasının heyecanı dorukta olsa da ulusal kısa film yarışması da bir o kadar iddialı. Festivale bu yıl eklenen “ulusal yapay zekâ film yarışması”nı da unutmamak gerekir fakat bu yılın kısa filmleri, deyim yerindeyse “taş” gibi.

TOPLUMCU SANAT 

Birbirleriyle çok iyi anlaşan neoliberalizm ve postmodernizmin yarattığı bireycilik, bunalımcılık toplumdan kopukluk, tüm sanat disiplinleri gibi sinemayı da derinden etkilemişti. Son birkaç yıldır festivallerde yer bulan kısa filmlere bakıldığında görünen o ki yeni kuşak sinemacılar makarayı tersine doğru çeviriyor. Politik film yapmaktan çekinmeyen, toplumun derdini kendisine dert edinen sinemacılar geliyor. Bu, kuraklaşmış sanat ortamımıza güneş gibi doğan toplumcu sanatın ışığı.

HER ŞEY SINIFSAL! 

“Ulusal kısa film yarışması”nda 10 film ödül için yarışıyor. Bu 10 filmden 8’i doğrudan günümüz gerçekliğine odaklanmış.

Buse Halaçoğlu’nun yazıp yönettiği “Yakın”; ekonomik krizin giderek derinleştiği ve yoksulluğun artık bir haber değeri taşımadığı günümüzde, işsiz, yoksul ve çocuklarına bir lokma ekmek götürebilmek için didinen bir kadınla, emeğinin sömürüldüğü her halinden belli olan genç bir kadının bir markette alışveriş yapma hikâyesi.

Salih Ortaçay’ın yazıp yönettiği “Gece Mesaisi” ise bir bakıma “1984” yansıması. Bir butik otelde resepsiyonist olarak çalışan genç bir öğrenci, patronu tarafından güvenlik kameralarından sürekli gözetlenir, tuvalette bile. İşin acı kısmı ise şu: Yaşanmış bir hikâye.

İlayda İşeri’nin yazıp yönettiği “Tarla Fareleri”; mülkiyet meselesine eğiliyor ve günümüzün sermaye sahiplerinin bugünlere nasıl geldiğinin, fitilin nereden ateşlendiğinin resmini çiziyor. Türkiye’nin en büyük sorunu tarikatlar, sanatımızın herhangi alanında pek işlenmiyor bu dönem. Ecre Begüm Bayrak’ın yazıp yönettiği “İstiğfar ya da Kar”, bu konuya el atıyor. Film, kendi cemaati tarafından işlenen bir cinayete tanık olan genç bir kadının, cemaatine olan korkusu ile kurbanın ailesine karşı duyduğu vicdan azabı arasında kalışının hikâyesi.

2023’ün şubat ayında yaşadığımız korkunç deprem, hepimizin yaşamını ama en çok da deprem bölgesindeki insanların yaşamını derinden etkiledi. Yaşar Güney Yurdakul’un yazıp yönettiği “Bir Gece Kadar Uzak”, Antakya’da deprem sonrası konteyner kentte yaşayan ve vaktini el yapımı baterisi ile geçiren Seher’in hayallerine olan tutkusu ve gerçekle olan savaşımını anlatsa da unutulmuş bir kentin çehresini bize yeniden hatırlatıyor. Dalya Keleş’in yazıp yönettiği “Yerçekimi”, okulda erkeklerle oynarken olduğu gibi kabul görmeyip bir kenara itilen, kızlar grubuna da uyum sağlayamayan, büyüme sürecinin çetrefilli günlerinde “yerçekimine bile meydan okuyabilen” bir genç kızın hikâyesi.

Berna Sitera Değirmen’in yazıp yönettiği “Aşk ve Diğerleri” ise ırkçı ve cinsiyetçi önyargıların muhatabı olan iki yeni âşığın sevgilerine bağlılıklarının göstergesi.

DİLEK DOĞAN’I HATIRLAMAK 

Senaryosunu Ali Cabbar ve Erol Küçük’ün yazdığı ve Küçük’ün yönettiği “Hazirun”, siyasi protestoların göbeğinde, 20’li yaşlarındaki Ali’nin polis sirenleriyle uyanışı ve komşu dairedeki aramada “hazirun” olarak bulunmaya zorlanmasını ve o sırada yaşananları anlatıyor.

Türkiye’de acılarla ikonikleşen birçok an var. 2015’te, bir ev baskınında polis kurşunuyla öldürülen Dilek Doğan’ın öldürüldüğü an da onlardan birisi. “Hazirun”, politik bir anlatının içine yerleşmiş bir başka politik anlatıyı da barındıran bir film.

Kısa film gösterimlerinin ardından yapılan söyleşilerde dikkat çeken birkaç cümle de kuruldu. Ecre Begüm Bayrak, lafı hiç dolandırmadan “Günümüzde yaşadığımız koşulların adı faşizm. Bunu dert edindik ve ortaya böyle bir şey çıkardık” dedi ve ardından tüm filmlerin yönetmenleri, “otoritenin örgütlü toplumdan daha güçlü olmadığı” mesajını verdi

View the original on Cumhuriyet →

KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.